Cemayel: Hariri Hizbullah’ın rehinesi olmasa istifa edecek

(Maruni Hristiyan) Lübnan Ketaib Partisi’nin 2016 yılında Temmam Selam hükümetinden ayrılmasından bu yana Sami el-Cemayel liderliğindeki parti, muhalefet saflarında yer alıyor. Ketaib, diğer Maruni Hristiyan partiler Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) ve Lübnan Kuvvetleri (LK) Partisi arasındaki ilişkilerden General Mişel Avn’ın Cumhurbaşkanı seçilmesine yol açan “Cumhurbaşkanlığı Uzlaşısı”na kadar son dönemde sürekli muhalfette kaldı.

Ketaib’in muhalafet söyleminin odağında ise yolsuzluklar yatıyor.

Cumhurbaşkanı Avn’ın görev süresinin üzerinden 3 yıl geçerken siyasi elitlere ve Kota Rejimi’ne karşı protesto eylemleri patlak verirken Cemayel, “yönetimden ayrılarak ve 3 milletvekiliyle başlayan muhalefet saflarına dahil olarak” aldığı kararlarda haklı ve yalnız olduğunu belirtiyor. Cemayel ayrıca, yakın zamanda hükümetten istifa eden LK de dahil, mevcut hükümetten bazı tarafların da katılımıyla muhalefetin genişlemesini bekliyor.

Independent Arabia’nın haberine göre, LK mensubu 4 bakanın istifasını memnuniyetle karşıladığını söyleyen Cemayel, bu istifaların hükümetin tam olarak istifa etmesine uzanan ilk adım olduğuna dikkati çekti. Sami el-Cemayel, (Dürzi) İlerici Sosyalist Parti (İSP) lideri Velid Canbolat’ın istifadan geri adım atmasının Başbakan Saad Hariri ile dayanışma içerisinde olabileceğini gösterdiğini söyledi.

Ketaib lideri, “Bence Hariri de istifa etmek istiyor, ama Hizbullah tehditleri altında rehin kalmış durumda. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın son konuşması, Hariri’ye doğrudan bir tehdit. Özellikle hükümetten istifa edenlerin son 30 yıllık meseleler hususunda yargılanmasından bahsetmişti” dedi.

Hariri’nin, içten içe istifa etmek istediğini belirten Sami el-Cemayel, “Karar, onun elinde olsaydı bir süre sonra istifa ederdi. Bugün, ikna olmadığı bir şeyi savunmasını beklemiyordum” ifadelerini kullandı.

Çözüm başarısız

Ketaib lideri, bugün yaşananların, Başbakanın cumhurbaşkanın yardımıyla ortaya koyduğu çözümlerin sonuçlarından biri olduğunu vurguladı. İlk günden beri buna karşı olduğunu söyleyen Sami el-Cemayel, Hizbullah’ın bu çözümdeki payının da stratejik, askeri ve dış meselelerle ilgili kararlar vermek olduğuna dikkati çekti. Cemayel, bu durumun Lübnan’ın Arap camiasında ve uluslararası düzeyde tecrit edilmesine yol açtığını, ekonomik ve toplumsal trajedinin yanı sıra bugün tanık olunan büyük çıkmaza neden olduğunu vurguladı.

Samir el-Cemayel, “Avn’ın cumhurbaşkanlığına gelmesinin ve bilinen dengeleriyle bir hükümet kurulmasının, devleti Hizbullah’ın eline devretmek anlamına geldiğini fark ettik. Daha sonra bize, bu çözümün bir parçası olmamız teklif edildi. Ama kabul etmedik, muhalefete yöneldik ve vatandaşların haklarını dış güçlerden korumaya çalıştık” değerlendirmesinde bulundu. Son seçimlerin ardından kamuoyunun, medya sahtekarlığına maruz kalması dolayısıyla mevcut siyasi sınıfa güven duyduğunu söyleyen Cemayel, bugün kamuoyunun gerçekleri gördüğünü belirterek, “Son üç yılın en kötü trajedisini yaşamaya başladık. Bir gün geleceğini ve tüm insanların onlara karşı çıkacağı uyarısında bulunmuştuk” dedi.

Halk, paket istemiyor

Lübnan hükümeti tarafından onaylanan reform paketine değinen Cemayel, “Cevap, meydanları istila eden devasa kalabalık aracılığıyla net olarak verildi” dedi.

Cemayel, hükümetin devrilmesinin olumsuz sonuçları olmayacağını belirterek, teknokratlar hükümeti kurulabileceğini ifade etti. Yönetimin, halkın iradesine kulak vermesi ve tarafsız bir hükümete yönelmesi gerektiğini vurgulayan Sami el-Cemayel, “Hükümet, er ya da geç istifa edecek. 14 Mart 2005 tarihinden sonra yaşananlar gibi tarafsız bir hükümetin kurulmasından başka çıkış yok” ifadelerini kullandı. 2005 yılında Necib Mikati önderliğinde bir hükümet kurulmuştu.

