Griffiths: Suudi Veliaht Prens’in desteği paha biçilemez

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths ile sürekli iletişim halindeyseniz, bugünlerde dikkat çekici bir şey fark edeceksiniz; BM Yemen Özel Temsilcisi, kendisine gönderilen mesajlara farklı zamanlarda cevap veriyor. Bunun en temel sebeplerinden biri, onun bir ülkeye yaptığı ziyaretini nihayetlendirmesinin ardından sürpriz bir şekilde bir diğer ülkeyi ziyaret etmesidir. BM Özel Temsilcisi’nin çalışmasının doğası elbette bunu gerektiriyor, fakat son zamanlardaki ziyaretlerinin ve toplantılarının geçtiğimiz döneme nazaran arttığı kesin.

Griffiths, doğru yolda olduğuna inanıyor ve ilgili tarafların yakın zamanda savaşa son verecek resmi bir sürece başlamak için siyasi olarak kendilerini hazır hissedeceklerini umuyor. Şarku’l Avsat’ın mail yoluyla iletişime geçtiği Griffiths, yeni bir istişare turu ile ilgili soruya muğlak cevap verdi.

Ekibinin siyasi olarak yoğun çalışmalar yaptığını belirten Griffiths, “Görüşlerini, kaygılarını ve ne düşündüklerini öğrenmek için Yemen siyasi partileri ve sivil toplum örgütleri ile gayrı resmi istişareler gerçekleştirdik. Bu tartışmalardan çıkan sonuçlarımız resmi süreçte kullanılacak” ifadelerini kullandı.

Yemen hükümeti daha önce yaptığı açıklamalarda, Stokholm anlaşması uygulanmasından önce herhangi bir müzakere veya istişare sürecine girme konusundaki isteksizliğini dile getirmişti. Yemen hükümetinin bu tutumu, küçük taahhütleri yerine getirmeyenlerin, daha büyük taahhütler söz konusu olduğu zaman da bunu yapamayacaklarına dayanıyor. Ancak Mart 2018’den bu yana Yemen dosyasından sorumlu olan Griffiths, bu konuda farklı düşünüyor. Griffiths, uygun olduğu takdirde Stockholm’e dair anlaşmazlığın müzakerelere engel teşkil etmediğini düşünüyor ve şunları söylüyor: “Stockholm anlaşmasın bir boşluğu kapatmak üzere imzalanan insani bir anlaşma olduğu, siyasi sürecin başlaması için bir ön şart olmadığı unutulmamalıdır. Bu anlaşma barış sürecini engellemeyi değil, bilakis süreci güçlendirmeyi amaçlayan güven artırıcı önlemler içermektedir.”

Bizi iyimser olmaya davet eden 5 gösterge

-Bazıları sizi en iyimser BM Elçisi olarak nitelendiriyor. 17 Ekim’de Güvenlik Konseyi’ne verdiğiniz son brifingde, Yemen halkının umutlu olmaları için birtakım göstergeler olduğundan bahsettiniz. Bu göstergeler nelerdir?

Güvenlik Konseyi’ne Yemen dosyasına ilişkin umutlu olmaya bizi sevk edebilecek bazı somut işaretler olduğunu söyledim. Mesela son zamanlarda ülkenin kuzeyindeki şiddet olaylarında önemli bir düşüşe tanık olduk, çok sayıda mahkûm ve tutuklu serbest bırakıldı, ülkenin fazlasıyla ihtiyaç duyduğu petrol yüklü gemilerin Hudeyde’ye girmesine ve yardım kuruluşlarının el-Dureyhimi’deki muhtaç kimselere yardım sunmalarına izin verildi. Bununla birlikte güney dosyasına ilişkin Cidde’de yapılan görüşmeler başarıyla tamamlandı ve burada belki de ülke genelinde kalıcı bir barış sürecine doğru atılmış ilk adım olabilecek bir anlaşma imzalandı. Bütün bu göstergeler gibi umutlu olmaya davet ediyor, görüşmelere katılan tarafların iyi niyetini yansıtıyor ve önemli ilerlemeler kaydedildiğini gösteriyor.

Muhammed bin Selman’ın rolü

BM Yemen Özel Temsilcisi Griffiths, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın oynadığı liderlik rolünün, taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların çözülmesinde önemli bir unsur olduğunu belirterek, son olarak Cidde’de gerçekleştirilen görüşmelerde bunun açık bir şekilde göründüğünü söyledi. Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın taraflar arasında güven inşa edilmesi ve ortak bir zemin için fırsatlar oluşturulması konusunda önemli katkılarının olduğunu dile getiren Griffiths, “Bu paha biçilmez destek için minnettarım” ifadesini kullandı.

