Arap Parlamentosu’ndan acil stratejik plan çağrısı

Arap Parlamentosu tarafından düzenlenen “Komşu ülkelerle başa çıkmak için birleşmiş bir Arap stratejisine doğru” konulu seminer, Kahire’deki Arap Birliği Genel Sekreterliği’nin merkezinde, Parlamento Başkanı Dr. Mishal Bin Fahm El Salami ve Arap Ülkeleri Birliği Genel Sekreteri Ahmed Aboul Gheit’in katılımıyla gerçekleştirildi.

Doktor El Salami, açılış konuşmasında, Arap milletinin karşı karşıya kaldığı zorlukların ciddiyetini ele alarak bölgedeki, hayati ekonomik kurulumları hedef alan, terörist saldırılara destek veren bölgesel ülkelerin saldırganlık eylemlerine karşı birleşik bir Arap stratejisi gerektiren ciddi gelişmeler konusunda uyardı.

“ARAP ÜLKELERİNİN ÇIKARLARI İÇİN ACİL STRATEJİK PLAN”

Arap ülkelerindeki güvenlik ve istikrarın kaybolması, terörizmin ve şiddetin artarak, terörist grupların gelişmesi ve silahlı milislerin ortaya çıkmasının vehametine değinen Salami, Arap ülkelerindeki hayati ekonomik kurumların ve karasulardaki ticaret gemilerinin güvenliğinin hayati öneme sahip olduklarının altını çizerek bunların Arap ulusal güvenliği ve Arap toplumlarının birliği üzerindeki yansımalarını ele aldı.

Arap Parlamentosu Başkanı şunları söyledi: “Bugün, Arap ülkelerinde Arap işlerinde keskin bir müdahalenin olduğu bölgesel ülkelerin mezhepsel ve entelektüel özgürlüğü için Arap ulus tarihinde hassas bir süreç içerisindeyiz. Arap ülkeleri ve toplumlarına ideolojik ve mezhepsel yönelimler yoluyla doğrudan politik tutumlar dayatılıyor ve bu Arap topraklarının resmen doğrudan işgalini anlamına geliyor.”

Arap projelerini ve çıkarlarını öncelik haline getiren coğrafi olarak komşu ülkelerle başa çıkılmasını sağlayan bir strateji geliştirmek gerektiğinin önemine dikkat çeken Al Salami böyle bir stratejik plana acil ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

AMAÇ ARAP ULUSAL GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK

Bu sempozyumun düzenlenmesi geçtiğimiz Şubat ayında “Arap dayanışmasını güçlendirmek ve zorluklarla yüzleşme belgesi” adlı sempozyumda Arap Parlamentosu tarafından üst düzey Arap liderlerin seçimi ile gerçekleştirildi.

Son zamanlarda Körfez bölgesinde yaşanan ciddi güvenlik gelişmelerinin, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz El Suud’un davetiyle Mekke’de iki Körfez ülkesinin ve Arap zirvesinin toplanması gerektirdiğini vurguladı.

Bu gelişmelerin amacı, anavatanı korumak, Arap işlerinde yabancı ve bölgesel müdahaleyi ele almak ve okyanustan Körfez’e ayrılmaz olan Arap ulusal güvenliğini sağlamak olduğunu söyledi.

Son olarak komşu ülkelerden gelen bu ciddi zorluklarla başa çıkmak için birleşik bir Arap stratejisinin öneminin altını çizdi.

“İRAN VE TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ”

Arap Ülkeleri Birliği Genel Sekreteri Ahmed Aboul Gheit ise Arap ülkeleri ile İran ve Türkiye ilişkilerindeki sorunları ele aldı. Her iki ülkenin de sınırları dışında uyguladığı politikalar ele alındı. Sempozyumda komşu ülkelerle entelektüel araştırma ve pratik diyaloğu masaya yatırdı. İran ve Türkiye başta olmak üzere ilişkilerin sağlam temellere dayanan sağlık ve doğru ilişkiler olması için stratejik bir planlama yapmanın öncelikli olduğunu belirtti.

Son zamanlarda iki ülke ile de ilişkilerin kötüleşmeye başladığını belirterek bunu düzeltmek için temel konuların ele alınması gerektiğine dikkat çekti. “Bugün İran’ın silahlarının ciddi tehdit oluşturduğunu ve Arap ulusal güvenliğine karşı ne yaptığını hepimiz görüyoruz. Arap dünyasının iki komşu ülkesiyle olan ilişkinin talihsiz bir şekilde azaldığını ne yazık ki görüyoruz” dedi.

Arapların tutumu nedeniyle İran’ın Arap bölgesindeki projeler konusunda çatışmaları kışkırtma konusunda oldukça fazla müdahalesi olduğunu belirtti. Öte yandan Ulusal devletin temellerine aykırı bir şekilde devam eden bu projeyi öne çıkarmada Türkiye daha az tehlikeli olmakla birlikte, yeni Osmanlı’nın elbisesiyle siyasal İslam’ı benimseyerek ideolojik kaleleri teşvik etmeyi hedeflediğini belirtti.

AFRİKA, AVRUPA VE İSRAİL İLİŞKİLERİ ELE ALINDI

Aboul Gheit konuşmasında, Avrupa ilişkilerine değinerek, sorunun Avrupalıların Araplarla yasadışı göç konusundaki ilişkilerinden kaynaklandığını belirterek Avrupa’nın yanlış politikasının Suriye’de on yıl boyunca krizlere yol açtığını belirtti.

Afrika ilişkilerinde ise, 10 Arap ülkesinin Afrika Birliği üyesi olmasını umduğu belirterek henüz iki taraf ilişkilerinin stratejik seviyeden uzak olduğuna işaret ederek bu konuya daha fazla önem atfedilmesi gerektiğini belirtti.

Arap-İsrail ilişkilerine gelince, “İsrail’i Arap komşusu olarak görmediklerini fakat Filistin meselesi konusunda zorunlu olarak ele almak gerektiğini belirterek “İsrail, bu sorunu çözmek için Araplar olarak bizim tarafımızdaki tek makul ve kabul edilebilir yolu seçmelidir 4 Haziran 1967 sınırlarında başkentin Doğu Kudüs olduğu bağımsız bir Filistin devletinin kuruluşu gerçekleşirse bu Arap barış girişiminin özünü oluşturur” dedi.

SPA