Makri: Sorun Buteflika değil, sistemin kendisi

Cezayir’in muhalefet partisi Sosyalist Güçler Cephesi (FFS) lideri ve 18 Nisan’da yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan Abdurrezzak Makri, seçimlere katılımın, tüm sahtekarlıklara rağmen mevcut duruma boyun eğmemek ve vatandaşlara alternatif sunmak için siyasi bir direniş olmaya devam ettiğini belirtti.

Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda Makri, tek adayla seçimlerin yapılmasına karşı çıkan partiler ve önde gelen kişilerin çabalarına dikkati çekerek, “Herkes bu girişime çok geç kalındığını ve gerçekçi olmadığını kabul etti. Genel durumla ilgili istişarelere devam etme konusunda uzlaşıya vardık” ifadelerini kullandı. Makri muhalefetin, kendilerini liyakatle temsil edecek herhangi bir aday üzerinde mutabık kalması halinde adaylıktan geri çekilmeye hazır olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’nın beşinci kez seçilebileceğini düşünen Makri’ye göre Buteflika’nın görevde kalma isteği, Cezayirlilere yapılmış bir hakaret.

İşte Cezayir’de cumhurbaşkanlığına adaylığını koyan Abdurrezzak Makri ile yaptığımız röportajın tam metni:

-2019 cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının başlamasına bir ay kala, Buteflika karşısına muhalif aday olarak yalnızca Abdurrezzak Makri çıkmış gibi görünüyor. Sizce bu doğru mu?

Hayır. Ali Bin Felis, Abdulkadir bin Karine, Abdulaziz Bilayd, Raşid Nekkaz ve Mehdi Gani gibi potansiyel adaylar da var.

-Peki, sizce neden muhalefetin Cumhurbaşkanlığı yarışına girmek için “mutabakat adayı” bulma girişimleri başarısız oldu?

Çok sayıda çoklu ve ikili görüşme yaparak bunun nedenini öğrenmeye çalıştım. Bir isim üzerinde uzlaşıya varılması halinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğumu açıkladım. Üzerinde hemfikir olunabilecek isimler önerdim. Ancak hiçbir sonuç alamadım. Ardından Adalet ve Kalkınma Cephesi’nin girişimiyle devreye girdik. Bir müzakere toplantısı gerçekleştirdik. Ancak toplantıya muhalefet partilerinden az sayıda katılım oldu. Toplantıda halk hareketleri ele alındı. Herkes bu girişim için geç kalındığını ve gerçekçi olmadığı konusunda hemfikirdi. Bu nedenle genel bir durum değerlendirmesi yapmak için müzakerelere devam etmeye karar verdik.

Muhalefetin üzerinde anlaştığı bir adayın olmamasının muhtemel nedeni seçimlere güvenilmemesi. Çünkü Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’nın beşinci dönem için gireceği seçimlerde hile yapılmayacağı konusunda garanti verilemiyor.

Her ne kadar muhalif adaylar arasında seçim günü yapılacak olası hilelere karşı dayanışma olsa da, beşinci kez seçime girecek bir aday karşısında kazanmanın zor olduğu kesin. Muhalefet, bir aday üzerinde uzlaşıya varsa bile, mevcut güç dengesi ışığında Buteflika’nın beşinci dönemine devam etme olasılığı daha yüksek. İktidar, oy sayım kayıtlarından çıkan sonuçlardan ziyade Buteflika lehine sahte bir oy oranı duyuracak. Çünkü iktidar, yargı ve güvenlik birimleri tıpkı önceki tüm seçimlerde olduğu gibi bu konuda da birlikte hareket edecek. Peki, yeni yeni şekillenmeye başlayan halk hareketi bu denklemi değiştirir mi? Bunu da bize zaman gösterecek.

-Buteflika’nın kazanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Geriye kalan adaylar ise nihayetinde iktidarın kendilerinden istediği sahte bir yarışa katılma rollerini üstlenmiş olacaklar. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Tüm hilelere rağmen, seçimlere katılım, mevcut duruma boyun eğmeyi reddetme ve vatandaşlara alternatif sunma konusunda siyasi bir direniş olmaya devam ediyor. İçinde bulunduğumuz bu rezil durum değişmeli. Milyonlarca vatandaş sandığa gitmeli ve Buteflika’nın beşinci kez seçilmesine karşı çıkmalı. Yaklaşımımız bu. Sokaktaki buna karşı yapılan barışçıl gösterileri destekliyoruz.

-Binlerce Cezayirli çeşitli bölgelerde Cumhurbaşkanı’nın beşinci dönem için adaylığına karşı gösteriler yapmak üzere sokağa çıktı. Sizce bu protestolar siyasi bir çerçeve içine alınmalı mı yoksa kendi haline mi bırakılmalı? İktidar buna olumlu bir yaklaşım gösterir mi, yoksa gösterilerin önümüzdeki günlerde büyümesi halinde güç kullanır mı?

