Arap camiasından itidal çağrısı

Arap camiasından ‘kendini tutma’ çağrısı… Suudi Arabistan, uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yaptı.

İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından Arap camiasından gelen açıklamalar ‘gerilimden kaçınma, itidal, sakinlik ve kendine sahip olma” çağrılarıyla devam etti.

Suudi Arabistan, Irak’taki olayları takiben ‘öngörülemeyen koşullarla durumun kötüleşmesinden kaçınmak için kendini tutma’ çağrısında bulundu. Suudi Arabistan Haber Ajansı’na (SPA) göre uluslararası topluma da ‘tüm dünya için hayati öneme sahip bölgenin güvenliğini ve istikrarını korumak amacıyla sorumlulukları yerine getirme ve gerekli önlemleri alma’ çağrısı yapıldı.

Ajansın yetkili bir kaynaktan aktardığına göre gerilimin ve terör faaliyetlerinin artmasını kınayan Suudi Arabistan, Irak’taki olayları yakından takip ederken bu durumun neden olacağı koşullar hakkında da uyarıda bulundu. Suudi Arabistan ayrıca ‘bölgenin güvenlik ve istikrarının, durdurulması gereken teröristlerin tehditlerine maruz kaldığı bilinciyle’, hız kazanan gelişmeler çerçevesinde durumu kötüleştirecek her türlü adım konusunda kendini tutma çağrısı yaptı.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Enver Karkaş, Abu Dabi’de de 3 Ocak’ta yaptığı açıklamada Süleymani’nin öldürülmesi sonrasında gerilimin artmasından kaçınarak durumun siyasi olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Karkaş, sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden yaptığı açıklamada da “Hızlı bölgesel gelişmeler çerçevesinde, akıllıca ve dengeli davranmak, çatışma ve gerilimin artmasına siyasi çözümler bulmak gerekiyor” ifadesini kullandı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı da olayın, Irak’taki gerginliği artırmasından endişe duyulduğunu ve tırmanan gerginliği endişeyle takip ettiklerini açıkladı. Durumun kontrol altına alınması ve karmaşadan uzak durulması gerektiğini vurgulayan Bakanlık, 3 Ocak’ta yayınladığı bir bildiride, “Koşulların, Arap devletlerinin ve halklarının iç işlerine yönelik her türlü bölgesel müdahalenin derhal durdurulmasını gerektirdiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Kuveyt’te de hükümetin resmi Sözcüsü ve Hükümet İletişim Merkezi Başkanı Tarık el-Muzarram, 3 Ocak’ta hükümetinin artan bölgesel gelişmeleri, son yaşanan olayları ve bölgedeki yansımalarını derin bir endişeyle takip ettiğine dikkat çekti.

Bahreyn İçişleri Bakanlığı da Bahreyn vatandaşlarını ülke dışından yönetilmeye çalışılan sosyal medya hesaplarıyla etkileşime girmemeye çağırdı. Bakanlık, kamu düzenini ihlal eden, ulusal safları bölmeye ve fitne yaymaya çalışan herkese karşı yasal önlemler alacaklarını vurguladı.

İçişleri Bakanlığı, Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin öldüğünün ilan edilmesinin ardından sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden açıklamalarda bulundu. Son olaylar ve hızlı bölgesel gelişmeler ışığında, ‘yurt dışından yönetilen, Bahreyn’de sivil barışı ve sosyal dokuyu tehdit etmeyi, güvenlik ve istikrarı bozmayı amaçlayan sosyal medya organlarında’ siber suçlarla mücadele edildiği belirtilen açıklamada söz konusu hesaplarla etkileşime girilmemesi gerektiği bildirildi.

Bahreyn İçişleri Bakanlığı, kamu düzenini ihlal eden hesaplar kullanan, bu hesaplarla etkileşime giren ve ülke içerisinde şüpheli bilgilerin yayılmasını sağlayan herkese karşı yasal önlemlerin alınacağını vurguladı.

Bakanlık, tüm vatandaşlara ve sosyal medya kullanıcılarına da ulusal safları ihlal eden tüm söylemlerden kaçınarak dikkatli ve uyanık olma çağrısında bulundu.

Hartum’da da Halk Kongresi Partisi, İran Devrim Muhafızları yetkilisi Kasım Süleymani’nin öldürüldüğü ABD operasyonunu kınadı. Söz konusu kınamada Sudan Müslüman Kardeşleri (İhvan-ı Müslimin) ve Tahran hükümeti arasında gizli ilişkiye dikkat çekildi.

Hasan et-Turabi tarafından kurulan (Sudan’da Müslüman Kardeşler hareketinin yerel adı) Sudan İslami Hareketi, 1970’lerin sonlarındaki Humeyni devriminden bu yana İran ile güçlü ilişkilere sahip.

Sudan’da aktivistler, sosyal paylaşım siteleri üzerinden yaptığı açıklamalarda alaycı bir üslup takınırken yayınlanan bildiriyi ‘Sudan’ın meselelerine ve İslami davalara önem göstermekten bir kaçış’ olarak niteledi. Aktivistler ayrıca bildiriyi Sudan İslamcıları ve 1970’lerde Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin devrilmesinden bu yana Tahran hükümeti arasında devam eden tarihsel ilişkilerin bir uzantısı olarak değerlendirdi.

Halk Kongresi Partisi, 3 Ocak’ta yayınladığı bildiride, ABD operasyonunu, “benzeri görülmemiş bir suç, devletin egemenliğine karşı bir saldırganlık, ‘uluslararası yasalara göre devletlerin egemenliğini teslim ettikleri için dokunulmazlıklarının ve korumalarının sağlanması gereken uluslararası liderleri hedefleme faaliyeti” olarak nitelendirdi.

Parti ayrıca, saldırgan güçlere ve bölge ülkelerine de ‘kendini tutma, tırmanışı durdurma ve bölgeyi savaş hayaletinden kurma’ çağrısında da bulundu.

Şarkul Avsat