“Askeri Geçiş Konseyi ile çıkmaz bir yola girmedik”

Sudan devrimine öncülük eden Sudan Meslek Grupları Birliği’nin (SPA) önde gelen liderlerinden Muhammed Naci el-Asam, muhalefet güçleriyle Askeri Geçiş Konseyi’nin henüz çıkmaz bir yola sürüklenmediklerini söyledi.

El Asam, Şarku’l Avsat ile gerçekleştirdiği özel röportajda, her ne kadar ‘halk hareketi güçleri tarafından hazırlanan ve geçiş yönetimine ilişkin düzenlemeleri içeren anayasal belgeye verilen cevabı’ olumsuz olarak nitelendirseler de müzakerelerin başlangıç noktasına döndüğünü belirtti.

SPA’ya katılmak ve halk hareketine öncülük etmek için mesleğini bırakan genç doktor el-Asam, çok sayıda anlaşmazlık noktasının bulunmasına rağmen askeri konseyle aralarındaki uzlaşıdan geri adım atmadıklarını ifade etti.

Muhammed Naci el-Asam ile gerçekleştirilen röportaj:

-Askeri Geçiş Konseyi’nin ‘halk hareketi güçleri tarafından hazırlanan ve geçiş yönetimine ilişkin düzenlemeleri içeren anayasal belgeye verdiği cevabı’ nasıl değerlendiriyorsunuz?

Birtakım olumlu işaretlerin bulunmasına rağmen bizim açımızdan cevap oldukça olumsuzdu. Çünkü cevapta, yasama konseyi üyelerinin atanması ve görevden alınmasının yanı sıra; başbakanın atanması ve görevden alınması gibi yetkilerin de ‘egemen konseyin yetkileri’ arasında olmasından söz ediliyordu. Ayrıca özellikle dış ilişkiler ve askeri anlaşmalar gibi dosyalarla ilgili olarak devlet kurumlarına müdahale edilmesi gibi durumlara atıflar vardı. Bütün bunlar, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri olarak üzerinde ittifak ettiğimiz ve sunduğumuz bütün belgelerin içeriğine aykırıdır.

-Fakat Askeri Geçiş Konseyi’nin açıklamasına uzlaşmacı bir dil hâkimdi…

Askeri Geçiş Konseyi Sözcüsü Şemseddin Kebaşi’nin konuşmasında birtakım olumlu işaretler vardı. Kebaşi, ‘askeri konsey ile halk hareketi güçleri arasındaki ortaklık’ gibi durumlara değindi. Fakat konseyin kendilerine sunulan anayasal belgeye verdiği yanıt içerik bakımından oldukça olumsuzdu. Yanıtta içerilen durumlar son dönemde dile getirdiğimiz fikirler ve sunduğumuz belgelerle çelişiyor. Konsey halihazırda neredeyse bütün yetkilerin ‘egemen konseyde’ temerküz etmesinden bahsediyor.

-Sizin tarafınızdan atılacak özel adımlar var mı?

Barışçıl halk eylemine kesinlikle devam edeceğiz. Önümüzde ‘milyonlarca kişiden oluşan konvoylardan tutun kapsamlı bir sivil itaatsizlik veya siyasi bir greve varıncaya kadar’ birtakım seçenekler var.

-Müzakerelerin devam etmesi yönünde bir görüşme daveti aldınız mı?

Henüz değil… Dün Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri dışındaki diğer siyasi partilerin davet edildiği bir toplantı yapıldı. Bunun, istifa etmek zorunda kalan Ömer Zeynelabidin başkanlığındaki Askeri Geçiş Konseyi Siyasi Komitesi tarafından başlatılan yaklaşımın bir devamı olduğunu düşünüyoruz. Askeri Geçiş Konseyi’nin devrimin öncülüğünü yapan oluşumun Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri olduğunu itiraf etmesine rağmen eski rejimin sembol isimlerini de içerecek şekilde yoluna devam etmek istediği görünüyor.

-Peki ya bahsettiğiniz siyasi güçler?

