“ABD askeri Bağdat’ın talebi üzerine buraya geldi”

Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih, ABD’nin DEAŞ terör örgütünün Musul şehrini işgal etmesinin ardından Irak hükümetinin talebi üzerine ve söz konusu işgal ile başa çıkabilmeleri için Irak kuvvetlerine destek amacıyla ülkeye geldiğini söyledi. Bu kapsamda yapılan anlaşmanın, ülkede daimi üslerin kurulması anlamına gelmediğini belirten Salih, Bağdat’ın ABD varlığına, İran’ın bölgedeki varlığına karşı bir denge unsuru olması açısından bakmadığını vurguladı.

Ülkesinin İslam ülkeleri ile olan ilişkilerine değinen Cumhurbaşkanı Salih, Suudi Arabistan ziyaretinden oldukça memnun olduğunu dile getirdi. Salih ayrıca, Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’nin bu ayın ortasında Suudi Arabistan’ı ve diğer ülkeleri ziyaret edeceğini vurguladı.

Arap Zirvesi’ne katılan bir Kürt lider olarak ne düşünüyorsunuz?

– Arap Birliği, bir süre önce ulusal devlet projesini öne sürdü. Irak, Arapların, Kürtlerin, Türkmenlerin bulunduğu ve ayrıca Müslümanların, Hıristiyanların ve çeşitli dinlere inanan kişilerin yaşadığı bir ülke. Bu bağlamda bölgedeki birçok ülkeden daha fazla bir çoğulcu yapıya sahip. Araplık, sadece ulusal derinlikten veya ulusal bir tanımlamadan ibaret değil. Ben bu derinliğin bir parçası olan Irak’ı temsil ediyorum. Iraklı biri olarak, Arap dünyası ile olan dayanışmamızdan ve sürekli temas halinde olmamızdan kaynaklanan gerçek çıkarlarımız var. Aslında bu, Irak’la birlikte tüm bölgenin çıkarını temsil eden durumdur. Arap âlemi ile olan ilişkimiz, onlarla olan kırılmaz kültürel, sosyal ve tarihi bağlarımızı kanıtlıyor. Biz bu dünyanın bir parçasıyız, bu bölgedeniz ve bu bağlamda hareket ediyoruz. Kürtler, Araplar, Türkmenler, Hristiyanlar ve Müslümanlar bu bölgeyi paylaşıyor ve ortak bir şekilde özgür ve onurlu bir hayatın, iyi bir eğitim sisteminin ve iyi bir sağlık hizmetinin özlemini duyuyor. Bununla birlikte kendilerini aşırılık ve terörizmden koruyan bir güvenlik sisteminin hayata geçirilmesini istiyorlar. Onurlarına saygı gösterilmesini bekliyorlar.

Irak’ın, Irak-Türkiye-İran üçgeninin savunmasız tarafı olduğunu düşünüyor musunuz?

– Kesinlikle hayır. Irak zor şartlardan geçti. Gözlemciler Irak krizinin ne zaman başladığı hususunda farklı düşünüyor. Ancak Saddam Hüseyin’in 1979’da iktidara gelmesiyle Irak’taki sorunun daha da kötüleştiği konusunda herhangi bir tartışma yok. Sonra Irak-İran savaşı, Kuveyt’in işgali, kuşatmalar, 2003 yılında yaşananlar ve son olarak baş gösteren terör ülkeyi kıskaç altına aldı. Başkalarının çatışma sahasına dönüşen Irak, 40 yıldan uzun bir süredir istikrar nedir bilmiyor. Bu birbirini takip eden olaylar Irak devletini, ülkenin realitesini ve ekonomisini tahrip etti. Ülke son 40 yıl içerisinde soykırımlara, iç savaşlara ve zulümlere tanık oldu. Başkalarının kendi hesaplarını gördüğü bir arenaya dönüşen ülke, tiranlık ve terörizm nedeniyle oldukça zayıfladı. Irak, DEAŞ ile olan mücadelesinden başarıyla çıktıktan sonra yeniden muktedir bir şekilde bölgeye dönüyor. Biz bu bölgenin bir parçasıyız ve İran ile Türkiye bizim İslam komşularımız. Ayrıca bahsettiğim Arap derinliğine sahibiz.

İlişkilerimizde ülkemizin çıkarlarını temel aldığımız bir yaklaşım benimsiyoruz. Aramızda bin 400 kilometrelik bir mesafenin bulunduğu İran ile iyi ilişkiler kurmaya ihtiyacımız var. Ayrıca İran ile çeşitli tarihsel, kültürel ve sosyal bağlarımız var. Türkiye ile de aynı şekilde. İyi komşuluk ilkelerine ve ortak çıkarlara dayalı seçkin ilişkilere sahip olmak ülkemizin çıkarınadır. Uzun bir süre boyunca Arap rolünün Irak’ta bulunmayışı, ülkedeki durumu etkileyen faktörlerden biriydi. Arap rolünün Irak’ta aktif bir ciddi bir konumunun bulunmasını, Iraklılara destek olmasını ve böylece ülkenin maruz kaldığı zorlukların üstesinden gelmesini umuyoruz. Bu bizim gerçekliğimiz, coğrafi sabitelerimiz ve kendisini merkeze alarak eylemelerde bulunmamız gereken tarihsel birikimimizdir. Irak’ın başarılı olacağı ve bu durumun üstesinden geleceği hususunda iyimserim. Komşu ülkelerle olan karşılıklı ziyaretlerde gördüğüm şey, ‘Irak’ın başarısı ve istikrarı ile birlikte somutlaşmaya başlayacak olan bölgesel bir çıkarın’ mevcut olduğudur. Bütün bu ülkeler, bu konudaki doğrudan gündemlerinde farklılık gösterebilirler. Ancak benim değerlendirmem, Irak’ın mevcut zorlukların üstesinden gelmesinin bu ülkeler arasında ortak bir çıkar noktası olabileceği yönünde.

Şarkul Avsat