Petrol ve et arasında iklim değişikliği

Necib Sab

Arap Çevre ve Kalkınma Forumu (AFD) Genel Sekreteri ve “Çevre ve Kalkınma” dergisinin editörü

“Petrol ülkeleri verimliliği artırarak yenilenebilir ve temiz kaynakları enerji bileşenlerinin temel bir unsuru haline getirerek emisyonları azaltma önerisine itiraz etmedi. Ne var ki sığır eti üreten ülkeler bu türden bir üretimin ve tüketimin çevre ve sağlık üzerindeki etkisine itiraz etti.

Yüzlerce bilim adamı nihayet uluslararası bir toplantıda Küresel Çevre Derneği’nin (GEO) altı yıllık çalışmalarının sonuçlarının bir özetini sundu. Amaç, devletlerin, ortak bilimsel görüşlere dayanarak başlıca çevresel tehditler ve çözüm yolları hakkında ortak bir bildiri üzerinde anlaşmaktı. Mart ayında yayınlanacak olan rapor, doğal kaynakların verimli bir şekilde kullanılmasına ve karbon salınımının azaltılmasına yönelik eylemlerin hızlandırılmasını tavsiye ediyor. Rapor, emisyonların iklim değişiklikleri üzerindeki etkisini incelemekle kalmıyor, havanın kalitesi üzerinde de duruyor. Zira Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hava kalitesindeki bozulmanın hastalıkların yaygınlaşmasında en büyük çevresel etken olduğunu vurguluyor.

Rapor, küresel ısınmayı bir buçuk derecenin altında tutma hedefine ulaşmanın, insanın kendisini tehdit eden doğal afetlerden kaçınmak için kabul edilebilir en yüksek seviye olduğunu, bunun ise yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarına hızlı bir geçiş gerektirdiğine dikkat çekiyor. Aynı zamanda, verimliliği artırmak ve israfı azaltmak için tüketim ve üretim düzenlerinde de bir ayarlama gerektiğini vurguluyor.

BİYOÇEŞİTLİLİĞİN ÖNEMLİ ÖLÇÜDE AZALIYOR

Rapor, türlerin azalması nedeniyle biyoçeşitliliğin önemli ölçüde azaldığı, orman kaynaklarının aşırı tüketildiği, sürdürülemez arazi kullanımının yaygınlaştığı, yoğun tarım nedeniyle ormanların azaldığı, toprakların kirlendiği ve ekilebilir toprak alanlarının küçüldüğü konusunda uyarıyor. Rapor ayrıca, sürdürülebilir üretim yöntemlerini benimseyerek ve tüketim modellerini ayarlayarak, tabiatın tarımsal üretimin çevresel etkilerine katlanabilme yeteneğini hesaba katma çağrısında bulundu. Aylar önce yayınlanan bilimsel bir rapor da et ve süt üretiminin, arazi kalitesindeki düşüşün ve iklim değişikliğinin ana nedenlerinden biri olduğunu ortaya koydu. Hayvancılık beslenmede kalori ihtiyacının yalnızca yüzde 18’ini sağlarken tarım alanlarının ise yüzde 83’ünü kullanıyor. Sığır çiftlikleri, gerek yem üretimi gerekse katı, sıvı ve gaz atıkları oluşturmaları nedeniyle sera gazının ana kaynaklarından biri olarak gösteriliyor.

Raporda ayrıca doğal yemlerin üretilemediği kurak alanlarda sığır yetiştiriciliğinin doğal meralarda yetiştirilenden 12 kat daha fazla sera gazı oluşturduğuna dikkat çekildi. Et ve süt tüketimini azaltmak, çevresel etkileri ve iklim değişikliğini sınırlandırmada en hızlı yollardan biri olarak gösterildi. Raporda uygun doğal meralarda büyük baş hayvan yetiştirmenin yanı sıra sebze, tahıl, tavuk ve balık tüketimini artırarak et tüketiminin azaltılması gerektiği kaydedildi.

