Bahreyn’de ilk kadın meclis başkanı

Bahreyn Gazeteciler Cemiyeti’nde geçen hafta düzenlenen seçimlerde Ahdiyye Ahmed, seçimleri kazanarak 2002 yılında kurulan cemiyetin ilk kadın başkanı oldu.

Bahreyn’de parlamenter hayatın geri dönmesinin üzerinden sadece 16 yıl geçti. Buna rağmen Bahreyn toplumu kendi özgür iradesi ile Meclis Başkanı olarak bir kadını seçti. Bahreyn’de kadınların siyasi haklarının durumunu adil bir şekilde ölçmek için ilk önce, Batılı toplumların kadınların siyasi yeteneklerine inanmak, onlara seçme ve seçilme hakkını verene kadar geçirdikleri yılların sayısını ölçmemiz, ilk Batılı kadın milletvekilinin ne zaman seçildiğini yani toplumun ne zaman kadınların da politikaya girebileceğine ikna olup onları seçmeye başladığını bilmemiz gerekir.

Avrupa’da milletvekilleri seçimlerinde, ilk kadın milletvekili 1907 yılında Finlandinya’da seçilmiştir. İngiltere ve ABD’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı 1918 yılında tanınırken Fransa’da ise kadınlar ancak 1944’te bu hakkı elde edebilmiştir. İlk İngiliz meclisi ise 1225 yılında toplanmıştır. Kısacası tüm toplumların kadınları kendi temsilcileri olarak kabul etmeleri yüz yıllar sürmüştür.

3 KEZ ADAY OLDUKTAN SONRA KAZANDI

Bu bağlamda Bahreyn’de Fevziye Zeynel’in seçimlerde 3 kez aday olduğunu da hatırlatmamız gerekir. İlk kez 2006 yılında yani kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesinden 4 yıl sonra aday olan Fevziye Zeynel, bu seçimlerde 5 erkek aday ile rekabet etmek zorundaydı. Ayrıca aday olduğu seçim bölgesinde o dönemde “Müslüman Kardeşler”in kazanmasına neredeyse kesin bir gözle bakılıyordu.

Aleyhinde olan bu şartlara ve seçimleri kaybetmesine rağmen iyi bir oy oranı elde etmeyi de başardı. İkinci kez aday olduğunda ise bu kez karşısında Selefiler bulunuyordu. Ama yine de birinci turu geçerek cemaatin lideri ile ikinci tura kalmayı başardı . Bu turda birinci turdan daha fazla oy alsa da küçük bir farkla seçimleri kaybetti. Üçüncü kez aday olduğunda ise dini akımların etkisi Bahreyn’in birçok bölümünde gerilemişti. Bu da Fevziye Zeynel’in kazanma fırsatını arttırdı.

Fevziye Zeynel örneğindeki en güzel ayrıntı ise katıldığı her seçimde kendisine en büyük desteğin, seçim kampanyasını yöneten, maddi, manevi ve lojistik destek veren eşi ve oğlundan gelmesidir. Daha da güzel olanı ise kendisine en çok erkeklerin oy vermiş olmasıdır. Bana göre bu, Bahreyn toplumunun başarılarının en önemli göstergelerinden biri sayılmalıdır.

Bu konuda Zeynel Hanım şunları söylüyor, ”O dönemde eşimin davranışını ve bana verdiği sonsuz desteği unutamam. Aslında ben üçüncü kez aday olmak istemiyordum. Ama o aday olmam için ısrar etti. Seçim kampanyasının çok maliyetli olacağı, hatta belki de oğlumuzun evliliği için kenara ayırdığımız birikimimizi harcamak zorunda kalabileceğimiz gibi gerekçeler öne sürerek onu ikna etmeye çalıştım. Ama oğlum da aday olmam için ısrar edince kabul ettim.”

