Cumhurbaşkanı Danışmanı Aktay: “Arap ülkelerini hedef alan bir dizimiz olmadı”

Televizyon dizileri savaş silahına dönüştü. Ortadoğu’daki siyasi mücadeleler televizyon dizileri üzerinden de devam ediyor. Los Angeles Times gazetesi, bu konuyu inceleyen geniş bir haber hazırladı. “TV Dizileri:  Orta Doğu’da TV programları savaş silahları olarak ortaya çıkıyor” başlıklı haberde, bu savaşın fotoğrafı çekiliyor. İşte o haber:

“Ortadoğu’da ve genelinde bölgesel nüfuz doğrultusunda oluşan Türkiye ile Suudi Arabistan lideliğindeki koalisyon arasında gelişen gölge savaşları başka alanlara sıçramaya başladı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır; Müslüman Kardeşler esinli Türkiye ve Katar’ı içeren ittifakla karşı karşıya.

Zaman zaman Suudi Arabistan’ın ana düşmanı olan İran’ı bile gölgede bırakan rekabet yüzünden her iki taraf Libya’daki muhaliflerle ve Afrika Boynuzu sahilleri (Etiyopya, Somali, Eritre ve Cibuti’yi içine alan afrika’nın doğu bölümünün arap yarımadası’nı çevreleyen bölgesine verilen ad) ile Katar ablukası içinde birbirlerinin işleyişine karışan stratejik limanların kontrolü için karşı karşıya geldi.

Ancak rekabet şimdilerde Türkiye’nin tartışmasız egemenliği olan bir arenada meydana gelmeye başladı: Televizyon dizileri.

Geçtiğimiz ay, Orta Doğu’nun en çok izleyen yayın kuruluşu olan, merkezi Dubai’de bulunan Suudi Arabistan merkezli medya grubu MBC’de, 14 bölümden oluşan, Mısır’da Memlükler’in son günlerini ve 16’ncı yüzyılda Osmanlı Devleti’nin kontrolüne geçişini  anlatan ‘Ateş Krallıkları’ (Memâlikü’n-Nâr) dizisi gösterilmeye başlandı.

Dizinin yapımcısı, amaçlarının  Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihine, Müslüman birliğinin bir zirvesi olarak değil, Araplar için karanlık bir zaman olduğu döneme odaklanmak;  ve bugün cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Neo-Osmanlı politikalarıyla Türkiye’nin bölgedeki mevcut rolünü yansıtmak olduğunu belirtiyor.

Dizinin BAE’li yapımcısı Yasser Hareb ile yaptığımız telefon görüşmesinde ‘’Osmanlı dünyası yüzünden Arap dünyası karanlığa girdi. Osmanlıların bölgede yaptığı tüm kötü şeylere rağmen hala bazı insanlar Osmanlıyı din ve İslam’ın koruyucusu olarak görüyor. Ve şimdi, bu Neo-Osmanlılar o zamanki ihtişamı İslam ulusuna geri getireceklerini söylüyorlar. Bizler de bunun için bir cevap vermek zorundaydık’’ diye konuştu.

Dizi, Memluk Sultanı Tomanbay’ın Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim’e karşı mücadelesini ve “Osmanlı işgaline” odaklanıyor.

Dizinin tanıtımında bahsi geçen dönemin ‘görkemli bir İslam Birliği’ olarak lanse edildiğini ancak ‘Ateş Krallıkların’da da anlatıldığı gibi bu dönemin aslında ‘kanlı  ve lanetli bir yönetim’e sahne olduğu anlatılıyor.

Yayınlanan ilk bölümde Tomanbay’ın askerlerine ‘’ Her Arap şunu bilsin ki adaletsiz Osmanlı topraklarımızı istila etmek istiyor.  Barbar Osmanlı kasapları topraklarımızı istila ediyor, bilginlerimizi, gençlerimizi, çocuklarımızı, halkımızı köleleştiriyorlar. Allah’a and olsun ki Osmanlı cesedimi çiğnemeden buraya gelemeyecek ve burayı yönetemeyecek’’ dediği görülüyor.

Dizinin yapımında hiç bir masraftan kaçınılmadı. Bir buçuk yıldan fazla süren ve yaklaşık 40 Milyon Dolar’a mal olan prodüksiyon, diğer birçok Arap TV dizisine harcanan bütçeyi geride bırakırken, epik savaş sahneleriyle Arap ‘Game of Thrones -Taht Oyunları’olarak nitelendirilmeye başladı.

Ateş Krallıkları’nın yönetmen koltuğunda  “İnci Küpeli Kız” ve “Hannibal Rising” gibi filmlerle tanınan İngiliz yönetmen Peter Webber oturuyor ve oyuncu kadrosu tanınmış Mısırlı ve Suriyeli film yıldızlarından oluşuyor.

Bu tür diziler,“Gümüş” gibi Suudi Arabistan’da ve MBC’de yayınlanan, yayınlandığı 2007’den sonra Arap dünyasını  ve aynı anda tüm dünyayı işgal eden çok sayıda Türk dizilerine karşı rekabet ettiği için önemli olarak görülebilir.

