Hamilelikte yaşanan stres, çocukta kişilik bozukluğu riskini artırıyor

Anneleri kendilerine hamileyken strese maruz kalmış çocukların, hayatlarının devamında kişilik bozukluğu geliştirme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösteren yeni bir bilimsel çalışma yayımlandı.

“Türünün ilk örneği” olan araştırmada gebelikteki stresle çocuklar büyüdüğünde ortaya çıkan kişilik bozuklukları arasındaki bağlantı incelendi

Gebelikte yaşanan stresin çocukta psikoz, anksiyete ve depresif bozukluklara neden olduğu daha önce de bilimsel raporlarda kendine yer bulmuştu.

Hakemli bilim dergisi British Journal of Psychiatry’de (BJPsych) yayımlanan yeni bir araştırmaysa, gebelikte yaşanan stresle çocuğun geliştirebileceği kişilik bozuklukları arasındaki bağlantıyı araştıran, bu alandaki ilk çalışma oldu.

İrlanda’daki Royal College of Surgeons’tan ve Finlandiya Ulusal Sağlık ve Refah Enstitüsü’nden araştırmacılar Finlandiya’nın Helsinki şehrinden 3 bin 626 kadının bulunduğu bir örneklemi inceledi.

Katılımcılara hamilelik sırasında yaşadıkları stres düzeyini de içeren zihin sağlıklarına ilişkin 6 soru yöneltildi.

Araştırmaya katılan doğum yapmış kadınların çocuklarından 40’ına daha sonradan kişilik bozukluğu teşhisi konmuştu.

Araştırmacılar anneleri hamilelik sırasında stres ya da orta düzeyde stres yaşamış çocukların 30 yaşına ulaştıklarında kişilik bozukluğuna sahip olma ihtimallerinin 3 kat daha fazla olduğu sonucuna ulaştı.

Buna göre anneleri ağır şekilde gebelik stresi yaşayan çocuklarda kişilik bozukluklarının açığa çıkma ihtimali ortalamadan 10 kat daha yüksek.

Royal College of Psychiatrists’ten gebelik psikiyatrisi fakültesinin başkanı Dr. Trudi Seneviratne, müstekbel annelerin ruh sağlığının yakından takip edilmesinin önemini vurguladı.

Dr. Seneviratne şöyle konuştu:

Hamilelik stresli bir süreç olabilir ve bu çalışma anne adaylarının ihtiyaçları olan ruh sağlığı desteğine erişiminin sağlanmasının önemini gösteriyor. NHS İngiltere (İngiltere’nin ulusal sağlık kurumu) son zamanlarda gebelikte ruh sağlığı izleme hizmetlerine erişimi ciddi oranda geliştirdi ve bu bulgular NHS İngiltere’nin bu alandaki araştırmalarına devam etmesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Dr. Seneviratne bu çalışmanın stres ve çocuğun gelişimini etkileyebilecek sosyoekonomik durum, ebeveynlik yaklaşımları ve cinsel istismara uğrayıp uğramadıkları gibi gelişimsel faktörleri incelemediğini ekledi.

Makalenin başyazarı İrlanda’daki Royal College of Surgeons’tan Ross Brannigan, gebelik stresiyle çocuklardaki kişilik bozukluklarının gelişimi arasında “nedensel bir ilişki bulunduğunu kanıtlamak için daha fazla araştırma” gerektiğini belirterek, “Bu araştırma, doğum öncesi ve sonrası dönemde hem hamile kadınlara hem de ailelerine ruh sağlığı ve stres (yönetimi) desteği sağlanmasının önemini vurguluyor” dedi.

Çalışmanın yayımlanmasının ardından, Safely Held Spaces (Güvenli Alanlar) ve A Disorder for Everyone (Herkese Bir Zihinsel Bozukluk) sağlık örgütleri tarafından kaleme alınan bir basın bildirisinde, muhtelif zihin sağlığı uzmanları araştırmanın bulgularına eleştiri getirdi ve “kişilik bozuklukları” terimini “tartışmalı” diye niteledi.

Danışmanlık hizmeti veren klinik psikolog Dr. Lucy Johnstone şunları dile getirdi:

Tanı kılavuzlarını hazırlayan klinik tedavi uzmanlarının da kabul ettiği gibi kişilik bozukluğunun hiçbir destekleyici kanıtın bulunmadığı hayli tartışmalı bir etiket olduğunun farkında olunması çok önemli. Stresin, icat edilmiş bir sağlık sorununun görülme olasılığını nasıl artırdığını anlamak epey zor. Annelerin stresli sosyal ve kişisel durumlar için destek alması gerektiği açık bir gerçek çünkü bu sıkıntılar çok yaygın ve bebeklerin ihtiyaç duydukları bakımı almalarını zorlaştırıyor. Ancak bu, bu çocukların büyüdüklerinde kişilik bozukluğu diye adlandırılan bir durum geliştirebileceklerine dair korkutucu bir iddiada bulunmaktan çok farklı.

Dr. Johnstone, araştırma bulgularının hamileler için “fazladan bir endişe yükü” getirdiğini ekledi.

Ruh sağlığı derneği Mind kişilik bozukluğunu “tutum, inanç ve davranışların kişinin yaşamında uzun süreli sorunlara neden olduğu” bir akıl sağlığı sorunu olarak tanımlıyor.

Dernek, psikiyatristlerin bir tanı sistemi kullanarak belirleyebilecekleri 10 farklı kişilik bozukluğu tipi listeliyor.

Martta yayımlanan ve “panik yaratan” bir araştırmaya göre 25 yaş altı hamile kadınların üçte ikisi zihin sağlığı sorunlarının belirtilerini taşıyor.

King’s College London’dan akademisyenlerin gerçekleştirdiği araştırmada yaşları 16’yla 24 arasında değişen kadınların yüzde 67’si kaygı bozukluğu, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi rahatsızlıklara ait semptomlar gösteriyor.

Aynı zamanda 25 yaşında ve 25 yaşından büyük her 5 kadından biri zihin sağlığı bozukluklarıyla ilişkili bulgular gösteriyor.

Yayımlanan araştırmanın bulgularını değerlendiren Dr. Seneviratne, çalışmanın “genç anneler arasındaki bu yüksek orana dair bir kanıt eklediğini” ve çoğu genç kadının ihtiyaç duydukları yardıma ulaşmakta “zorlandığını” belirtti.

Independent Türkçe