Lavrov, Şarku’l Avsat’a konuştu: Çözüme yönelik ilerleme, Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşüne işaret ediyor

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, ‘Soçi’deki Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’den çıkan karara dayanarak’ geçtiğimiz yılın başlarında çalışmalarına başlanan Suriye Anayasa Komisyonu’nun kurulmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Suriye’deki siyasi süreçle ilgili ilerlemenin, Suriye’nin Arap Birliği’ne (AL) geri dönüşüne ilişkin uzun süredir gündemde olan dosyada ilerleme kaydedilmesini sağlayacağına işaret ettiğini belirten Lavrov, AL ülkelerinin çoğunun bölgede söz sahibi olan Suudi Arabistan’ın bu konudaki tutumunu izleyeceğini ifade etti.

Lavrov, Suriye’ye yapılan Rus müdahalesinin ‘rejimi koruma’ maksatlı olup olmadığına ilişkin bir soruyu şöyle cevapladı;

“Rejimi koruma fikriyle ilgili olarak, şunlara dikkat çekmeliyim; dış politikalarımız hiçbir zaman olayları şahıslara bağlamaya yönelik olmadı. Ne belirli kişilere bağlıyız ne de başkasına karşıyız. Moskova, yalnızca Suriyeli yetkililerin talebine cevap vererek, terörle mücadelede onlara yardım etti” şeklinde yanıtladı.

‘Putin, Suudi Arabistan’ı ziyaret edecek’

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suudi Arabistan’a yapacağı ziyareti ilk kez Şarku’l Avsat’a açıklayan Lavrov, Moskova ve Riyad arasındaki ilişkilerin ikili çıkarlardaki dostluk, eşitlik, karşılıklı saygı ve her iki tarafın çıkarlarının dikkate alınması ilkelerine dayandığını ve bu yaklaşımın Rusya Devlet Başkanı Putin ve Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz tarafından bizzat kurulduğunu söyledi.

Sürekli temasta kalarak, ilişkilerin temel özelliklerinin oluşturulduğunu ve kararlaştırılmış öncelikli projelerin uygulanmasının takip edildiğini belirten Lavrov, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın bu çabaya büyük bir katkı sağladığının altını çizdi. Putin’in Suudi Arabistan’a yapacağı ziyaretin özel bir önem taşıdığına dikkati çeken Lavrov, “En üst düzeyde yapılacak olan bu görüşmenin, çok yönlü ortaklığımıza destek sağlayacağına, yeni bir seviyeye taşıyacağına ve iki halk arasındaki karşılıklı anlayışı destekleyeceğine eminim” diye konuştu.

İran’ın Suriye’deki varlığı

Diğer yandan İran’ın Suriye’deki varlığına ilişkin bir soruya ise Lavrov, şu şekilde cevap verdi;

“Suriye topraklarındaki dış aktörlerin varlıklarının meşru olabilmesi için bu varlığın, ülkedeki meşru makamların çağrısına veya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararına dayanması gerekir. İran, Suriye’de DEAŞ’ın baş unsurlarının yenilgiye uğratılmasının ardından görevi sona eren ABD’nin aksine Şam’ın isteği üzerine Suriye’de bulunuyor. ABD’nin Suriye topraklarındaki varlığını sürdürme amacı ile ilgili soru işaretleri mevcut.  Washington’ın BMGK’nın 2254 sayılı kararını doğrudan ihlal ederek, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasını engellediği yönünde güçlü bir his var” yanıtını verdi. Lavrov, ayrıca ABD’nin Başkan Donald Trump’ın Aralık 2018’de verdiği, Amerikan birliklerinin Suriye’den çekilmesi sözünün yerine getirilmesini umduğunu ifade etti.

İsrail’in Suriye’deki bombardımanları

İsrail’in Suriye’deki ‘İran hedeflerine’ yönelik bombardımanlarına ilişkin bir soruyu ise Lavrov, “Durumu daha da dengesizleştirecek, gerginliğin artmasına ve hatta kontrolden çıkmasına neden olabilecek bu tür eylemlere karşı olumsuz bir tutum sergilemekten asla kaçınmadık. Suriye, bir takım planların uygulandığı veya bazı hesapların görüldüğü bir platforma dönüşmemeli. Tüm sorumlu güçlerin temel görevi, Suriye topraklarında barışı yeniden sağlamaya yardımcı olmak olmalı” diye yanıtladı.

Yeni ‘çok kutuplu’ dünya düzenine, ABD ve Batı politikalarına, Washington ile Moskova arasındaki ilişkilere ve Arap dünyası ile Körfez’de yaşanan gelişmelere değinen Lavrov, Rusya’nın Körfez’in güvenliğine ilişkin girişiminin yeni versiyonuyla ilgili olarak, “Önerinin güncellenmiş hali, geçtiğimiz Temmuz ayında Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından resmi olarak sunuldu. Girişim olumlu ve birleştirici bir bölgesel gündem taşıyor. Bununla birlikte zorlukları ve riskleri ele almak için ortak eylem mekanizmaları oluşturuyor. Öte yandan tüm tarafların görüşlerinin dikkate alındığı kademeli bir süreç başlatılması amaçlanıyor. Bu anlamda girişimimiz, ‘bizimle ve bize karşı olanlar arasında yeni ayrım sınırları oluşturulması’ ilkesine dayanıyor” diyerek cevapladı.

Şarkul Avsat