Başbakan Hariri’nin ilan ettiği reform paketinin içeriğini de değerlendiren Ketaib Partisi lideri, “Paket, sadece 3 yıldır Dünya Bankası’ndan sunulan veya ortaya koyulan diğer reform paketlerinin yeniden gündeme gelmiş hali. Bugün yapılması gereken reformlar konusunda bir anlaşmazlık yok. Bunlar herkes tarafından biliniyor. Ama sorun şu; Bu reformlar kim tarafından uygulanacak? 3 yıldır bu reformlardan hiçbiri ortaya koyulmadı. Bu nedenle bu reformları uygulamak için ilk adım olarak Lübnan halkının desteğiyle tarafsız bir hükümet kurulmalı. İkinci adım olarak da kararı Lübnan halkına bırakmak için erken parlamento seçimleri düzenlenmeli” değerlendirmesinde bulundu. Cemayel, tarafsız hükümetin, kurulması halinde de kendisini bölgesel çatışmalardan uzak tutması gerektiğine dikkati çekerken, uluslararası açıdan tarafsız olması gerektiğini vurguladı.

Uluslararası toplum, gelişmeleri takip ediyor

Uluslararası toplum, Lübnan hükümetine “halkın talepleri doğrultusunda istifa etmesi” hususunda herhangi bir baskı uygulamazken, önceliğin “Lübnan istikrarı” olduğunu ifade etti. Ancak Lübnan halkının, “değişim ve vesayet sisteminden kurtulma” hususundaki kararlılıklarına bakıldığında uluslararası toplum, Lübnanlıların kararlılığı ve iktidara yönelik ilk ayaklanmaları çerçevesinde ne olacağını bekliyor. Aynı şekilde şu anda siyasi otorite de uluslararası topluma “olan bitenin geçici olduğunu ve yakında ortadan kalkacağını” söylemeye çalışıyor. Lübnan’da Şii toplumu da Hizbullah’a karşı ayaklanırken, uluslararası toplum ise kaçınılmaz olarak “Lübnan halkının kararlılığını” dikkate alacak.

Bu çerçevede Ketaib Partisi lideri Sami el-Cemayel, “Bizler Lübnanlı olarak, birbirimizin yanında durmalı ve Hizbullah’ın kontrolündeki bölgelerde baskı altında olan ve yıldırılan kardeşlerimize yardım etmeliyiz. Lübnan devleti, insanları ve ifade özgürlüğünü korumalıdır. Korkunun önündeki bariyerin kırıldığı kanaatindeyim” açıklamasında bulundu.

Cemayel, ordunun bu dönemde eylemcilere yönelik koruyucu rolüne de övgüde bulundu. Ordunun görevinin, siyasi otoriteye değil Lübnan halkına hizmet etmek olduğunu vurgulayan Sami el-Cemayel, “Yönetimden, halk hareketini başarısızlığa uğratma girişimleri sarf ediliyor. Bu girişimler, ajanların protesto gösterisi alanlarına gönderilmesi, güvenlik güçleriyle ilgili problemlerin ortaya çıkması ve kamu mallarının parçalanmasıyla başladı. Bunlar ve Hizbullah’ın, Beyrut’taki eylemcilere saldırmak için meydanlara yüzlerce motosiklet sokma girişimleri ise başarısız oldu” dedi.

Bir örnek olarak Sudan

Ketaib Partisi lideri Sami el-Cemayel, “Bazı Arap ülkelerinde yaşanan devrimlerle karşılaştırıldığında, insanların ayağa kalktığı farklı diktatör devletlerde olduğu gibi Lübnan makamları, kendilerini kurtarmak için son dakikada reform belgeleri sunarak, olaya hızlıca müdahale etti. Ancak devrilen diğer rejimler gibi hükümetin devrilmesini bekliyorum. İstifasını ne kadar erken sunarsa, kaybın önüne de o kadar geçilebilir” açıklamasında bulundu.

İşlerin Sudan’da yaşananlara benzer bir senaryoya doğru gidip gitmediği ve geçiş konseyi olarak askeri-sivil bir meclis kurulup kurulmayacağı hususlarına değinen Cemayel, “Demokratik bir sistemde anayasal kurumlar ve tarafsız bir hükümet aracılığıyla sivil bir geçiş otoritesine hala ulaşabiliriz. Ancak işler böyle devam ederse ve güvenlik meselesi kötüye giderse Sudan’dakine benzer bir senaryoya tanık olabiliriz. Kimsenin istemediği bir aşamaya gitmekten kaçınmak için hızlı şekilde geçiş sürecini ortaya koymalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Şarkul Avsat