Gümüş; gösterildiği dönemde adeta hit olmuş; final bölümü bölgedeki 92 milyon izleyiciyi ekran başına toplarken, dizinin oyuncuları bölge genelinde yıldız haline gelmişti (Kivanc Tatlıtuğ gibi sarışın ve mavi gözlü bir aktörün bir kaç boşanma davasına sebep olduğu bildiriliyor).

“Gümüş”, Türkiye’yi ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci televizyon şovları dağıtımcısına çeviren Türk dizilerinin ilkiydi. Dizi, şimdiye kadar 140’tan fazla ülkede yayınlandı ve Türk Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2017 rakamlarına göre, yapım şirketine yılda 350 Milyon Dolar’dan fazla para kazandırdı. Buna ek olarak, milyonlarca turist, her yıl çeşitli dizilerde gördükleri karakterlerin yaşadıkları yerleri görmek için İstanbul’a gitti.

Bu diziler, Türkiye ve modern bir Osmanlı düzenini dünyadaki Müslümanlar için bir halifelik modeli olarak gören ve Müslüman milliyetçiliğini benimseyen hırslı devlet başkanı Erdoğan için yumuşak bir güç şekli haline geldi. Bu konuda özellikle iki dizi göze çarpıyor: İlki; Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusunun babası Ertuğrul Gazi’nin hayatını anlatan ‘Diriliş: Ertuğrul’ ve ikinci olarak; Osmanlı Sultan II. Abdülhamit’in hayatını anlatan, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun hem Araplar hem de Türkler için bir nimet olduğunu, imparatorluğun dağılmasının bölgedeki kargaşanın nedeni olduğunu anlatan‘Payitaht: Abdülhamit’.

Erdoğan 2016’da Payithat dizisi için ‘’ Aslanlar kendi hikayelerini yazana kadar avcılar her zaman kahraman olurlar’’ demişti.

Erdoğan’ın Ortadoğu’ya yönelik vizyonu ve Müslüman Kardeşler’e verdiği destekle birlikte, bölgedeki taraftarlarıyla birlikte Sünni İslamcı hareket, onu Sünni egemenliğindeki Suudi Arabistan ve müttefikleri ile rekabete soktu.

Sünni güçler, Suudi Arabistan’la  Mısır’da Müslüman Kardeşler’e bağlı, Türkiye’nin de müttefiki olan Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi deviren bir askeri darbeye destek verdiği 2013’te karşı karşıya geldi. Türkiye Libya’da Birleşmiş Milletler’in desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne destek veriyor. Erdoğan’ın Suudi liderliğindeki ambargoya karşı Müslüman Kardeşler müttefiki olan Katar’a yardım etmesi ise sorun oldu. Geçtiğimiz yıl MBC, geç bile kaldığını belirten bir kararla çeşitli kanallarda yer alan altı Türk televizyon dizisini kaldırdığını duyurdu. Bununla ilgili olarak yapımcı Yasser Hareb ‘’İnsanların diğerleri bizi kültürleri, filmleri ve şarkılarıyla istila ederken pasif olmalarıyla ilgili bir sorunumuz var” diye konuştu.

‘Ateş Krallıkları’ senaryo yazarı Mohammad Abdul Malek, ‘Diriliş: Ertuğrul’ un aksine, bir BAE şirketi tarafından üretilen ve Suudi Arabistan tarafından finanse edilen prodüksiyonunun titizlikle araştırıldığını sözlerine ekledi. Abdul Malek; ‘’Senaryoyu yazmak altı ayımı aldım ve hikayemizin doğruluğunu bir çok kontrolör ile çalıştım” dedi.

Bu arada ‘Ateş Krallıkları’ dizisinin gösterilmeye başlamasıyla  internette sosyal platformlarda dizinin Müslümanlar arasında bölünmeyi hedeflediğini söyleyen Türk ve Erdoğan yanlısı yorumlar göze çarpıyor.

Erdoğan’ın danışmanlarından biri olan Yasin Aktay ‘’ Bu serinin amacı nedir? Amaç Osmanlı devletine saldırmaktır  ve eğer Türkiye dizisiyle karşılaştıracak olursak, şu ana kadar Arap ülkelerini hedef alan bir dizimiz olmadı. Bu dizi ideolojik ya da politik bir nedenden dolayı tarihsel verileri kasıtlı olarak kötü göstermektedir. Dizi gerçeği değil sadece bazı kesimlerin belli bir görüşünü yansıtıyor’’ diye konuştu.

Yasin Aktay’ın bu görüşlerine karşı yapımcı Yaser Hareb sessizliğini korurken şu yorumu yapıyor; ‘’ Erdoğan ve destekçilerine göre Araplar, Osmanlı Devleti’nin geri dönüşünü arzuluyor. Ama biz Osmanlı yönetiminden ne öğrendik, ne aldık?-Hiçbir şey.’’