Düşene dek eski rejimin bir parçası olarak çalışmalarını yürüten Halk Kongresi Partisi ve ulusal diyalog partileri.

-Ordunun siyasi bir gündemi olduğunu düşünüyor musunuz?

Elbette. Askeri Geçiş Konseyi çözüme ulaşma sürecini uzatmaya ve yetkilerini genişletmeye çalışıyor. Son olarak adliye başkanını görevden aldı ve yerine bir başkasını atadı. Ayrıca Sağlık Bakanlığı’yla ilgili birtakım prosedürler üzerinde çalışıyor.  Bir dizi yasama ve yürütme yetkisi kullanıyor. Bununla birlikte Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’ni zayıflatmak için zaman faktörünü kullanıyor. Bu bizim için kesinlikle kabul edilebilir bir şey değildir. Bunun olmasına izin vermeyeceğiz. Sivil bir iktidarın yönetime geleceği güne dek eylemlerimizi tırmandırmaya devam edeceğiz.

-Bir çıkmaza mı girdiniz?

Öyle düşünmüyorum. Ancak arabuluculuk komisyonunu memnuniyetle karşılamamıza rağmen konsey ile olan uzlaşımızda bir düşüş söz konusu. Askeri konsey, iki meclis önerisi de dahil olmak üzere inisiyatifte yer alan birçok maddeyi reddederek, olumsuz bir tutum takındı. Bizim için barışçıl eylemlerin artırılması ve halk hareketinin devamlılığı, sivil bir otoriteye ulaşmanın vazgeçilmez unsurlarıdır.

-Askeri Geçiş Konseyi’nin İslam şeriatı hakkındaki ifadeleriyle ilgili görüşünüz nedir?

Bu, konseyin siyasi hilelerinden biri. Böylece sokaktaki keskin kutuplaşma durumunu yeniden gündeme getirmeye çalışıyor. Yasanın kaynakları, resmi dil ve temel anayasal hükümler gibi konular hakkında konuşmak için henüz erken. Bu, daimi anayasa önerisini sunan Kurucu Meclis’in görevlerinden biridir.

-Konseyin zaman kazanmak için belgede ifade edilen konular dışına çıktığını mı söylemek istiyorsunuz?

Evet. Konsey ana tartışma ekseninden uzaklaştı. Sunduğumuz belge anayasa değildi; fakat konsey öyleymiş gibi muamele ediyor. Egemen konseydeki çoğunluk, sivillerin elinde olsa bile askeri konseyin önermiş olduğu yetkileri kabul etmemiz mümkün değil. Konsey, yürütme ve yasama organlarının yetkilerine müdahale etmek istiyor.

-Askeri Geçiş Konseyi, halihazırdaki tartışmalar devam ettiği takdirde 6 ay içinde erken seçimlere gidileceğini ima ediyor…

Seçimlerin 6 ay içinde yapılamayacağını biliyorlar. Çünkü anayasa ve seçim yasası yok. Ülkede savaş ve barış sorunu var. Bu meseleler, bırakın 6 ay 2 yıl içinde bile çözülemez. Bu, Askeri Geçiş Konseyi’nin zaman kazanmak için oyuna sürdüğü siyasi hilelerden biridir. Böylece Sudan tarihinde bir anlık geçici aktör olmak yerine yavaş yavaş politik bir aktöre dönüşmeye çalışıyor.

-Konseyin yasama ve erken seçimler hakkındaki önerileri iktidara ulaşmanızın önünde engel teşkil ediyor mu?

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri bünyesinde bulunan gruplar, iktidarı bütünüyle elinde tutmak için çabalamıyor. Bu yanlış bir düşüncedir. Sudan ölçeğinde karar kılınmış ulusal şahsiyetlerden oluşan egemen bir konseyden bahsediyoruz. Ayrıca yeterlilik sahibi kimselerden oluşan bir yürütme konseyinden söz ediyoruz. Gerek yasama gerekse de başkanlık düzeylerinde ‘parti kotası’ belirlenmesi gibi bir durumu tamamen reddediyoruz. Yasama konseyinin Sudan yelpazesinin tüm renklerini temsil etmesi gerektiği hususunda hemfikiriz.

