Bender, 1984’deki İran-Irak savaşında silahlanma krizinin nasıl çözdüğünü anlattı

Suudi Arabistan eski İstihbarat Başkanı, Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri ve Washington Büyükelçisi ünlü Suudi siyasetçi Prens Bender bin Sultan, Independent Arabia ile gerçekleştirdiği özel röportajın bir önceki bölümünde Kral Abdullah bin Abdulaziz ile ABD eski Başkanı George W. Bush arasında Filistin meselesine dair yaşananlar hakkında konuşmuştu. Ayrıca 60’lı yıllarda eski Katar Emiri Şeyh Hamad bin Halife ile tesadüfen bir araya gelmelerinden bu yana Katar liderliği ile ilişkisine değinen Prens bin Bender, eski Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Hamad bin Casim’den halihazırdaki Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad’a kadarki sürece dair açıklamalarda bulunmuştu.

Bu bölümde Prens Bender, Suudi Arabistan’ın neden Çin füzeleri aldığından ve 1973 savaşına hazırlık olarak Mısırlı pilotların Suudi toprağında aldıkları eğitimden bahsediyor. Libya’daki Lockerbie davası ile Suudi Arabistan’ın Libya’daki ambargoyu sonlandırmadaki rolünü görmezden gelmeye çalışan merhum Libya lideri Muammer Kaddafi ile arasında yaşananları anlatan Prens, Sovyetler Birliği’nin son lideri Mihail Gorbaçov ile kendisini bir araya getiren meseleler hakkında konuştu.

PERSHİNG FÜZELERİ

Prens Bender bin Sultan, Kral Fahd bin Abdulaziz’in, 1984 yılında Irak’ın Tahran’ı ve İranlıların da Bağdat’ı füzelerle hedef almasının ardından, Suudi hava kuvvetlerinin ve askeri savunmaların nasıl geliştirileceği hususunda endişe duymaya başladığını söyledi. Her iki taraf da başkentleri hedef alabilecek güce sahipti.

Merhum liderler Fahd bin Abdulaziz ve Ronald Reagan, 1985’te ilk Washington ziyaretinde. Fotoğrafın sağında Prens Bender bin Sultan, solunda ise Prens Suud el-Faysal görünüyor (Getty)

Bunun, Riyad’ın herhangi bir saldırının hedefi olabileceği anlamına geldiğini dile getiren Prens Bender, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kral Fahd, İran veya Irak’ın herhangi bir başkenti hedef alması durumunda, bu saldırıdan sadece Riyad’ın değil, Zahran, Abkayk ve ed-Dammam’ın da etkileneceğini düşünüyordu. Bundan dolayı caydırıcı bir güce ihtiyaç vardı. Bu kuvvet, ya düşman veya muhtemel düşman hedeflere ulaşabilecek menzile sahip olan karadan karaya füzeler ya da yakıt ikmali yapabilen ve ağır yükler taşıyabilen bombardıman uçakları olacaktı. O sıra F15-A model bir taarruz uçağı satın aldık. Uzun menzilli, havada yakıt ikmali yapabilecek ve ağır yükler taşıyabilecek F-15E Strike Eagle tipi uçakları ve ABD Pershing füzelerini istiyorduk. Bu füzeler iki çeşitti. Bunlardan biri, nükleer savaş başlığa sahipti, diğerinde ise tipik füze başlığı bulunuyordu. İkinci çeşit füzeler, Başkan Ronald Reagan döneminde, Sovyetler ile Amerikalılar arasındaki anlaşmazlık noktalarından biriydi. Anlaşmazlık, Amerikalıların bunların Avrupa’ya konuşlandırılmasına izin verip vermeyeceği üzerineydi. Kral Fahd, Şubat 1985’teki ziyareti sırasında Başkan Reagan ile görüşme fırsatı buldu. Kral Fahd, Reagan’a, “Sayın Başkan! Sizinle Krallığın silahlandırılması konusunu görüşmek istiyorum. Irak ile İran arasında yaşananları ve o bölgeye yakın petrol kuyuları olduğunu biliyorsunuz. Sizin tarafınızdan stratejik olarak silahlanmak istiyoruz” dedi. Reagan cevap olarak, “Seni destekliyorum ama sana karşı dürüst olmak zorundayım. Kongre bunu kabul etmeyecek” dedi. Bunun ardından Kongre ile görüştüğünü fakat destek olmayacaklarını dile getiren Reagan, Kral Fahd’a, eğer isterse tekrar deneyeceğini söyledi. Kral Fahd ise cevap olarak, “Hayır, bizden dolayı Kongre’yi kaybetmeni istemeyiz” dedi. Kral Fahd, Başkan Reagan’dan, Washington’un belirli ihtiyaçları karşılamaya devam etmediği sürece Riyad’ın istediği gibi silahlanma hakkına sahip olduğuna dair söz almak istedi. Kral Fahd, Reagan’a, “Konuşmalarınızdan birinde Sayın Başkan, barışın güç aracılığıyla geldiğini ve ne kadar güçlü olunursa barış fırsatının o kadar artacağını söylediniz. Aynı ilkeye inanıyoruz ve bu bizim için politik bir ilke değil, imani bir ilkedir” dedi. Reagan, Kongre önünde kendisini zor durumda bırakmadığından dolayı Kral Fahd’a teşekkür etti. Kral Fahd, Reagan’a, “Bir devletin güvenliğini sağlamak için uygun gördüğü her şeyi alma hakkına sahip olduğunu kabul etmiyor musunuz?” diye sordu. Reagan buna olumlu yanıt verdi.”