Şiddetin azalması

Husiler geçen eylül ayında ateşkes ilan etti. Griffiths, Husilerin bu girişimini memnuniyetle karşıladığını belirterek, onların bu açıklamalarına bağlı kalacaklarını hususunda iyimser olduğunu söyledi. Griffiths, son zamanlarda ülkedeki şiddet olaylarında ciddi bir düşüşün olduğunu kimsenin inkâr edemeyeceğini belirterek, “Bu çok cesaret verici ve elbette zemin olarak almamız gereken olumlu bir adım. Yukarıda ifade ettiğim göstergelerin hepsinin, her iki tarafın ortak bir zemin bulma yönünde çaba sarf ettiklerinin bir göstergesi olduğunu düşünüyorum” dedi.

Aramco saldırıları ve bölgesel bir savaştan kaçınma

Griffiths, Suudi petrol devi Aramco’ya ait petrol tesislerine yönelik gerçekleştirilen saldırılarla ilgili şu açıklamalarda bulundu:

“Bu saldırılar, bölge ve dünya için bir uyarıydı. Saldılar, açıkça Yemen’i bölgesel bir çatışmaya sokma tehlikesini içinde barındırıyor. Bu bir felaket senaryosu olurdu. Kendi açımdan, bu tehlikeden kaçınma hususunda başarılı olan bilgece tutumdan dolayı memnunum. Bölgesel bir savaşa geçmek yerine, şimdi Yemen’deki şiddeti azaltma fırsatına sahibiz. Bu, çok güzel bir gelişme.”

Riyad Anlaşması

Griffiths, şöyle devam etti:

“Ülkedeki tansiyonun düşürülmesi, Aden’deki tırmanışın durdurulması ve ülkede yaşanan çatışmalara son verilmesi yönünde Suudi Arabistan tarafından başlatılan girişimi, başından bu yana memnuniyetle karşıladığımızı belirttik. Bunun için Suudi liderliğine müteşekkiriz. Savaştan sonra iç siyasi çatışmaların ele alınması konusunda sık sık çağrıda bulunmuştum. Nitekim Cidde’de imzalanan anlaşma bu amaca hizmet edebilir. Cidde’deki bu başarı, gerçek bir ilerleme sağlanması için bir fırsattır.”

Hudeyde’de somut gelişmeler

Griffiths, Hudeyde’deki mevcut zorluklar ve Stockholm anlaşmasına ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

“Hudeyde ve Hudeyde limanı, Yemen için hayati bir koridor ve ticaret için merkezi bir deniz hattıdır. Anlaşmanın uygulanmasında geçen hafta kaydedilen ilerleme konusunda çok iyimserim. General Guha’ya ve Yemen Yeniden Düzenleme Koordinasyon Komitesi’ne (RRC) minnettarım. Yemenli taraflar, Hudeyde çevresi boyunca 5 tane ortak gözlem noktası kurdular. Bu, bölgelerde sükuneti teşvik edecek ve hayatların kurtarılmasına katkıda bulunacak tek olumlu adım değil. Bununla birlikte taraflar arasındaki güvenin arttığını gösteren somut ilerlemeler de yaşandı. Bu oldukça önemli bir gelişmedir ve bunu desteklemek zorundayız. Hepimiz daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini biliyoruz. Liman gelirlerine dair olan anlaşmanın iktisadi yönleri önceliklerimiz arasında yer alıyor. Liman yönetimi ve gelirleri meselelerinin çözülmesi için ilgili taraflarla çalışmaya devam ediyoruz. Hudeyde anlaşmasını destekleyen BM misyonu aracılığıyla yaptığımız çalışmaları sürdürmeliyiz, fakat bu bizi temel odak noktamızı teşkil eden ve temel görevimiz olan “çatışmaya siyasi bir çözüm bulmak” amacından uzaklaştırmamalıdır.”

BM Yemen Özel Temsilcisi, tutuklular konusunda ise şunları söyledi:

“Husiler tarafından 290 tutuklunun serbest bırakılması, oldukça önemli bir adımdı. Yemenli birçok aile uzun zamandır böyle bir adımın atılmasını bekliyordu. Bu adımı bütün tutukluların serbest bırakılmasını kolaylaştıracak yeni girişimlerin başlangıcı yapmak için Uluslararası Kızıl Haç Komitesi ile iş birliği içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Geçen hafta Prens Halid bin Selman ile tutukluların takas edilmesi konulu anlaşmanın uygulanmasına ilişkin yapılan çalışmaları görüştüm. Tüm taraflara gerekli esnekliği göstermeleri çağrısında bulunuyorum.”

Şarkul Avsat