Dönüşümler, beklentiler ve eğilimlerin arasında dünya siyasi sahnesi

13.11.2018

5. Abu Dabi Stratejik Forumu’nun ilk günü birçok oturumda yoğun tartışmalara sahne oldu. Oturumlarda ABD, Avrupa, Çin ve Hindistan’ın küresel sahnedeki durumları ele alındı.

5. Abu Dabi Stratejik Forumu’nda gerçekleştirilen oturumların gündemlerini küresel güç haritaları ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) deneyimleri oluşturdu.

Forumun ilk gününde odak noktası ABD politikası ve Rus siyasetinin iç ve dış yansımalarıydı.

Büyük bir Asya gücü olarak Hindistan’ın yükselişi ve Çin’in coğrafi ve ekonomik gücü de forum katılımcıların dikkat çektiği diğer konular arasında yer aldı.

Küresel gelişmeler karşısında Avrupa’nın takındığı tutumun da değerlendirildiği forumda katılımcılar, Avrupa’nın eski rolünü yeniden kazanmaya çalıştığı ya da küresel güç dengesinde yeni bir rol aldığı şeklinde görüşler ileri sürdü.

Forumda Afrika kıtasının potansiyelini de değerlendiren uzmanlar, güvenlik, istikrar ve gelişmenin önündeki zorluklara rağmen Afrika’da büyük bir potansiyel bulunduğuna değindi.

AMERİKAN SİYASETİ

Forumun “ABD Siyaseti” oturumunda katılımcılar, ABD Başkanı Donald Trump ve ABD hükümetinin karşı karşıya olduğu iç ve dış zorlukları ele aldı. Oturumda, ABD içindeki kutuplaşmaya rağmen ABD’li siyasilerinin dış politikadaki yükümlülüklerini iyi bildiği ifade edildi. ABD’nin Soğuk Savaş atmosferine geri dönmenin sinyallerini verdiğinin belirtildiği forumda Çin’in dünya sahnesinde yükselmesinin ABD önündeki büyük sorunlardan biri olduğu yorumu yapıldı.

YUMUŞAK GÜÇ ESKİSİ KADAR ÖNEMLİ DEĞİL

Oturumda bir tebliğ sunan Crisis Group Yönetici Direktörü Robert Malley, “yumuşak gücün” önceki dönemlerde ABD dış politikasında etkili olduğunu ancak bugün bu gücün etkinliğinin sınırlandığını söyledi.

TRUMP ABD HUKUK SİSTEMİNİ GÖZARDI ETTİ

Amerikan Proje Enstitüsü’nden araştırmacı Michael Rubin ise “Trump radikal olarak farklıydı. O ABD politikasında tavır değişikliği öngördü ancak ABD’de hukukun üstünlüğüne dayalı bir sistem olduğunu göz ardı etti. Bu nedenle dış politika yönetiminde Kongre ve diğer kurumlarla koordineli bir şekilde hareket etmeli” dedi.

Uluslararası ilişkiler profesörü Daniel Markey ise Amerika’nın hesaplamalarını genellikle yanlış olan spekülasyonlar üzerine kurduğunu öne sürerek, BAE ve Suudi Arabistan’ın bölgedeki İran ve müttefiklerinin genişlemesi riskiyle karşı karşıya olduğu yorumunda bulundu. Markey’e göre bu konuda Washington’da ciddi bir kafa karışıklığı yaşanıyor.

ABD’NİN ÖZELLİĞİ: KURUMLARIN VARLIĞI

Küresel Güvenlik ve Risk Ar-Ge Merkezi’nden Andrew Paraclieltider ise yaptığı konuşmada, Amerika’yı diğer ülkelerden ayıran özelliğinin, “başkanın yanında kurumların varlığı sürdürmeye devam etmesi” olduğunu söyledi.

BATININ OLAYLARA YAKLAŞIMI RUSYA’YLA FARKLI

“Rusya’nın Siyasetteki Güç Hırsı” başlığıyla yapılan diğer oturumda Rusya’nın son dönem stratejisine odaklanıldı. İngiliz Lordlar Kamarası Milletvekili Pauline Neville-Jones, Batı demokrasilerinin uluslararası ilişkilere yaklaşımının, Rusya’nın yaklaşımından farklı olduğunu söyledi. Jones’a göre, Rusya uluslararası düzeyde gerçekleştirdiği eylemlerde kuvvet kullanımının avantajına güveniyor ve gerektiğinde askeri gücü dahil ederek hedeflerine ulaşıyor.

RUSYA’NIN İTTİFAK KURMASI ZORLAŞIYOR

Uluslararası İlişkiler Konseyi Genel Müdürü Andrei Kurtonov ise bölgedeki son gelişmelerin Rus stratejisinde önemli değişiklikler yapmayı gerektirdiğini savundu. Kurtonov, “mevcut konjonktürde Rusya’nın ittifak kurmasının gittikçe zorlaştığını” öne sürdü.

