MİT Başkanı Hakan Fidan

Türkiye-Suriye istihbaratı neden görüştü? Perde arkasında Rus doğalgazı mı var?

Dr. Mayis Alizade, Independent Türkçe için yazdığı; “Fidan ve Memlük görüşmesi; Suriye-Libya ve TürkAkım projesi” başlıklı makalesinde bu konuyu şöyle anlatıyor:

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan ile Suriyeli mevkidaşı Ali Memlük’ün Moskova’da bir araya gelmesi sonrası nelerin konuşulduğu herkesin merakı.

Haberi duyuran Suriye Arap Haber Ajansı (SANA)’ya göre; Fidan ve Memlük görüşmesinde, İdlib’de yaşanan göç dalgası, ateşkes ve ülkenin kuzeyinde yer alan Kürtlerin varlığıyla ilgili olası bir işbirliğini ele aldı.

Ajans ayrıca, “Ali Memlük’ün Türkiye’den, Suriye’nin egemenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü tam olarak tanımasını ve ülkenin kuzey bölgesinden çekilmesini istediğini” yazdı.

Fidan ve Memlük’ün görüşmesi her ne kadar Libya gündeminin gerisinde kalsa da kimi kaynaklara göre, Moskova, hem Libya ateşkes görüşmesini hem de istihbarat başkanları buluşmasını aynı ana denk getirerek bir sonuç almak istedi.

Bu görüşme, akıllara “Ankara, Suriye politikasında radikal değişikliğe mi gidiyor?” sorusunu getirdi.

Görüşme sonrasında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın “MİT Başkanı Hakan Fidan’ın Suriye istihbarat başkanıyla görüştüğü ifade ediliyor, ne diyorsunuz?” sorusuna “Türkiye, bulunduğu konum itibarıyla uluslararası arenada hem ülkemizin haklı menfaatlerini sağlamak hem de bölgede barış ve huzurun gerçekleşmesine katkı sağlamak için yetkili ilgili kurumlarımız, kuruluşlarımız çeşitli faaliyetler yapıyorlar. Bu faaliyetlerle bütün mesele barışa, huzura katkı sağlamak” şeklinde cevap vermesi bu konuda Ankara’nın eskisi kadar sert olmayacağını ortaya koyuyor.

Rusya açısından durum netti. Süreç hakkında konuştuğumuz Rus uzmanlara göre, görüşmeler Moskova için adeta bir rutindi.

Zira Eylül 2018’deki Soçi buluşmasından itibaren Moskova’nın elinde tuttuğu en büyük koz “Şam’la doğrudan diyalog” argümanıydı. Özellikle “Barış Pınarı Harekatı”nın sona ermesiyle buna gayet açık biçimde vurgu yapıldı.

Moskova’dan edindiğim izlenim, Rusya’nın bu buluşmadan ve buluşmanın yaratacağı etkiden gayet memnun olduğu yönünde.

İstihbarat başkanlarının buluşmasındaki başka bir simgesel ayrıntı da buluşmanın 8 Ocak’ta İstanbul’da Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Putin’in katılımıyla TürkAkım projesinin ikinci aşamasının açılışından birkaç gün sonra gerçekleşmesi.

Vladimir Putin’in 7 Ocak’ta Şam’da Beşşar Esad’tan Suriye’nin tamamı ve İdlib’deki duruma ilişkin kapsamlı bilgiler alması bu konuda zaten güçlü olan pozisyonunu daha güçlendirerek İstanbul’a gelmesine neden oldu.

İstanbul’daki açılış törenindeki konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ne Suriye ne de Libya konularına temas etmeden Irak’taki durumu gündeme getirmesi akıllara şu soruları getirdi:

  1. 16 Eylül 2018’deki Soçi buluşmasından bugüne Rusya, İdlib’in radikal güçlerden temizlenmesini istiyor. Hatta bunun için 2018 Ekim ortasına kadar Türkiye’ye süre tanınmış; süreç işlemeyince Rusya destekli Suriye ordusu bölgeye operasyon düzenleyince Vladimir Putin’in nezdindeki kişisel itibarını kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan operasyonların ertelenmesini sağlamıştı.

    Bu kez Rusya, İdlib konusunda daha katı davranarak taviz vermedi mi ve bunu gören Cumhurbaşkanı Erdoğan kendi istihbarat başkanını Suriyeli meslektaşıyla yüz yüze oturması için Moskova’ya gönderdi?

  2. Suriye istihbaratının başının, Türk meslektaşına “askeri güçleri bölgeden çekmesini” ilettiği ifade ediliyor. Bu isteğin eninde sonunda geleceği belliydi ve belki MİT Başkanı da bunun Moskova’da açık şekilde telaffuz edileceğini biliyordu.

    Öyleyse Suriyeli meslektaşıyla masa arkasına bu isteği işitmek için mi oturdu? Bu kadar basit olamayacağına göre, Türkiye’nin de mutlaka bir isteği olacaktı. Acaba o talep Libya’da ateşkes olabilir miydi?

  3. Rusya’nın ana stratejik hedefi bakımından yaklaşıldığında istihbarat başkanlarının buluşmasının TürkAkım projesinin ikinci aşamasının açılış töreninden birkaç gün sonraya denk getirilmesinin büyük simgesel önemi bulunduğunu hatırlattık.

    Zira Ankara ile hayata geçirdiği doğal gaz anlaşmalarında Moskova’nın ana hedefinin ismi, başlangıçta GüneyAkım olup, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da ifade ettiği üzere, daha sonra bizzat Vladimir Putin tarafından TürkAkım olarak değiştirilen doğal gaz hattının bundan sonraki aşamasının Suriye üzerinden Akdeniz’e indirilmesi olup, bunun Rusya bakımından en büyük engelinin İdlib’deki radikal güçler olduğu ifade edilmektedir.

    Kuzey Akım-2 hattına rağmen el kolu bağlanan, boru hattını aktifleştirmek amacıyla kanlı bıçaklı olduğu Ukrayna ile yeniden masaya oturan Rusya’nın, Suriye’de verdiği mücadelenin ana amacı TürkAkım hattının bundan sonraki aşamalarıyla kendi doğal gazını Akdeniz’e indirerek askeri gücüne ekonomik güç katmaktır.

    Kremlin’in politikalarını çok iyi bilen Rus gazeteci ve stratejistlerle konuştuğumuzda “aslında Suriye’de Moskova ile Ankara arasında gizli mücadele yaşandığını” ve bunun ana nedeninin “Rusya, doğal gazını Akdeniz’e indirerek özellikle Katar’ın Avrupa pazarına açılmasını önlemekten ibaret olduğunu” ifade ediliyor.

    TürkAkım projesinnin ikinci aşamasının hayata geçirilmesinden birkaç gün sonra Moskova’da yaşanan gelişmeler Rusya’nın Türkiye’ye “Hadi bakalım, bu iş Güney’e doğru uzasın” şeklinde telkinlerinin yansıması olabilir mi?

  4. MİT Başkanının Suriyeli meslektaşıyla Moskova’da buluşması Suriye konusunda Ankara’nın radikal politika değiştirmesine neden olabilir mi? Moskova buluşması, kuşkusuz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleşmiştir. Öyleyse bunu “Suriye politikasındaki radikal değişikliğin ilk jimnastiği” olarak değerlendirmek mümkün mü?

Biz bunlara kafa yorarken Suriye konusunda ana hedefleri de stratejileri de taktikleri de belli olan Moskova çok rahat davranmakta ve eninde sonunda işin Moskova’daki buluşmada dillendirilen isteklere geleceğini bilmektedir.

Independent Türkçe