-Devrilmesinin öncesinde rejimi terk eden kimselerin yasama konseyine katılma fırsatı var mı?

Rejime katılan birçok parti var. Bu partilerden Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri içerisinde bulunan da var. Asıl sorunumuz, gösterilerin şiddetle bastırıldığı ve vatandaşların hayatlarını kaybettiği protestoların son demlerinde hala rejimle birlikte olanlarla ilgili.

-Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri içerisindeki kötü düzenin, askeri konseyin yetkileri eline alması için bir boşluk yarattığını düşünüyor musunuz?

Bu doğru değil. Konsey iktidarı ele geçirdiği ilk günden bu yana niyetinde belirsiz. İktidarın sivillere acil olarak teslim edilmesi gerektiğini vurguluyordu. Gün geçtikçe niyetleri daha açık hale geldi. Konsey, iktidarda karar kılmak istiyor. Sunduğumuz anayasal belgeye verdiği yanıt, iktidarda kalma ve yasama ve yürütme yetkilerini kullanma niyetini açıkça ortaya koyuyor.

-Bazıları ‘geniş koalisyonun ve partizan kuvvetlerin’ SPA’nın etkinliğini etkilediğini düşünüyor?

SPA, Aralık ayının sonundaki Sudan devrimi sırasında ilgili güçlerle birleşti. Özgürlük ve Değişim Bildirgesi, SPA bünyesinde hazırlandı. Sonra bu geniş ittifakı oluşturmak için siyasi bloklara yöneldik. Koalisyonun prensibi, rejimi devirmek ve Özgürlük ve Değişim Bildirgesi’nin şartlarını yerine getirebilecek bir sivil otorite kurmaktı. Bize göre böyle bir koalisyona bağlı kalınması gerekiyor. Çünkü bu, sivil otoritenin ana garantörüdür. Sudan’daki siyasi sürecin uzun zamandır durduğunu ve hakim rejim ile birlikte güvenlik ve baskı otoritesinden etkilendiğini biliyoruz.  Fakat birlikte çalışarak her türlü anlaşmazlığın üstesinden gelebiliriz.

-Bir sonraki aşama sizce de en zor aşama olmayacak mı?

– Bu doğru değil. Mevcut askeri konsey, eski rejimin gücüne sahip değil. Fakat yine de daha zorlu bir dönem, çünkü çok fazla karmaşıklık söz konusu. Örtüşen birçok tarafın bulunmasının yanı sıra birçok cephede açılmış bir savaş var. Fakat biz Sudan halkının birliğine ve kararlılığına güveniyoruz. Bu aşamanın ötesine geçebilir ve herkesin odak noktası olan ‘sivil bir iktidara’ kavuşabiliriz.

-Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin bu husustaki sebat ve kararlılığından emin misiniz?

Evet, tüm gruplar tarafından kabul edilen asgari kararın ‘sivil bir iktidarın tesis edilmesi ve bunun ardından tüm bileşenler tarafından imzalanan bildirinin maddelerinin uygulanması olduğuna’ eminim. Diğer birtakım ayrıntılarda grup bileşenleri arasında bazı anlaşmazlıklar olsa da bahsettiğim hususlar bütün tarafların odak noktasıdır.

-Bazıların dediği gibi asker konseyin derin devlet tarafından korunduğunu düşünüyor musunuz?

Bu doğrudur. Askeri konseyin tek başına iktidara devam edebilme kabiliyeti bulunmuyor. Çünkü iktidarın anahtarları onun elinde değil. Askeri rejimin etrafındaki eski rejimin sembol isimleriyle iletişim kurduğunu ve onlarla görüş alışverişinde bulunduğunu biliyoruz.

-Eski rejimin ortadan kaldırılması sürecinin ağırdan alındığını düşünüyor musunuz?