BİYOGAZ ÜRETİMİNDE EN ÖNEMLİ ÜLKE BREZİLYA

Brezilya, et üretimindeki gelişmiş pozisyonuna ek olarak biyogaz üretiminde de önemli bir yere sahip. Hatta ABD’den sonra ikinci sırada yer alıyor. Biyoyakıtların yanması (özellikle bitkilerden üretilen etanol) petrolden yüzde 90 daha az emisyon salıyor. Bu nedenle Brezilya, sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar yüzde 43 oranında azaltma taahhüdü verdi. Brezilya’nın bu taahhütleri yerine getirmek için atacağı adımlar öncelikli konular arasında yer alıyor. Brezilya’da biyogaz üretimi için geniş arazilerin ekilmesini ihtiyaç duyulan şeker kamışı ve mısır vasıtasıyla yapılıyor. Ancak bu, çevrenin bozulmasına ve biyolojik çeşitliliğin azalmasına neden olan ormanların kesilmesi pahasına yapılıyor. Ekilebilir arazi bitkilerinin yakıt üretimi için kullanımı, yüz milyonlarca aç insanı beslemek için gerekli olan gıda üretimini ciddi bir şekilde etkiliyor.

Çevre raporu, farklı ihtiyaçlar ile biyoçeşitliliğin, ormanların ve aç insanların yeme hakkının korunması arasında bir denge kurulması gerektiğini vurguluyor. Aynı zamanda biyoyakıt kullanımından kaynaklı emisyonların azaltılması konusunda çağrı yapıyor.

Petrol ihraç eden ülkeler düzenlenen son toplantıda fosil yakıtları azaltma, büyük ölçüde yenilenebilir enerjiyi benimseme ve verimlilik önlemlerini güçlendirme yoluyla emisyon azaltma çağrısına itiraz etmedi. Söz konusu ülkeler geçmişte bu başlıklara birçok kez itiraz etmişti. Gelinen nokta, son yıllarda ekonomiyi enerji bileşenlerinin temel bir unsuru olarak çeşitlendiren güçlü politikalardan kaynaklanıyor. Sürpriz itiraz ise Brezilya’dan geldi. Brezilya, biyoyakıt üretimi yapılan alanlara getirilen kısıtlamaya güçlü bir şekilde muhalefet etti ve bunun ulusal bir egemenlik hakkı olduğunu savundu.

Arjantin de sığır üretimi ve tüketimindeki savurganlığın çevresel ve sağlık etkilerine doğrudan atıfta bulunan rapora itiraz ederek Brezilya’nın yanında durdu. Zira Arjantin, dünyanın en büyük altıncı sığır üreticisi iken Brezilya ikinci sırada yer alıyor.

ABD, fosil yakıtlardan kaynaklanan emisyonların azaltılmasına, yenilenebilir enerjinin benimsenmesine ve karbondioksitsiz bir ekonomi işleyişine itiraz etmedi. Ancak patentleri ellerinde bulunduran büyük şirketlerin çıkarlarını korumak için teknolojinin gelişmekte olan ülkelere kısıtlama olmaksızın nakledilmesi çağrısının karşısında pozisyon aldı.

Her ne kadar ülkelerin gerek petrolde ve et üretiminde, gerekse biyoyakıtlarda halklarına fayda sağlayacak gelir kaynaklarını savunma hakkına sahip olsa da yapılan açıklamalar çevreye saygı duyulmasının da bir hak olduğu yönünde. Sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için ekonomiye ve çevreye dair gerekliliklerin dengelenmesi gerektiği ifade ediliyor. Karbonsuz bir ekonomiye geçiş çağrısı yapan gelişmekte olan ülkelerin bu hedefe ulaşmak için gelişmiş ülkelerden teknolojik ve finansal destek alma hakkına sahip olduğu kaydediliyor.

2050’de 10 milyar insanın enerji, yiyecek ve su ihtiyacının karşılanması için üretilen miktarın iki katına çıkarılması gerektiği yönündeki açıklamalara ise itiraz ediliyor. Zira ne kadar yenilikçi yöntemler yaratılırsa yaratılsın çevresel zararların da artacağı vurgulanıyor. Yapılması gerekenin ihtiyaçları karşılamak için daha az kaynak kullanmak, verimliliği artırmak ve israfı önlemek olduğuna dikkat çekiliyor. Zira kaynakların rasyonel kullanımını sağlamak için tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi gerekiyor.”

Şarkul Avsat