Egemenlik Konseyi Üyesi Tavır: Devrim sonrası suç işleyen askerler dokunulmaz değil

60 yaşındaki Profesör Sıddık Tavır, fizik doktorasını Hartum Üniversitesi’nden aldı. Sudan ve Suudi Arabistan üniversitelerinde çalıştı. İngiltere’deki Uluslararası Fizik Enstitüsü’nü bir üyesi olan Tavır, aynı zamanda Leiden Üniversitesi Biyofizik Grubu’nun da bir üyesi.

Tavır’ın Baas Arap Sosyalist Partisi’ne mensup olduğu biliniyor. “Madenciliğin Yerel Çevreler Üzerindeki Etkileri ve Madencilik Faaliyetine Ev Sahipliği Yapan Toplulukların Hakları” gibi çeşitli siyasi çalışmalar yayınladı. Nuba Dağları ve Mavi Nil’de savaşın durdurulması ve barışın sağlanması için birçok faaliyette bulundu.

Sudan Standartları Kurumu için standartlar hazırlayan Tavır, Güney Kordofan ve Beyaz Nil eyaletleri için yatırım haritasının hazırlanmasına yönelik çalışmalara katıldı. Birçok uluslararası ve yerel bilimsel konferansta bilimsel makaleler sundu. Öte yandan geleneksel madenciliğe ev sahipliği yapan bölgeleri bilinçlendirme kampanyalarına katıldı. Birçok yerel ve uluslararası gazetede siyasi yazılar yazan Tavır, barış, ulusal birlik, çevre ve yükseköğrenim alanlarında faaliyetlerde bulundu.

Güney Kordofanlı Fizik Profesörü Dr. Sıddık Tavır’ın Egemenlik Konseyi üyesi olarak seçilmesi, sonrasında bölgesel ve kültürel bir kampanya şeklini alan bir karışıklığa sebep oldu. Bu kampanyanın odağında ise Tavır’ın Baas Arap Sosyalist Partisi’ne mensubiyeti vardı. Tavır kendisine karşı yürütülen kampanyanın ardından derin devleti ve Sudan Halk Kurtuluş Hareketi’ndeki (SPLM-N) bazı kişileri kendisine karşı bir kampanya tertip etmekle itham etti. Devrimcilerle birlikte vatani görevi omuzlamak için teklif edilen bu pozisyonu kabul ettiğini dile getiren Tavır, ülkeyi şu anda içerisinde bulunduğu koşullardan çıkarmak için onlarla birlikte hareket edeceğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Tavır, egemenlik konseyindeki varlığının bölgeyi temsil anlamına gelmediğini ve Güney Kordofan’daki savaşın çözümünün bir başka bölgedeki herhangi bir kişiyle sağlanabileceğini dile getirdi. Bununla birlikte bölgedeki sorunun çözümünün ilk elden sorumlularının egemenlik konseyi ve hükümet olduğunu belirtti. Bölge ile olan kişisel ilişkisinin, gerek bölgedeki savaşı gerekse de savaşın toplumsal yansımalarını anlamasını kolaylaştırdığını ifade eden Tavır, bu durumun bölgedeki krizin çözülmesini ve barışın sağlanmasını kolaylaştıracağını söyledi. Tavrı, “Bu benim şahsi ve ahlaki kaygılarımın bir parçasıdır. Barışı teşvik etmek ve gerekli mekanizmalar ile uygun atmosferi sağlamak adına geçici iktidar kurumları dahilinde çalışacağım” diyerek sözlerini sürdürdü.

Tavır, Abdülaziz el-Helu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey’in (SPLM-N) önde gelen liderleriyle doğrudan temaslarda bulunduğunu ve onların adaylığına karşı herhangi bir karşıt pozisyona sahip olmadıklarını teyit etti. Bir yanlış anlaşılma olduğunu düşündüğünü dile getiren Tavır, “Hareket isterse resmi platformları aracılığıyla bu durum hakkında görüşünü açıklayabilir” dedi. Bununla birlikte Tavır, Abdülaziz el-Helu liderliğindeki SPLM’nin Özgürlük ve Değişim Güçleri Bildirgesi’nin (ÖDBG) bir parçası olmadığını, askeri konsey ile temaslarda bulunmadığını ve müzakereler için geçici hükümetin kurulmasını beklediğini belirtti. İmzalanan anlaşma uyarınca geçiş hükümetinin göreve başlayacağı ilk günden itibaren barış dosyası için çalışmalara başlaması ve 6 ay içerisinde dosyayı çözüme kavuşturması gerektiğini dile getiren Tavır sözlerini şöyle sürdürdü:

“Egemenlik Konseyi’nin Başbakan ile gerçekleştirdiği ilk toplantıda, barış komisyonunun oluşumunun hızlandırılmasına dair tartışma yapıldı. Böylece barış dosyasına ilişkin çalışmalara doğrudan başlanmış olacak ve geçiş hükümetindeki bakanların seçimiyle ilgili olan işlemler bu çalışmaları aksatmayacak. Komisyonun oluşturulmasının ardından silahlı hareketlerle temaslarda bulunulacak ve birtakım planlar geliştirilecek. Egemenlik konseyinin önemli gündem maddelerinden biri olması dolayısıyla önümüzdeki hafta bu meselenin çözüleceğini düşünüyorum.”