Kesinlikle. Askeri Geçiş Konseyi, en nihayetinde eski rejimin bir parçasıdır. Nitekim halihazırda evinde bulunan ve protestocuların üzerine ateş açılmasından sorumlu olan eski istihbarat şefi Salah Kuş gibi rejimin birçok sembol ismi hala serbest. Gerçekleştirilen böyle bir devrimle birlikte Salah Kuş gibilerinin hala dışarıda dolaşıyor olması gerçekten büyük bir ayıptır.

SPA, gelecekte Sudan sokağının gücünden istifade etmeye çalışacak mı?

– SPA olarak vizyonumuz, mesleki komitelerin organize edilmesini gerektiriyor. İşin aslında 11 Nisan’da Beşir’in devrilmesinin ardından mesleki kuruluşların sayısı arttı. Devrimin özelliğini koruyabilecek geniş bir üs oluşturana dek bu yaklaşımı sürdüreceğiz. Sudan direnişinin mahalle komiteleriyle doğrudan temas halindeyiz.  Bu komitelerin siyasi hayata katılımı için hedefler koymaya çalışıyoruz.

Gelecekte bir siyasi partiye dönüşmek gibi bir fikriniz var mı?

– Siyasi bir parti olma niyetinde değiliz. Biz, dernekler ve mesleki kuruluşlar arasında ortak bir organizasyonuz. Özgürlük ve Değişim Bildirgesi’nde belirtildiği gibi vizyonumuzu gerçekleştirmeyi dört gözle bekliyoruz.

Bazıları SPA’yı, ‘hükümette mümkün olduğunca uzun kalmak istediği için dört yıllık bir geçiş süreci öngörmekle’ itham ediyor. Bu hususta neler söyleyebilirsiniz?

– Bu doğru değil. SPA, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçlerinin bir parçasıdır. Hartum Üniversitesi profesörleri ile ortak olarak yaptığımız bir çalışmaya dayanarak dört yıllık bir süre ön gördük. Bu süre belirlenirken ülkenin hali hazırda içerisinde bulunduğu sorunlar ve karmaşıklıklar göz önünde bulunduruldu.

Bir süre belirlemek yerine yapılması gereken görevlere göre hareket edilemez mi?

– Aslında seçim yasası, geçici adalet, mülteciler yasası ve savaş ve barış da dahil olmak üzere belirli birtakım görevler için konulmuş zaman çizelgeleri var.

Siyasi partiler, geçmiş başarısızlıkların ötesine geçerek devrim sonrası yönetimde başarılı olabilirler mi?

– Bu kez geçmiş dönemlerdekinden farklı bir durumdayız. Uzun ve birtakım ilkeler üzerine inşa edilmiş bir dönem. Bunların başarılması ortak bir çalışmayı gerektiriyor. Özgürlük ve Değişim Bildirgesi’nin şartları yerine getirildiği takdirde, askeri darbeleri önleyen sürdürülebilir bir demokrasi için hazırlıklar tamamlanmış olacak. Siyasi partilerin çok iyi çalışmaları gerekiyor.

Gençler bu aşamada Sudan’ı yönetebilirler mi?

– 5 ay boyunca süren bu hareket bir gençlik hareketiydi. Kadınlar bu sürece önemli ölçüde katkıda bulundular. Bunu gençler kendileri talep ediyor. Yürütme ve yasama görevlerini üstlenebilecek nitelikli gençler var.

Başbakanlığa aday gösterilirseniz kabul eder misiniz?

– Bu pozisyon için nitelikli birçok insan var. Hükümeti desteklemek ve hedeflere ulaşmak için onlara baskı yapmak gibi oynayabileceğimiz başka rollerimiz var.

Yürütme veya yasama pozisyonlarını üstlenebilecek durumda mısınız?

– Bu, SPA’nın kendi içerisindeki kurumsal hesaplarıyla ilgilidir. Şimdiye kadar konu açıkça dile getirilmedi.

Kendinizi muhalif Federal Hareket’in bir parçası olarak görüyor musunuz?

– Federal Hareket’le herhangi bir alakam yok. Mesleki çalışmaların parti çalışmalarından daha önemli olduğuna inandığım 2016 yılında Federal Hareket’ten ayrıldım.

Şarkul Avsat