Eskiden hacca böyle giderlerdi… Yolculuk 4 ay sürerdi

Ulusal Arşiv Sözlü Tarih Bölümü, yaşlı vatandaşlarla yaptığı görüşmelerde, Birleşik Arap Emirlikleri’nde ilk neslin kutsal topraklara yaptıkları eski hac yolculuklarıyla ilgili hatıraları kayıt altına aldı. Aylarca develerle çöllerde, Mekke ve Medine’ye varmak için yaptıkları zorlu hac yolculuklarını anlattılar.

El-Ayn şehrinden Halife Said ez-Zahiri Sözlü Tarih’le yaptığı görüşmede anılarından bahsederken, “Deve sırtlarında hac yolculuğumuzu yapardık. Hacılar Abu Dabi ve el-Ayn’dan hacca giderdi ve Mekke’ye yolculuk iki ay sürerdi. Hacılar yolculuk esnasında çölde konakladıklarında, haydutlardan korunmak için sırayla kafilede nöbet tutarlardı” ifadelerini kullandı.

MEKKELİLERİN ŞAŞKINLIKLARI

Başka bir anlatıcı el-Dafrah bölgesinden Ali Ahmed Şahin el-Mansuri, durumu şöyle özetledi:

“Hacılardan biri Mekke’ye vardığımızda bize haber verdi, biz de arkadaşımla hemen oradaki mescidlerden birinde namaz kılıp kervana geri döndük. Mekke’de bulunanlardan biri merakla bize sordu: ‘Nereden geldiniz? Yolculuğunuz kaç ay sürdü? Bugün iki ayı tamamladık dedik. Dönüşünüz de iki ay mı sürecek?’ dediler. ‘Evet’ dedik. ‘Ülkenizde yakınlarınıza ve komşularınıza iyi muamele edip yardımda bulunuyor musunuz? Misafirlerinize ikramda bulunuyor musunuz?’ diye sordular: ‘Bunlar bizim için normal alışkanlıklarımızdır’ dedik. Bunun üzerine bize: ‘Vallahi, siz büyük bir ecir içerisindesiniz ve siz zaten hacı olmuşsunuz. Çünkü kim ki bu özelliklere sahipse ona hac sevabı verilir’ dediler.”

“DEVELERLE HACCA GİDERDİK”

Görüşmede bir diğer anlatıcı Abu Dabi’den Halid Abdullah Süleyman el-Henai, “Develerle hacca giderdik, devesi olmayanlar anlaşma yaparak devesi olan gruplara katılırdı. O zamanlar otomobiller yoktu, uçakla ise sadece parası olanlar hac yolculuğu yapabiliyordu.” diye konuştu.

90 GECELİK HAC YOLCULUĞU

El-Ayn’dan Gülsüm Keşiş Mübarek eş-Şemsi seyahat koşullarından bahsederek şöyle dedi:

“Babam hac yolculuğunun bazen 90 geceden fazla sürdüğünü söylerdi. Rahman’ın emirlerini yerine getirmek için ülkelerinden çıkıyorlar, bazıları hacca varıyor bazıları ise yolda yaşamlarını yitiriyorlardı. Hacılar yola çıktıklarında yanlarına çöl şartlarına uygun yiyecekler alıyorlardı; kuru ekmek, kurutulmuş balık, yağ ve su gibi yiyeceklerle ve yanlarında pusula olmadan, kendilerine eşlik eden rehberlerle yolculuk yaparlardı.”

El-Ayn’dan Fatıma Salim Raşid, hac ve umreye dokuz kez yolculuk yaptığını ve tüm yolculuklarını uçakla yaptığını söyleyerek Allah’a şükretti.

HAC YOLCUĞUNDA ŞEYH ZAYED’İN KATKILARI

Ulusal Arşiv’de araştırma danışmanı olan Dr. Aişe Bilhayr,  “Hac Hatıraları” kitabında hac yolculuklarından bahsederek, “Şeyh Zayed bin Sultan Al Nehyan, hac ibadetlerini yerine getirebilmeleri için halkı ve İslam ümmeti için elinden geleni yaptı. Ulusal Arşiv,  “Şeyh Zayed Günlükleri” adıyla, haccın kolaylaştırılması için başlattığı insani girişimleri yayınladı. 1980 yılında 600 vatandaşın özel devesiyle hac yolculuğu yapmasını sağladı. Şeyh Zayid’in bu çabaları İslam ülkelerinden oluşan hacılar heyetinin de ilgisini çekti.” dedi.

Dr. Aişe Bilhayr, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nde Hac’a olan ilginin eskiden beri devam ettiğine dikkat çekerek, “Barva adı verilen belgeler, o dönemde hac yapmak isteyenlerin kabile meclisine ve ülkenin önde gelenlerine giderek hac yolculuğunda gerekli ihtiyaçlar için başvuruda bulunduklarını ve Şeyh Zayed’in talimatıyla, tüm gereksinimlerin ve aynı zamanda sağlık hizmetlerinin sağlandığını ortaya koyuyor.” diye anlattı.

HACI DEVENİN HİKAYESİ

Ulusal Arşiv tarafından yayınlanan “Onların Hatıraları Bizim Tarihimiz” adlı kitapta, anlatıcı Raşid Seyf Rabi, “el-hayye” adı verilen deve ırkından bahsederek, “Bizim hayatımızda develer önemli bir yere sahip. Onları besleriz, özenle bakarız. Şu an sahip olduğumuz develer bize dedelerimizden kalan özel bir cins, biz de kendi çocuklarımıza miras bırakacağız. Develerimizin hepsi “el-hayye” adında tek bir anneden çoğaldı. Aynı zamanda ona hacı deve de deniliyordu, çünkü dedem Rabi, hac ibadeti için Mekke’ye yaptığı iki yolculuğu bu deve ile yapmış. Bizdeki tüm develerin sülalesi de bu hacı deveye dayanıyor.” diye aktardı.

Söz konusu kitapta bir diğer anlatıcı Ubeyd Raşid Ubeyd Ahmed bin Sandal Al Ali, 1950’lerde Şarka’dan Kuveyt’e nasıl gittiğini anlatıyor ve annesinin Kuveyt’te ona eşlik ettiğini ve hac için araba ile bir ay süren bir yolculuk yaptıklarını aktarıyor.

Al Ali sözlerinin devamında, “1955’te Kuveyt’e seyahat etmek için dönemin Şarka hükümdarı Şeyh Sultan bin Sakr el-Kasimi’den pasaport aldım. Pasaportun üzerinde ‘hükümet temsilcilerinden bu pasaportun sahibine geçişlerde izin vermesini, zorlukları kolaylaştırmasını ve ihtiyacı olan yardımı sağlamasını rica ediyoruz’ yazıyordu.

WAM