ABD’nin Pershing füzelerinin ve F15-E’lerin satışını onaylamayı reddetmesi, acil alternatiflerin düşünülmesine kapı açtı. Kral, tatil için Washington’dan Marbella’ya giderken Prens Bender, Aspen’deki çiftliğinde biraz vakit geçirmeyi planlıyordu.

Bender bin Sultan bu arada neler olduğunu şöyle anlatıyor:

“Ziyaretin ardından Kral’ın elini öperek havaalanında kendisine veda etmeye yeltendiğim sırada bana, uçağımın nerde oldu olduğunu sordu. Ben de havaalanın da olduğunu söyledim. Sonra bana, “Yanında görevlilerden herhangi biri var mı? Onlara uçağa binmelerini ve Fransa’daki Nice Havaalanı’na gitmelerini söyle. Oraya gitmeden önce Hayfa’ya haber versinler ve bir bavul hazırlayıp onu da yanlarına alsınlar” dedi. “Nasıl emrederseniz” dedim ve “Nice’e gidecek uçakla mı geleceğim?” diye sordum. Bana şimdi kendisiyle geleceğimi söyledi. Beni uçakta görünce şaşıran bütün heyet, “Kayıp mı oldun? Neden buradasın?” diye sordu.  Bir süre sonra Kral odasına girdi ve beni yanına çağırarak, “Hala Amerikan hava sahasında mıyız?” diye sordu. Ben de “Hayır, çıktık” dedim. Bana, “Başkan Reagan’ın uçak ve füze konusunda ne düşündüğünü duydun. Cevabım hakkında ne düşünüyorsun?” diye sordu. Ben de cevaben, “Her iki durumda da Reagan’ı kaybetmediniz” dedim. Sonra aniden bana, “Tahran’a ulaşabilecek karadan karaya füzelere sahip Avrupa ülkelerini sordu. Ben de bunların Avrupa’da bulunmadığını, Amerika’nın Pershing füzelerini NATO ülkelerine göndereceğini ve bunun, hiçbir ülkenin karadan karaya uzun menzilli füzelere sahip olmadığının delili olduğunu söyledim. Sonra Kral bana, “Fakat Fransa’da var” dedi. Ben de, Fransa’da Pluto olarak adlandırılan füzelerin bulunduğunu, fakat bu füzelerin nükleer başlık taşıdığını ve kısa menzilli olduğunu söyledim. Çünkü Fransa, Sovyetler Birliği sınırlarının yakınında bulunuyor ve Charles de Gaulle, NATO’nun çerçevesi dışında bir atom gücü oluşturma düşüncesinde ısrar ediyordu. Sonra Kral bana İngiltere’yi sordu. Ben de ona İngiltere füzelerinin uzun menzilli ve nükleer başlıklı olduğunu söyledim. Sonra istediğimiz füzelerin Rusya ve Çin dışında hiçbir ülkede bulunmadığını ve Çin ile Rusya arasındaki ilişkilerin 1930’lardan bu yana kopuk olduğunu belirttim.”