Sürdürülebilir bir barış anlaşmasının tüm Sudanlıları içermesi gerektiğini vurgulayan Tavır, Abdülaziz el-Helu ve Abdülvahid en-Nur liderliğindeki hareketlerin katılacağı bir uzlaşıya varmanın gerekliliğinin altını çizdi. Öte yandan aralarında silahlı hareketlerin de bulunduğu devrim bileşenlerinin oluşturduğu yasama meclisi tarafından müzakerelerin sonuçlarının garanti altına alınması gerektiğini belirten Tavır, herkesin kararlaştırılan hususlara bağlı kalması gerektiğini ifade etti. Egemenlik Konseyi’ndeki sivillerin yürütme organı oluşumu tamamlanıncaya kadar ülkenin yönetimini denetleyen komitelere dağıtılacağını kaydeden Tavır, böylece ülke idaresinde herhangi bir boşluğun meydana gelmesinin önüne geçileceğini söyledi.

Egemenlik Konseyi’ndeki askerler ile siviller arasındaki uyuma dair değerlendirmelerde bulunan Tavır, “Her iki tarafta da ortak bir arzu var. Çünkü işler geçiş dönemine ilişkin kararlaştırılanlar doğrultusunda ilerliyor. Öte yandan ordu, hükümet yapılarının oluşumunun hızlandırılması yönündeki arzusunu dile getiriyor” ifadelerini kullandı.

Oturma eylemini kırma operasyonu sırasında işlenen suçlara ilişkin bağımsız soruşturma komisyonunun oluşturulmasıyla birlikte bazı askerlerin bir dizi suçlamayla karşı karşıya kalması durumunda ortaklığın zarar görü görmeyeceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tavır sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bağımsız ve adil bir yargı talep ediyoruz. Kimseyi suçlamak veya halkı çıkarmak gibi bir arzumuz yok. Önemli olan insanları gerçeklere ulaştıran adli prosedürlere uymaktır. İşlenen suçlara karışan herhangi biri için birtakım güvencelerin sağlanması söz konusu olamaz. Aksi takdirde adalete ulaşmak amacıyla takip ettiğimiz yoldan sapmış oluruz. Ordu bağımsız bir soruşturmaya itiraz etmiyor. Sadece soruşturma sonuçlarının öncesinde mahkumiyetle ilgili birtakım çekinceleri olabilir. Adil standartlar doğrultusunda bağımsız bir soruşturma komisyonu oluşturulmadan önce harekete geçmeyeceğiz.”

Tavrı, Egemenlik Konseyi’ndeki askeri bileşenin son dört ay boyunca birçok güvenlik dosyasına, derin devlet komplolarına, karşı devrime ve yolsuzluğa ilişkin doğrudan çalışmalar yürüttüğünü, fakat henüz kendilerine bu konuda resmi bir rapor iletmediklerini ve bunun öncesinde çalışmalarını tamamlamayı beklediklerini söyledi.

Ekonomik çöküşün üstesinden gelinmesine ilişkin planlara değinen Tavır, bunun Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) ile Alternatif Politikalar Komitesi’nin acil durum programına bağlı olduğu değerlendirmesinde bulundu. Geçtiğimiz aylarda ekonomi, temel hizmetler, barış ve dış ilişkilere ilişkin ayrıntılı planlar üzerinde çalışıldığını belirten Tavır, bu bağlamda orta ve uzun vadeli planlar yapıldığını ve yürütme organının kurulmasının beklendiğini dile getirdi.

En önemli dosyalardan birinin, aralarında cumhurbaşkanlığı ve eski rejim ile irtibatlı bir dizi organın da bulunduğu devlet organlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin kanunlar olduğunu dile getiren Tavır, bu hususta hızlı bir şekilde hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Eski rejimin sembol isimlerinin yargı önüne çıkarılması konusunda ordu ile siviller arasında bir fikir birliğinin bulunduğuna işaret eden Tavır, bu konuda usule ilişkin atılması gereken birtakım adımların olduğunu belirterek, hükümet kurulmadan önce egemenlik konseyinin bu konuda herhangi bir şey yapamayacağını söyledi.

Baas Partisi’ne mensup olmasına rağmen egemenlik konseyine üye olarak seçilmesinin, yeterlilik, uzmanlık ve ulusallık gibi birtakım standartlar doğrultusunda gerçekleştiğini ifade eden Tavır, “Egemenlik konseyine seçilen 10 arasında bulunuyorum. Adayların siyasi geçmişlerine ilişkin herhangi bir konuşma gerçekleşmedi. İnsanlar benim bu konuda yeterlilik sahip olduğumu düşünmüşler. İnsanın entelektüel ve politik bir geçmişinin olması suç değil. Ulusal görevin doğası, ulusal ufuk doğrultusunda hareket edilmesini ve dar kişisel hedeflerin bir kenara bırakılmasını dayatır” ifadelerini kullandı.

Fizik alanındaki mesleki uzmanlığı ile siyasi görevi arasındaki ilişkiye değinen Tavır, Hollanda’da fizik okuduğunu ve fizikçiler tarafından problem çözücü olarak nitelendirildiğini söyledi. Zihinsel yapısının çözüm odaklı çalıştığını kaydeden Tavır