Lübnan Kuvvetleri Esed ile normalleşmeye nasıl bakıyor?

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Başbakan Saad Hariri ile hükümetin Temsilciler Meclisi’nden güvenoyu almasından sonra düzenlediği ilk oturumda, Lübnan ve Şam rejimi arasındaki ilişkilerin normalleşmesine engel olan unsurların yanı sıra mültecilerin ülkelerine geri dönüşü meselesine odaklandı. Ancak oturum sırasında Avn, mültecilerin ülkelerine geri dönüşlerinden yana olan (Maruni Hristiyan) Lübnan Kuvvetleri (LK) Partisi’ne mensup Bakanlar tarafından sert bir duruşla karşılaştı.

Avn, kendisi ve LK arasındaki sıcak tartışma sonrasında oturuma ara verirken, “Direniş Ekseni”ni destekleyen bakanlardan da destek aldı. Bu çerçevede kaynakların belirttiğine göre, Hariri toplantı sırasında sessizliğini korurken, gerginlik seviyesinin azaltılması uyarıları yapıldı.

Ancak oturuma ara verilmesi, Cumhurbaşkanı Avn’ın ifadelerine yönelik tepkilere engel olmadı.

Beyrut ve Şam arasındaki ilişkilerin normalleşmemesi, Suriyeli mültecilerin de ülkelerine geri dönüşünü geciktirirken, söz konusu tartışmaya itiraz eden bakanlar da “Cumhurbaşkanlığı İlişkileri Bakanı Pierre Raffoul başta olmak üzere bakanlar, Suriyeli üst düzey liderlerle iletişimi bırakmadı.

Binlerce mülteciyi ülkelerine iade etmeyi başarmış Genel Güvenlik Müdürü Tuğgeneral Abbas İbrahim’e verilen tüm siyasi taraflarla görüşme rolünün yanı sıra Şam’a haftalık toplantılar düzenleniyor. Yirmi yıldan fazla bir süredir görevinde bulunan Lübnan-Suriye Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Nasri Huri’nin rolüne değinmiyoruz bile. Bu halde Suriyelilerin geri dönüşünü engelleyen unsurlar ne?” sorusunu gündeme getirdi.

Caca: Siyasi sahtekarlık sürecindeyiz

Beyrut ve Şam arasındaki ilişkilerin normalleşmesine karşı çıkanlar, normalleşme süreciyle yerlerinden edilmişlerin geri dönüş düzenlenmelerini hedeflemedikleri, bazı Arap ülkeleri tarafından Şam’daki büyükelçiliklerini açma yönünde alınan kararlar ışığında Suriye rejimini ayakta tutmayı amaçladıkları belirtiliyor. Bu çerçevede LK Genel Başkanı Samir Caca, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Yerinden edilmişlerin ülkelerine geri dönüşlerini engellenmesi konusunda taşıdığımız sorumlulukta şu an en büyük ‘siyasi sahtekarlık’ sürecinden geçiyoruz” dedi.

Caca, “İki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmeye başlamasının, yerinden edilmişlerin geri dönüşüne uzanacağına dair Cumhurbaşkanı Avn’ın inandırıcı kıldığı siyasi yön ne? Amacın, Suriye’nin demografik bir değişim geçirdiği bir zamanda onları iade edecek gibi görünmeyen Beşşar Esed rejiminin ayakta kalması olduğu görülüyor” dedi. Samir Caca ayrıca, “(Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareketi ve Necip Mikati ile Temmam Selam hükümetlerinde çoğunluğu oluşturan müttefiklerini, siyasi bir çözüme bağlı olmadan bugün mültecilerin geri dönüşlerini güvence altına alma konusunda Suriye rejimi ile iletişim kurmaktan ne alıkoyuyor?” şeklinde konuştu.

İran’ın, Esed’in ayakta kalmasına ihtiyacı olduğuna dikkati çeken Caca, “Tahran’ın rejime yatırım yapması ve askeri harcamaların yanı sıra milyar dolarlar harcaması dolayısıyla Hizbullah’ın da mültecilerin geri dönüşü için çalıştığını” belirtti. Caca, “Mültecilerin geri dönüşlerini finanse etmek amacıyla, Suriye’deki güvenli bölgeleri güvence altına almak için uluslararası toplumla iletişim halindeydik ve bu durumu sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Caca, Esed rejiminin Suriye’deki belirli bölgelere yerleşim sağlamak için Afganistan, Pakistan ve bazı ülkelerden yerlerinden edilmiş belirli sınıflarda grupları getirdiğine dair verilerin olduğunu söylerken, “Bazı taraflar, mültecileri davet ediyorlar? Bu tür kampanyalara öncülük edenler, bu sorunda ilk sırada olduklarının farkındalar. Onlar, Dera ve Doğu Guta’ya geri dönenlere sağlanan Rus güvencelerine uymadılar” dedi. Bu nedenle mültecilerin geri dönüş şartı olarak iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin Esed rejiminin ayakta kalmasını amaçlayan açık bir girişim olduğuna dikkati çeken Caca, “Mültecilere şu ana kadar neden geri dönüş daveti yapılmadı?” dedi.

İki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirmek üzere düzenlenen kampanyanın, Suriye’yi Lübnan’ın ev sahipliği yaptığı Arap Ekonomik Zirvesi’ne davet etme konusunda Cibran Basil’in öncülük ettiği başka bir kampanyanın bir parçası olduğu belirtildi.

Aksi halde Esed rejimi ile ilişkilerin normalleşmesi ve Suriye rejiminin Başbakan Hariri’yi, (Dürzi) İlerici Sosyalist Parti lideri Velid Canbolat’ı ve LK lideri Samir Caca’yı terör listesine dahil etmesi arsındaki bağlantı nasıl kurulabilir?

Şarkul Avsat