Moskova Devlet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünün Karşılaştırmalı Politika Yöneticisi Oksana Golotvina ise jeopolitik ve ekonomik faktörlerin Rus dış politikasının temelini oluşturduğunu ve Rusya’nın, ABD ile rekabet etmeksizin Ortadoğu’da faaliyetlerini güçlendirmeye çalıştığını vurguladı.

Avrasya Group Başkanı Cliff Kubchan ise Rusya’nın uluslararası sahnede etkili bir oyuncu olmak için güçlü bir şekilde geri döndüğüne dair bir algı bulunduğunu hatırlatarak, “Rusya bugün hedeflerini rasyonel olarak tanımlayan ve bu hedeflere ulaşmak için iyi hareket eden, dünyanın en güçlü üçüncü kuvveti olarak kabul edilebilir” dedi.

GELECEK: ÇİN

Çin ve son dönemdeki Çin politikaları da “Güç limitleri” başlıklı bir oturumda ele alındı.

Halkların İletişimi Vakfı’nın diplomatik sorumlusu Sonia Li, Çin’in Orta Doğu’daki karayolu inşasına daha fazla yatırım yapmasını beklemenin doğal olduğunun söyledi.

ÇİN YOLLARI ALTERNATİF ÜRETİYOR

Alman Güvenlik Politikası Enstitüsü’nden Sara Kirgerberger’e göre ise, Çin’in köprü ve yol inisiyatifinin küresel ulaşım yollarında herhangi bir çatışma veya acil bir durum söz konusu olduğunda, Avrupa’ya tedarik ve ulaşım hatlarına stratejik alternatif sağladığını söyledi.

Katılımcılar, Çin’in karayolu girişimlerinin, özellikle büyüyen Rus-Çin askeri işbirliğinin güçlendirilmesi noktasında da bir takım endişeler yarattığını dile getirdi.

Oturumda konuşan Washington merkezli Asya Araştırma Ulusal Merkezi’nden Roy Camphason, Çin’in yükselişinde coğrafyanın büyük bir etkisi olduğunu dile getirdi.

“AVRUPA’NIN DÖNÜŞÜMLERİ”

Avrupa’nın Dönüşümleri başlıklı oturumda ise Avrupa’da yükselen milliyetçilik ve Avrupa sisteminin sürekliliğini tehdit eden iç sorunların nasıl ortadan kaldırılabileceği ele aldı.

Cenevre Güvenlik Politikası Merkezi Küresel Risk ve Esneklik Programı Direktörü Jean Marc Riquley tebliğinde Avrupa’nın iki zorlukla karşı karşıya olduğunu öne sürdü. Bu zorluklardan ilkinin İngiltere’nin AB üyeliğini sona erdiren BREXİT sürecinde yaygınlık kazanan sağcı ve milliyetçi eğilimlerin kıtaya yayılarak AB’yi dağılma noktasına getirme olasılığı olduğunu söyleyen Riquley, ikinci zorluğun ise uluslararası ilişkilerde çok taraflılığı reddeden Trump yönetimiyle ittifakın giderek zorlaşması olduğunu belirtti.

ABD Marshall Fonu’ndan kıdemli araştırmacı Sir Michael Lee, “Avrupa’daki entegrasyon sorunları ve küreselleşmenin olumsuz boyutları bölgedeki popülist ve milliyetçi çağrıların artmasını sağladı” ifadelerini kullandı. Lee, Mayıs ayında yapılacak seçimlerde Avrupa Parlementosu’ndaki popülist ve sağcı partilerin üye sayısının artacağı öngörüsünde bulunarak, İngiltere’nin AB’den ayrılmasının küçümsenmeyecek kadar ciddi sorunlara yol açtığını söyledi.

“HİNDİSTAN’IN LİDERLİĞİ VE AFRİKA’NIN GERÇEKLİĞİ”

Son oturumda ise katılımcılar Hindistan’ın uluslararası sistemde yeni bir güç olarak yükselişini ve bunun Asya’nın sahneye geri dönüşünü temsil edip etmediğini tartıştı.

Observer Research Foundation başkanı Samir Saran, Hindistan’ın bu rolü oynamaya hazır olduğunu ancak henüz bölge ülkeleriyle yeterli ekonomik bir ağ kuramadığını belirtti.

Emirates Diplomasi Akademisi araştırmacılarından Cenar Dan ise Körfez stratejisinin Hindistan’la işbirliğini kademeli olarak arttırmaya devam edeceğini ifade etti.

Forumda Afrika’nın potansiyel bir güçten uluslararası sistemde aktif bir güce dönüşme olasılığı da değerlendirildi. Cape Verde Eski Dışişleri Bakanı Victor Bourges, Afrika’nın kaygan stratejik ortaklıklara sahip olduğunu ve Afrikalıların stratejik ortaklıklarını yeniden yapılandırma konusunda yardım almaları gerektiğini söyledi.

Forum toplantılarında ilerleyen günlerde jeo-ekonomik dönüşümler ışığında enerji piyasasında yaşanan çalkantılara değinilecek. Bir sonraki tartışmada ise İran’ın bölgesel gücü ele alacak.

Kaynak: Al Bayan