Libya’daki iç savaş göçmen sorununu derinleştiriyor

Sebha’dan zorla göç ettirilen Cuma Salim “Evime dönmeyi düşünmüyorum. Trablus’taki iş imkânları daha iyi” diyor. Salim el-Feyturi ise Bingazi’ye dönmesinin mümkün olmadığını, çünkü kardeşinin liderliğini General Halife Hafter’in yaptığı Libya Ulusal Ordusu’na (LUO) karşı savaşması sebebiyle tüm ailesinin arandığını söylüyor.

İnam er-Racihi ise eşinin 8 yıl eski rejime destek vermesine rağmen, şu an Misrata’ya dönmeyi düşünmediğini belirtiyor.

Üç göçmenin tanıklıkları Libyalı yüzlerce göçmen ailenin karşı karşıya kaldığı ekonomik, siyasi ve güvenlik sıkıntıları gözler önüne seriyor.

Bununla beraber Birleşmiş Milletler (BM)  göçmenlerin sayısının azalmasını umarken göçe neden olan sebepler ortadan kaldırılamıyor. Bu da göçmenlerin yaşadığı sıkıntıların devam edeceğini gösteriyor.

Libya’nın farklı şehir ve bölgelerine, özellikle de başkent Trablus ve Misrata’ya dağıtılmış binlerce göçmenin tek ortak noktası ayrılık acısı çekmeleri.

Bunun yanında diğer göçmenler Bingazi sınırındaki hükümet ve hizmet binalarında ikamet ediyor. Göçmenler,  LUO’nun terörist gruplara karşı açtığı savaş nedeniyle göç ettirildikleri şehirlere geri dönemiyor.

Terörist gruplar göçmenlerin, daha önceden yaklaşık 200 bin kişinin ikamet ettiği Sabiri, Sidi Hureybiş ve Suk el-Hut (Balık Pazarı) mahallerinde bulunan evlerine sığınıyor. Bingazi’ye bağlı Sabiri kentinde ikamet eden Sabri el-Misveri The Independent Arabia muhabiri Muhammed el-Arabi’ye “Göçten üç sene sonra evime döndüğümde onu yıkılmış buldum. Bunun üzerine doğduğum yere döndüm ve ailemle birlikte kiraladığım eski bir evde yaşıyoruz” dedi.

GÖÇMENLERİN SINIFLANDIRILMASI

Independent Arabia’dan Muhammed El Arabi’nin haberine göre, Libya’daki göçmen sayısını belirlemek isteyen bir kişinin tek başvuracağı kaynak uluslararası kurumların yayımladığı istatistiklerdir.

Ülkedeki iki yönetim olan batıdaki Trablus merkezli  “Ulusal Mutabakat Hükümeti” (UMH) ile doğudaki Tobruk merkezli “Geçici Hükümet” göçmenlere yönelik birçok merkez kurmalarına rağmen ellerinde göçmenlerin sayısına ilişkin çok net resmi rakamlar yok.

Sivil Toplum Koalisyonu’nun Trablus Hükümeti Yerel Yönetim Bakanlığı’ndaki Temsilcisi Cihan Musa göçmenlerin anket çalışmalarına katılmaması nedeniyle krizin boyutunun belirlenmesi için yeterli veri bulunmadığını ve bunun önündeki diğer bir engelin de ülkedeki siyasi bölünme olduğunu belirtti. Musa, Ülkedeki iki yönetimin de göçmenleri siyasi görüşüne göre değerlendirdiğini ve ona göre resmi kayıtlara geçtiğini söyledi.

BM’nin yayımladığı rakamlara göre evine dönebilen göçmen sayısı 267 bin iken göçmen olarak yaşamaya devam eden vatandaş sayısı 226 bin.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) kendi sistemlerinde yaklaşık 43 bin mülteci ve sığınma talebinde bulunan kişi olduğunu ancak sığınma talebinde bulunanların kayıtlı rakamlardan daha fazla olduğunu tahmin ettiklerini belirtiyor. UNHCR,  uluslararası sığınmaya ihtiyacı olan yaklaşık 100 kişinin bulunduğunu belirtiyor.