Füzeler için bir alternatif: Çin

Prens Bender, Kral ile arasında geçen konuşmayı aktarmaya ara vererek, Suudi Arabistan’ın farkına vardığı bir soruna değindi. Mesele, Çin olmaksızın Tayvan ile ilişkilerin nasıl olacağıydı. Krallık Tayvan’ı tanıyordu, ancak Çin ile Tayvan arasında resmi bir ilişki yoktu.

PRENS BENDER ŞÖYLE DEVAM ETTİ:

“Kral bir süre sessiz kaldı ve sonra, “Rusya olmaz. Reagan bunu kabul edemez, ancak Çin olabilir” dedi. Kral’a, “Çin ile ilişkilerimiz yok. Bu durumda nasıl hareket edeceğiz. Prens Suud el-Faysal iletişime geçmek için Çine mi gidecek?” diye sordum. Kral bunun üzerine, “Hayır, kimse bilmemeli, hatta baban (o sıra savunma bakanıydı) bile. Washington’daki Çin Büyükelçisi ile temasa geçip onu evine davet et. Fakat evde oturmayın, bahçeye çıkın. Çin liderliğine Suudi Arabistan’ın karadan karaya füze satın alma talebimizi iletmesini söyle. Eğer bunu yapabileceklerse, anlaşma için seni göndermeye hazırım” dedi. Kral’a, “Fakat bana Tayvan hakkında sorular soracaklar. Carter, Çin ile temaslarda bulunmaya çalıştı ve aynı zamanda Tayvan ile ilişkilerini sürdürdü. Çin son ana kadar bunu reddetti. Nihayetinde ABD, Tayvan ile olan ilişkilerinin bir ticaret ofisi üzerinden yürütüleceğini kabul etti. Sonra ülke başkentlerinde elçilikler açıldı” dedim. Sonra Kral bana uçakları sordu. Ona F15-E’nin en iyisi olduğunu söyledim. Sonra aramızda bombardıman uçakları hakkında bir konuşma geçti. Ona E’den daha iyisi olmadığını söyledim. Kral bu sözümü teyit etti ve Enver Sedat’ın Mig uçaklarından şikayet ettiğini söyledi. 1973 savaşı hazırlıkları sırasında Mig uçağı kullanıyordum. Yere inemeyeceğimi düşündüğümü hatırlıyorum. Bana başka bir alternatif olup olmadığını sordu. Savunma ve saldırı amaçlı kullanılmak üzere iki çeşit İngiliz Tornado tipi savaş uçakları olduğunu söyledim ve uçakların özelliklerini anlattım. Kral aradan geçen uzun bir zamanın ardından uçaklar hakkında nasıl bu kadar ayrıntılı bilgi sahibi olduğuma şaşırdı. Kendisine uçak ve havacılık dergilerini okumaya devam ettiğimizi söyledim.”

SUUDİ ARABİSTAN İLE MISIR ARASINDAKİ İLİŞKİLER

Suudi Arabistan ile Mısır arasındaki ilişkiler, 1979’dan yılında, özellikle merhum Cumhurbaşkanı Enver Sedat’ın barış anlaşmasını imzalamasının ve İsrail’e ziyarette bulunmasının ardından kopmuştu. Kral Fahd, göreve geldikten sonra eski temasları yeniden kurmaya çalıştı ve bunun için doğru zamanı bekledi.

Prens Bender’den Çine gitmeden önce Kahire’ye gitmesi ve Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek ile görüşmesi istendi. Prens, Kahire’deki bir askeri havaalanına ve daha sonra eski Cumhurbaşkanı Mübarek’in yaşadığı eve gitti.