Bilindiği gibi herhangi bir toplumda kadınların durumunu değerlendirebilmek için kota sistemi olmadan kendi özgür iradesi ile yaptığı seçimleri gözlemlemek gerekir. Eğer seçimlerinin ırkçılık, cinsiyetçilik, din ve dil ayrımcılığından uzak olduğu görülürse bu toplum, geri kalmışlığın tezahürlerini ve önündeki engelleri aşmayı ve insanlığın geniş ufkuna ulaşmayı başarmış demektir. Çünkü seçme konusunda kendilerine genişlik sağlanan toplumlar, diğer değerlerden çok yetenek, verimlilik, imkan ve kabiliyet gibi değerleri dikkate alır. Kendi iradesi dışındaki herhangi bir biyolojik etmene bakılmaksızın seçme konusunda bu genişliğe sahip olanlar, kuşkusuz en önemli “sivil” sınavlarında da başarılı olacaklardır.

Bu noktada, Bahreynliler kendilerine özgür iradeleri ile seçme hakkı verildiğinde, üzerlerindeki vesayet kaldırıldığında, İman ya da Müslüman Kardeşler gibi kendilerini dayatan toplumu kendileri ya da cehennem arasında seçim yapmak zorunda bırakan gruplardan kurtulduğunda sivil bir toplum olabileceklerini kanıtlamışlardır.

Aynı şekilde cinsiyet ayrımı gözetmeksizin kadınlara erkeklerle eşit bir şekilde davranan, siyah ve beyaz demeyip ırkçılık yapmayan, inançlar konusunda ayrımcılık yapmayan, herkese adil ve eşit bir şekilde muamele eden bir toplum olduğunu ispatlamıştır. Bu genişlik, herhangi bir toplumun sivil ve çağdaş görünümünü en iyi şekilde ortaya çkaran toplu bir birikimdir.

Bütün bunlardan daha da önemli olan gösterge, Bahreyn’de meclis, belediye seçimleri ya da herhangi bir sivil kurumda düzenlenen seçimlere katılan bayanların tamamının seçim kampanyalarını erkeklerin yönetmeleri, hatta bazen kampanya müdürlüğünü eşi veya kardeşinin yapmasıdır. Bu gösterge bize, kendisini geriye çeken, engelleyen, yavaşlatan her türlü bağlayıcı toplumsal bakış açısından kurtulmuş olan bu toplumun ne kadar kendisine güvenen ve güçlü bir toplum olduğunu gösterir.

Bundan sonra ancak kadının toplumdaki durumunu değerlendirmede kadınların iş gücündeki oranları, lider pozisyonlarda yer alan kadınların oranı, geçmişte sadece erkeklerin tekelinde olan mesleklerde çalışan kadınların oranları, memurluk düzeyinde kadınlar ve erkekler arasındaki farkın ölçülmesi gibi diğer geleneksel göstergelere bakabiliriz. Bu göstergeler ise mevzuat sistemleri, devlet politikaları, toplumun kanaat ve inancından çok devlet liderlerinin kanaat ve inancı tarafından belirlenir.

Bahreyn liderliği, Bahreyn toplumunun kadınların toplumdaki yeri konusunda ulaşmış olduğu bu özgür kanaat ve anlayışta yardımcı bir rol oynamıştır. Eşine Kadınlar Yüksek Kurulu’na başkanlık etme ve yardımcı yasama konseyi olan Şura Meclisinde bulunma fırsatı veren, kabinenin birden fazla üyesini kadınlardan seçen Bahreyn Kralı, bu politikaları ile kadınların önündeki engellerden bazılarını kaldırmıştır. Kralın bu güveni, yapay ve topluma yabancı olan birçok engelin ortadan kalkmasına da yardımcı olmuştur. Böylece soylu Bahreyn halkı kendisini ifade etmek için ihtiyaç duyduğu özgür ortamı elde etmiştir.

Son olarak, son milletvekilleri seçimlerinde 6, belediye seçimlerinde ise 4 kadının seçimleri kazandığını hatırlatalım.

Şarkul Avsat