Barışçıl gösteri düzenleme hakkı Cezayir Anayasası ve tüm uluslararası ilke ve geleneklerin güvence altına aldığı bir haktır. Belki de partili aktivistlerin bu harekete katılmaması gösterilerin başarıya ulaşmasının en büyük garantisidir. Önemli olan bu hareketin iktidar tarafından günah keçisi haline getirilmesini engellemektir. Ayrıca, partilerin çağrılmadıkları bir harekete liderlik etmeleri de etik değildir. Tek görevleri bu gösterileri desteklemek ve barışçıl bir şekilde devam etmesine katkıda bulunmaktır.

Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var. O da Cezayir’deki asıl sorunun yalnızca Buteflika’nın beşinci kez adaylığını koyması değil, bütün siyasi sistemdir. Buteflika rejimi de bu sistemin bir ürünüdür.

Buteflika’nın beşinci dönem için adaylığını koyması, başta bizim jenerasyonumuz olmak üzere tüm Cezayirlilere hakarettir. Bununla birlikte bu sorunun hükümet sistemi içinde yeni bir taraftar mücadelesine dönüşmesinden korkuyorum. Demokratik bir geçiş süreci fırsatını kaçırdık. Ulusal fikir birliği girişimi teklifimiz, gerçek bir rekabete girmeden önce seçimlerde yapılan hilelere çözüm getirebilirdi. Amaç mevcut siyasi sistemin zayıflığından yararlanarak gerçek bir demokratik geçiş sağlamaktı. Krizden yararlanan oluşumlar arasında güç değişimi sağlamak değil.

-Cumhurbaşkanı Buteflika’nın “bilincinin yerinde olmadığı” ve “yakın çevresi tarafından rehin alındığı” şeklindeki söylentileri güvenilir buluyor musunuz? Bu nedenle iki hafta önce Cezayir resmi haber ajansı APS tarafından yayınlanan Buteflika’nın adaylığının duyurulduğu mesajın ona ait olduğuna inanıyor musunuz?

Buteflika’nın Cumhurbaşkanı olarak ölmek istediğinden şüphe yok. Cezayir siyasi sistemini, kendisinin hayatta kalmasına bağladığını söyleyebilirim. Yataktan kalkamayacak derecede hasta olmasına rağmen çevresindekileri arkasında kalmaya cesaretlendiren dengeler kurdu. Fakat kimse kendini diğerlerine kabul ettiremiyor. Bununla birlikte bu kişilerden biri üzerinde uzlaşıya varılamıyor. Sonuç olarak yatalak Buteflika’nın ölümüne kadar etrafındakiler arasındaki “Soğuk Savaş” sürmeye devam edecek.

Barış Toplumu Hareketi’nde (MSP) bu verilerle bilgilendirmek, muhalefet düzeyinde ulusal bir fikir birliği oluşturmak ve siyasi reformlar yoluyla geçiş sürecini tanıtmak istedik. Seçimlerin altı aydan bir yıla kadar ertelenmesini talep ettik. Fakat Buteflika’nın arkasındakiler bu projenin dengelerini değiştirmeye odaklanacak gibi görünüyorlar. Bu girişimlerden çekiniyorlar. Bu yüzden insanların masadaki herkesi barışçıl bir çerçevede görmesini temenni ediyorum.

-Son olarak, Abdurezzak Mukri’nin cumhurbaşkanı seçilmesi halinde öncelikleri neler olacak?

Basın karşısında “Cezayir Rüyası” adında bir program sundum. Bu program üç ana eksenden oluşuyor. Bunlar; “krizin çözülmesi”, “demokratik dönüşüm ve iyi bir yönetim şekli ortaya koyan siyasi vizyon” ve “tüm sektörler için endüstriyel programlar içeren ekonomik vizyon” olarak belirlendi.

Seçimden zaferle çıkmam halinde atacağım ilk adımlarımdan biri, çağrıda bulunduğum uzlaşı hükümeti için bir düzenleme yapmak olacak. Cezayirliler için etkili ve tarafsız olarak bilinen bir başbakan atayarak işe başlayacağım.

Bir uzlaşı hükümeti kurarak bu fikir birliğini somutlaştırmayı planlıyoruz. Mevcut anayasada ise referandum yoluyla halka sorularak değişiklikler yapmayı istiyoruz. Devlet kurumları arasında denge ve koordinasyon sağlanması da öncelikli siyasi reformlarımız arasında yer alıyor. Bununla birlikte bağımsız bir Ulusal Seçim Komisyonu kuracağız. Partilerin ve derneklerin kurulmasının kolaylaştırılması, medya üzerindeki baskı ve yürütme organının yargı üzerindeki kontrolünün sona ermesini sağlayacağız. Yolsuzluğu sona erdiren ve ülkenin zenginliklerinin yağmalanmasını engelleyen ekonomik reformları başlatacağız.

Yerli ve yabancı yatırımlar için ihtiyaç durulan iş ortamını sağlamanın yanı sıra, Cezayir Rüyası’nı gerçekleştirmek için tarım, sanayi ve hizmet sektöründe iki milyon tesis kurulması için harekete geçeceğiz. Programımız, rakamlar ve belirli tarihlerle oluşturuldu.

Şarkul Avsat