Şam, Lübnan’daki nüfuzunu artırmak istiyor

Suriye’de çıkan iç savaş sonrasında askıya alınan Lübnan-Suriye Yüksek Konseyi’nin Genel Sekreteri Nasri Huri, son haftalarda yeniden faaliyet göstermeye başladı. Konsey’in yeniden faaliyete geçmesine şüphe ile yaklaşan Beyrut’taki Esed karşıtları ise Suriye’nin, son sekiz senede en düşük seviyeleri gören Lübnan’daki siyasi etkinliğini yeniden kazanmak istediğini düşünüyor. 

Lübnan’da yeni hükümetin kurulmasının ardından randevu talep ettiği bakanlarla görüşme gerçekleştirmeye başladı Huri ilk olarak, uygun şartların oluşmasının ardından Lübnan ve Suriye arasındaki belirli anlaşmaları aktif hale getirmek için randevu aldığı bakanlarla bir araya gelecek.

Huri Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda Yüksek Konsey ve Genel Sekreterliğin görevinin medyada çok öne çıkmasa bile son senelerde de durmadığını belirterek şartların izin verdiği ölçüde iki ülke arasında imzalanan anlaşmaların uygulanmasının takip edildiğini söyledi.

Genel Sekreterliğin, 2013-2014 yılları arasında göçmenlerin ülkelerine dönmesine ilişkin ortak bir yol haritası bulunmasına katkıda bulunduğunu ancak Lübnan tarafının geri adım atmasının ardından işlerin sekteye uğradığını söyledi.  Huri, göçmenlerin ülkelerine dönmesine yönelik yeni yol haritası çalışmalarının sürdüğünü belirtti.

Lübnan-Suriye Yüksek Konseyi, iki ülke arasında 1991 yılında imzalanan ve Lübnan’ın Suriye Vesayetine boyun eğdiği dönemin ardından ikili ilişkilerde büyük bir dönemeç olan kardeşlik ve koordinasyon anlaşması sonrasında kuruldu. Konsey; iki ülkenin cumhurbaşkanları, Suriye Meclis Başkanı, Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı, İki ülkenin Başbakanı ve yardımcılarından oluşuyor.  Resmiyete göre Konsey, tüm alanlarda (Siyaset, Ekonomi vb.) iki ülke arasındaki işbirliği ve genel koordinasyon politikalarını oluşturur ve denetler.  İki ülkenin anayasalarına göre konseyi tarafından alınan karar iki ülke için bağlayıcıdır ve uygulanmak zorundadır.

Ancak 2008 yılında Lübnan ve Suriye arasında diplomatik ilişkiler kurulması ve iki komşu ülkenin diğer ülkede büyükelçilik açma kararı alması konseyin gerekliliği konusunda büyük soru işaretlerini gündeme getirdi ki konseyin görevinin devam etmesine karar verildi. Konseyin görevinin büyükelçiliklerden farklı olduğunu belirten Nasri Huri, iki kurumun özellikle de iki ülke arasında imzalanan anlaşmanın uygulanmasının takip edilmesi noktasında farklılık arz ettiğini söyledi.

Eski Bakan İbrahim Neccar Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Konsey’in gerekliliği konusundaki tartışmaların eskiden beri var olduğunu ancak konseyin şuan öne çıkmasının ve yeniden aktif hale gelmesinin Suriye’nin Lübnan’daki hareket alanının genişlemesi ile eş zamanlı olduğunu söyledi.

Yaşananların Suriye’nin Lübnan’daki siyasi etkisini yeniden geri kazanmaya çalıştığını gösteren açık bir delil olduğunu belirten Neccar, bu etkinin geçtiğimiz senelerde (Şii) Hizbullah üzerinden sağlandığını söyledi.

(Dürzi) İlerici Sosyalist Parti kaynakları Suriye’nin, mezhepçilik telleri ile oynayarak ya da Lübnanlı bakanları Şam’a çağırmak ve onlara şartlarını dayatmak suretiyle göçmen sorununu kullanarak açıkça Lübnan siyasetinde yeniden etkili olmak istediğini söylüyor. Konseyin yeniden göreve başlamasının da bu hedefe matuf olarak gerçekleştiğini belirten kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada “Lübnanlılar yaptıkları fedakârlıkların boşa gitmesine izin vermeyecek ve durumun eskisi gibi olmasına müsaade etmeyecekler” dedi.

İSP ile (Maruni Hristiyan) Lübnan Kuvvetleri (LK) bu konuda aynı fikirde.  Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan İSP kaynakları “Esed işgali ve vesayeti döneminde kurulan bu Konsey geçersizdir. İki ülke arasında diplomatik ilişkiler kurulmasının ardından gereksiz hale gelmiştir” ifadelerini kullanarak Lübnan ile Suriye arasındaki ilişkilerin şu aşamada asgari düzeyde tutulması çağrısında bulundu. Suriye Arap Birliği’ndeki yerine geri dönmeden ve kendisine uygulanan yasak kalkmadan söz konusu konseyin hayata geçirilmesi ve Şam ile normal ilişkiler kurulmasının mümkün olmadığını belirten kaynaklar bunun gerçekleşmesi durumunda Lübnan’ın Araplar ve uluslararası toplumla karşı karşıya kalacağını söyledi.

Şarkul Avsat