Irak ordusu Kuveyti işgal ettiğinde Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’nın haberi yoktu!

Arap Körfez bölgesindeki siyasi ve askerî sahnenin 1990’ın kavurucu ağustos ayındaki sıcaklığının, güneşin sıcaklığından aşağı kalır yanı yoktu. Zira diplomatik girişimlerden sonuç alınamayınca ufukta bir savaş belirmiş ve bu savaşın sarp yolları, Arap-Arap ilişkilerinde ‘eşi görülmemiş’ bir sahne yaratacak şekilde kesişmişti.

Ağustos ayının ikinci gününde Iraklı on binlerce asker, Kuveyt ile olan güney sınırlarına daldı ve birkaç saat içerisinde başkentin merkezine ulaştı. İşte o an saat durdu ve Arap yüreği ile hafızasına kazınan bir dönüm noktasının işaretleri belirerek sorgulamaların fitilini ateşledi: Biz bu kâbusu nasıl yaşadık? Sonumuz nereye gidiyor? Daha sonraki tahminlere göre 90’lı yılların yeşil para (dolar) değeri ile yaklaşık 620 milyar dolarlık bir hasarın ardından bu derin Arap yarasını iyileştirmek ve geleceğe tekrar güvenle bakmayı sağlamak nasıl mümkün?

Eski Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in o gün almış olduğu ve güçlerini güney komşusuna doğru bir askerî harekâta sevk eden kararının etkileri, coğrafi sınırlarla sınırlı kalmadığı gibi açık çatışmaların da habercisi oldu. Yıllar geçtikçe Arap haritasını derinlemesine etkiledi. Bu olayın gerçekleştiği dönemde yaşayan birçok kimsenin aktardığına göre, o dönemde Irak yönetimi ne uluslararası siyasi haritayı iyi okuyabilmiş ne de başta yıkılmanın eşiğinde olan Sovyetler Birliği ile ABD arasındaki dengeler olmak üzere dünya haritasındaki ittifakların ve anlaşmazlıkların doğasını kavrayabilmişti.

Olaya katılanların hatıraları, yazılanlar, görgü tanıklarının aktardıkları ve nihayet tarihçiler, araştırmacılar ve siyasetçilerin sonraki yıllarda ortaya koydukları çatıştı ve kalemler farklılaştı. Ancak şu soru hep cevapsız kaldı: Saddam, bu kararı nasıl aldı?

Şarku’l Avsat Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Gassan Şerbil, ‘Bir Savaştan Diğerine Irak: Saddam Buradan Geçti’ adlı kitabında, Irak Genelkurmay Başkanı Korgeneral Nizar el-Hazreci’den, Kuveyt’in işgaline yönelik karar sürecini aktarıyor. Hazreci şöyle diyor: “Ben olay gecesi evimde uyuyordum. Genel Komutanlık Sekreteri Korgeneral Alaaddin el-Cenabi, sabah benimle iletişime geçerek Genel Komutanlık Merkezi’ne gitmemi istedi. Ofisine girdiğimde, “Kuveyt’i işgal ettik” dedi. Nasıl olduğunu sordum, şöyle cevap verdi: “Kuveyt’in işgalini, Cumhuriyet Muhafızları, Hava Kuvvetleri ve ordu uçakları tamamladı”. 15 dakika sonra Savunma Bakanı Abdulcabbar Şansal geldiğinde ona da aynı bilgiler verildi. Düşünsenize ordu, böyle bir maceraya Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’nın bilgisi olmaksızın sürükleniyor.”

Peki, Irak yönetiminin uluslararası bağlama ve gelişmelere yönelik okuması ne şekildeydi? Independent Arabia’nın belgeler, kitaplar ve arşivlerde yaptığı inceleme ile vardığı sonuçlara göre Devlet Başkanı Saddam ile ülkesindeki ABD Büyükelçisi April Glaspie’yi bir araya getiren o buluşma, Kuveyt’in işgaline yönelik kararda dönüm noktası oldu. Sovyet müttefiklerin, ABD baskısının en ağır şartlarında bile bir darbe yapmayacağına dair bir inanç da söz konusuydu.

