Lübnan, Ortadoğu’nun İsviçresi mi Venezuelası mı olacak?

Yılın bu zamanlarında Lübnanlılar, Noel hazırlıkları dolayısıyla alışveriş merkezlerine akın ederdi. Ancak bu yıl farklı bir durum söz konusu. Ekonomik çöküş hayaleti, endişe ve korku düzeyini artırarak vatandaşlar arasında ağır bir misafir oldu. Artık halk, pazarlara, yiyecek bir şeyler ve temel ihtiyaçlarını satın almak üzere giderken, gelecek haftalar ve aylara yönelik yaşadıkları korkuya göre, oldukça fazla titiz davranıyorlar. Birinci Dünya Savaşı sırasında Lübnan’ı etkileyen ve halkın üçte birini yok eden kıtlık hakkında dinledikleri haberleri ve tarih kitaplarında okudukları olayları zihinlerinde döndürüp duruyorlar.

Erzak depoları

Gözlemcilere göre, Lübnanlıların evleri, artık gıda ve tüketim mallarının dolu olduğu depolara dönüştü.

Tahıl, reçel, un, onlarca gıda maddesi ve mevcut krizde birkaç ay boyunca bozulmadan dayanabilecek konserveler içeren “erzak” odaları yeniden ortaya çıktı. Uzmanlar, pazarlardaki ürünlerin tükenmesinden endişe duyan Lübnanlıların bu erzaklar için, son 3 ayda 1,2 milyar dolar harcama yaptığını tahmin ediyor.

Her evde eczane var

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre gözlemciler, Lübnanlıların kaygılarının yalnızca yiyeceklerle sınırlı olmadığını, Eczacılar Sendikası ve bazı hastanelerin birçok ilacın satışının durabileceği alarmı vermesi sonrasında bu endişelere eczanelerdeki ilaçların tükenmesi korkusunun da dahil olduğunu ifade etti. Bu çerçevede özellikle de kronik hastalıklardan şikayet edenler olmak üzere Lübnanlıların, eczanelere koşarak, evlerinde küçük bir eczane oluşturdukları belirtildi.

Eczacılar Sendikası Başkanı Gassan el-Emin, bir veya iki ay sonra ilaçların yeri doldurulmayacak şekilde tükeneceği uyarısında bulundu. Emin, dolar krizinin, ilaç fiyatlarında artışa gidilmeksizin ilaç ithalatçılarını etkilediğini ifade etti.

Bankalara güven azaldı

Gözlemciler, ekonomik panik durumunun, vatandaşların nakit birikimlerini koruyan bankalara yönelik güvenin azalmasına neden olduğunu ifade etti. Ekonomi ve Ticaret Bakanı Mansur Battiş, geçen Eylül ayından bu yana evlerde tutulmak üzere bankalardan 4 milyar dolar çekildiğini ve bu tutarın, bankalardaki mevduat değerinin yüzde 3’ünü oluşturduğunu açıkladı. Lübnan bankaları, mevduatı korumak ve ekonomik dengeyi güvence altına almak amacıyla ABD doları çekme işlemlerini sınırlandırmak için finansal işlemlere ciddi kısıtlamalar getirmeye devam ediyor.

Gözlemciler, bu kısıtlamaların, resmi döviz kuru ile bankalardaki döviz kuru arasındaki (şu an yüzde 30’luk bir marja olan) farkın büyümesi çerçevesinde parayı ve ülke ekonomisini koruyacağını ifade etti.

İlan edilmemiş bir iflas söz konusu mu?

Ekonomistler, Lübnan’ın ilan edilmemiş bir iflasla karşı karşıya kalmış olmasından endişe duyuyor. Zira ülkede işler, devletin Lübnan Merkez Bankası hesaplarıyla yaşadığı bir aşamaya ulaştı ve bu durum da finansal piyasalarda kabul edilemez bir nokta. Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü’ne göre Lübnan, iflasın eşiğine geldi. Enstitü ayrıca, Hizbullah destekli bir hükümet kurma senaryosuna değindi ve bunun, ABD izolasyonu sonucunda Lübnan’ı “Ortadoğu’nun Venezuela’sı” olmaya iteceği sonucunu ortaya koydu. Lübnan Merkez Bankası’na dikkati çeken Bank of America’ya bağlı bir araştırma merkezi tarafından yayınlanan bir rapor da panik durumunun artacağını açıkladı. Raporda, siyasi durgunluk halinin ve finansal krizin devam etmesi ve durumu düzeltmek için herhangi bir önlemin alınmaması halinde Lübnan’ın 2020 ortalarında likidite krizi ile karşı karşıya kalabileceği vurgulandı. Rapora göre, Kasım ayı ortalarında yayınlanan veriler uyarınca Lübnan Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini kaybetme hızı, 2020 yılının bir kriz senesi olabileceğini gösteriyor.

Gençler göç ediyor

Ekonomistler, artan göç oranları konusunda da endişelerini dile getirdi. Lübnanlı gençlerin yüzde 60’tan fazlasının işsiz olduğu belirtilirken, göç eden gençlerin oranının da yüzde 44’e ulaştığı ifade edildi. Lübnan’da yalnızca 3 bin 800 iş fırsatı bulunuyor ve ülkede 30 binden fazla kişi iş arıyor. Son 3 yılda yaklaşık 4 bin kurum ise kapandı.

Acil eylem

Toplumsal yansımaları olabilecek bu kriz çerçevesinde Prof. Dr. Jassem Ajaka, özellikle de hükümet boşluğunun devam etmesi halinde birkaç acil eylem programının uygulanmasının gerekeceğini ifade etti.

Bu çerçevede ilk olarak bankalara dikkati çeken Ajaka, bankaların, özellikle de kredi ve telefon faturalarını Lübnan lirasıyla taksitlendirmeyi kabul ederek, mevduat sahiplerinin günlük harcamalarına ilişkin taleplerini karşılaması gerektiğini söyledi. Profesör, Lübnan Merkez Bankası genelgesinin, ana malzemelerde (yakıt, buğday ve ilaç) de uygulanması gerektiğini belirtti.

İkinci olarak iş çevirme hükümetine değinen Jassem Ajaka, özellikle de ithalat, danışmanlık, seyahat ve elektrik saatlerinin azaltılması olmak üzere ABD doları cinsinden yapılan tüm hükümet harcamalarının durması gerektiğini vurguladı.

Üçüncü olarak ticarete değinen Profesör, her açıdan gereksiz amaçlar için yapılan ithalatı ve özellikle de lüks şeylerin ithalatının durdurulması gerektiğini belirterek, çünkü bu şartlar altında boşu boşuna dolar tüketildiğine dikkati çekti. Ajaka, gerekçesiz şekilde dolar depolama eyleminden de kaçınılması gerektiğini söyledi.

Dördüncü olarak vatandaşlara değinen Ajaka, halka güvenlik riski nedeniyle evlere dolar depolamaktan vazgeçme çağrısında bulundu. Jassem Ajaka, ABD dolarına yönelik talebin, krizi daha da kötüleştirdiğini belirtirken, talebin hane başına 500 ABD doları olması halinde, bunun ekonomik döngüden ve bankalardan 625 milyon dolar çıkması anlamına geleceğini ifade etti.

Beşinci olarak da Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı değinen Jassem Ajaka, Ekonomi Bakanlığı’nın toplumsal zorunluluktan dolayı yurt içinde üretilen malların fiyatlarında kontrole gitmesi ve yoksul tabakayı da koruması gerektiğini vurguladı.

Şarkul Avsat / Tony Boulos