UNHCR’nin bu rakamları göçmenlerin durumunun iyileşmediğini ve eski raporlarda belirtilen göçmen sayısında bir azalma olmadığını gösteriyor.  Haziran 2017’de UNHCR tarafından yapılan açıklamada ülkede 256 bin 615 göçmen bulunduğu ve 227 bin 866 kişinin evine döndüğü belirtilmesi gelişmeleri yakından takip edenlerin söz konusu rakamlara şüpheli yaklaşmasına neden olmuştu.

“GÜNÜ KURTARMAK İÇİN ATILAN ADIMLAR”

Cihan Musa, UNHCR tarafından yayımlanan rakamların gerçekçi olmadığını ve ülke içindeki göçmen sayısının belirlenmesi için yapılan anketlerin göçmenlerin beldelerinin dışına çıkması nedeniyle güncellenemediğini söyledi. Uluslararası kurumların yayımladıkları rakamları yerel muhabirler, Kızıl Haç örgütü gibi uluslararası sivil toplum kuruluşlar ve alanda faaliyet gösteren kurumlardan edindiği bilgi üzerine belirlemesi ve sonrasında tahlile tabi tutması gerektiğini belirten Musa, tahmini rakamlara itimat edilmesi ve veri eksikliğinden dolayı göçmen probleminin yerel ve uluslararası toplum tarafından ihmal edildiğini söyledi. Musa, doğru bir veri tabanı oluşturulmadığı sürece göçmen probleminin çözülmesine yönelik insanı yardım çalışmalarının sınırlı kalacağını belirtti.

Ulusal Mutabakat Hükümetindeki Göçmen ve Muhacir İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Yusuf Celale, tüm göçmenlerin evlerine dönmesine yönelik nihai tedbirlerin yakında açıklanacağını belirtti. Libyalı kabilelerin uzlaşma toplantının raportörü Salih el-Emin Yusuf Celale’nin açıklamasının eski bakanlarınki ile aynı olduğunu ve durumu idare etmekten ibaret olduğunu söyledi.  El-Emin kapsamlı bir milli uzlaşı sağlanamadığı sürece bu sorunun çözülemeyeceğine dikkat çekti. El-Emin sözlerinin devamında “İş, kaosun hüküm sürmesinde çıkarı bulunan yetkili kişilerin engellediği geçici adaletle alakalı” dedi. Bu sözlerine çok meşhur olan bir delil göstereceğini belirten el-Emin “Tuareg, Kavaliş, Nesme ve Kikla kabileleri. Hepsi ülkenin batısında bulunuyor. Bu bölgelerin halkı 2011 yılında Kaddafi rejimine destek verdikleri için bölgeden tahliye edildi” dedi.

 

“LİBYALI KABİLELERİN UZLAŞMA TOPLANTISI”

Libyalı kabilelerin uzlaşma toplantının raportörü onlarca ailenin, çocuklarının LUO’ya karşı savaşması nedeniyle Bingazi’den göç ettirildiğini ve LUO saflarında savaşan kabile üyelerinin söz konusu ailelerin cezalandırılmasını talep ettiğini söyledi. Raportör “Ailelerin bölgeden göç ettirilmesi siyasi sebepler ve orduya karşı takınılan tavırla ilişkilendirilse de söz konusu göç aslında bölge ve kabileler arasındaki çatışmalardan kaynaklanıyor. Kazanan hezimete uğrayandan intikam alıyor. Çatışmaya sebebiyet veren ve birlikte yaşama kültürünü zedeleyen unsurların ortadan kaldırılması gerekiyor.  Göçe neden olan sebepler sadece bunlardan ibaret değil. Libya’nın güneyindeki yüzlerce aile kendi bölgelerinde yeterli sağlık ve idari hizmet alamamaları ve daha iş imkânları bulmak istemeleri nedeniyle büyük kentlere göç etti. Bu sebepler arasında emniyet boşluğu da sayılabilir” dedi.

Libya Akademik Araştırmalar Merkezi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan sosyolog Huda Bugitas, ülkedeki demografik dağılımın değişmesinin sebep olacağı tehlikeler konusunda uyararak “Güney bölgelerinde demografik değişimin hedeflendiğini görüyoruz.

Öyle ki kabilelerin diğer ülkelerde uzantıları var ver binlerce Afrikalı aileyi bölgeye yerleştiriyorlar ki bu binlerce kişinin bölgeden göç etmesine neden olan silahlı çatışmaların yaşanmasına sebebiyet verdi” ifadelerini kullandı.

Şarkul Avsat