Irak resmî arşivine göre Temmuz 1990’da gerçekleşen bu toplantıda Glaspie, Saddam’a, ülkesinin Arap-Arap çekişmesine dair bir görüşü olmadığını ve barışçıl bir çözümü yeğlediğini iletti. Saddam o zaman bu mesajı, Irak’ın Kuveyt ile olan anlaşmazlığı karşısında ABD’nin tarafsız ve gri bir tutum benimsediği şeklinde yorumladı.

Bununla birlikte Glaspie, sonraki tarihli bir belgede şu ifadeleri kullanıyor: “Buluştuğumuzda Irak Devlet Başkanı’na Kuveyt’i vurma niyetine dair uyardım ama sanırım istediğini yaptığı takdirde yapacaklarımız konusunda onu ikna etmeyi başaramadım. Dürüst olmak gerekirse bence dünyada hiç kimse onu tersini yapmaya ikna edemezdi.”

Amerikalı gazeteci-yazar Milton Viorst, 1994 yılında çıkan ‘Kumdan Kaleler (Sandcastles)’ adlı kitabında dönemin Irak Dışişleri Bakanı Tarık Aziz’in açıklamalarına yer veriyor. Aziz şu ifadeleri kullanıyor: “Dışişleri Bakanı olduğum için Büyükelçi’nin çabasını anlıyorum. Glaspie’nin doğru olanı yaptığına inanıyorum. Nitekim aniden çağırıldı.  Saddam ona durumun kötüye gittiğini, hükümetimizin Kuveyt’e yönelik seçeneklerinden vazgeçmeyeceğini ve Irak’ın ABD’ye düşman olmadığını iletmek istiyordu. Biz biliyorduk ki Büyükelçi Glaspie, eldeki verilere göre hareket ediyordu. Genel ve kapalı bir diplomatik dil kullandı.”

Sovyetler Birliği, ABD’nin tutumu ile ‘daha önce görülmemiş bir uyum’ göstererek Irak’ı Kuveyt’ten ‘kayıtsız şartsız’ çekilmeye mecbur etme konusunda uluslararası topluma destek verdi. Böylece Sovyet müttefikinin sadakatine inanmakla Saddam, işgale dair hesaplarında bir başka hata daha yapmış oldu.

Savaş zamanında Sovyetler Birliği’nin Bağdat Büyükelçisi olan eski Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Viktor Posuvalyuk, hatıratında şu ifadelere yer veriyor: “Irak rejimi, uluslararası sahnede olup bitenleri yanlış okudu. Yanlış okumalarından ilki de Sovyetler Birliği’nin kendisine destek olacağı ve dünyanın onun işlediği suç karşısında sessiz kalacağıydı. Kuveyt’in işgali, Arap dünyasında bir ayrılık meydana getirdi ve bunun artçı gelişmeleri uzun bir süre devam edecek. Bu krizin Araplarca çözüleceğine büyük umutlar bağladım. Bu yüzden harcanan çabaların meyve vermemesini garipsiyorum.”

Dönemin ABD Dışişleri Bakanı James Baker, işgalden yıllar sonra yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Baba George Bush yönetimi, Irak’ı çekilmeye ikna etmek için gösterdiği son bir çaba ile 9 Ocak 1991’de Cenevre’de Tarık Aziz ile buluşmasaydı Kongre’de yaptığı oylamada savaşı destekleyen bir sonuç alamazdı”.

Baker, “Toplantıyı bitirdiğimizde anladım ki savaş kaçınılmaz. Senato, savaşı 48’e 52 oyla onayladı. Savaşın en şiddetli muhalifleri bile Cenevre görüşmesinden sonra güç kullanımına yönelik itirazın aşındığını söylediler” ifadelerini dile getirdi.

Yani olaylar gelişti ve Washington liderliğinde uluslararası toplum, NATO’daki Avrupalı müttefiklerini aşarak askeri bir ittifak kurmayı başardı. O dönemki askerî değerlendirmelere göre bu ittifak, yaklaşık 38 ülke, 750 bin asker (%75’i Amerikalı), 3600 tank, 1800 uçak ve 150 deniz birliği sonuç verdi ve bunların hepsi Irak’ı Kuveyt’ten çekilmeye zorlamak için kullanıldı. Olay geride kalmış olsa da izleri Arap bedeninde öylece kaldı.

Şarkul Avsat