Prens Bender, Hüsnü Mübarek ile görüşmesinin ayrıntılarını şöyle anlatıyor:

“Hüsnü Mübarek ile görüştüğümüz sırada bana, Kral Fahd’ı görmesi için Usame el-Baz’ı göndermek istediğini söyledi. Ben de ona bundan memnuniyet duyacağımızı söyledim. Aslında, Mısır ile ilişkileri yeniden kurma girişimini başlatan Suudi Arabistan’dı. Kral Fahd, dolaylı olarak Mısır’daki kardeşlere bir mesaj göndermişti. Mesajda, “Sizinle konuşması için tanıdığınız birini (Prens Bender kastediliyor) göndereceğim” yazıyordu.

Prens Bender, “Kral Fahd neden Mısır’a kendilerinin tanıyacağı birini göndereceğini yazdı?” diye sorduğum bir soruyu şöyle yanıtladı:

“Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’i Mısır Hava Kuvvetleri Komutanı olduğu 1972 yılından bu yana tanıyorum. Suudi Arabistan’daki Mısırlı subayları 1973 savaşından önce gizlice eğittik. Suudi üniforması giymelerini sağlıyorduk. İngiltere, Suudi Arabistan’ın Kahire’ye 1973 Ekim savaşına hazır olması konusundaki desteğinin bir parçası olarak Mısırlı pilotları eğittiğini bilmiyordu. Bu tatbikatların birinde, Zahran’da fırtınalı bir hava vardı. Uçaklar Bahreyn’e yönlendirildi. Bahreyn’den Zahran’daki hava üssüne haber geldiği sırada nöbetçi subaydım. Bahreyn’den gelen haberde, kaçırılan bir Suudi uçağı olduğu bildiriliyordu. 1973 savaşına hazırlık tatbikatı yapanlar arasında merhum Enver Sedat’ın kardeşi Atıf Sedat da bulunuyordu. Atıf, savaşın başında şehit oldu.”

Prens Bender sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bahreyn’de bize, uçakta bir Mısırlının ve bir de İngiliz’in bulunduğunu söylediler. Durum neredeyse ifşa olacaktı. Subayın Suudi Arabistanlı olduğunu ve babası Mısır’da büyüdüğünden dolayı kendisinin Mısır lehçesinde konuştuğunu söyledim. Bahreyn’e gittim ve teknik ekipten uçağı hazırlayıp Arabistan’a iade etmesini istedim. Bu, Mısır subaylarının eğitimi sırasında yaşadığımız olaylardan sadece bir tanesi. Hüsnü Mübarek, Mısır pilotlarının eğitimini kontrol etmek için üç ayda bir Zahran’a gelirdi. Bir ya da iki kez Mısır Savunma Bakanı Muhammed Sadık, ekiplerini kontrol etmeye geldi. Süratli Lightning uçaklarını almayı düşünüyorduk. Tüm Migler cepheye gönderildi. Biz ise F-5 filosundaydık ve Tebük’e gittik. Çünkü yakıt depoları buradaydı ve yakıt aldıktan sonra Eilat’a saldıracaktık. Ben de bu filoda bulunuyordum. Saldırının güneyden olacağına karar verdik. Eilat’ta konuşlandırılan tüm savunmalar, pilotların çoğunun ölüm olasılığının yüksek olduğunu gösteriyordu. O gece kimin yaşayacağını ve kimin öleceğini düşünerek sabahladık. Saldırı daha sonra, 11 Ekim 1973 tarihli ateşkes anlaşması nedeniyle iptal edildi.”

“Bu, 1973 savaşı sırasındaki ortaklıklardan biriydi. Bunlar arasında, Mısır ordusuna gelişmiş Amerikan haberleşme cihazları sağlanması da vardı. Bu cihazlar, İsrail’in elinde bulunanlara benziyordu. Bu nedenle İsrail bu cihazların frekansını bozamıyordu. Bazılarının garip bulabileceği bir diğer ortaklık ise Suudi Arabistan’ın kamufle edilmiş yüksek güçlü pompalar satın almasıydı. Böylece askeri planın açığa çıkmaması amaçlanıyordu. Sürpriz olan bir diğer durum ise bu pompalardan birinin Cidde’deki Kral Fahd Çeşmesi’nde kullanılıyor olmasıdır.”

Prens Bender’in söylediğine göre kendisinin Mısır eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek ile ilişki 1972’den bu yana devam etti.

Şarkul Avsat