Kızıldeniz ve Aden Körfezi Kıyısındaki Arap ve Afrika Ülkeleri Konseyi ve bölgenin güvenliği

Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ne kıyısı olan Arap ve Afrika ülkelerinin dışişleri bakanları, 6 Ocak 2020’de Riyad’da amacı, söz konusu ülkeler arasındaki siyasi, ekonomik ve güvenlik işbirliğini güçlendirmek olan yeni konseyin tüzüğünü imzaladı. Bu konseyin kurulması için ilk girişimi 2018 yılının aralık ayında Suudi Arabistan başlatmıştı. Dolayısıyla, geçen hafta tüzüğün imzalanması, bu örgütün çalışmalarının yakında başlayacağını gösteren önemli bir yasal adımdır.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan yeni konseyin amacının: “Üye ülkeler arasındaki işbirliğini hızlandırmak, bölgede karşı karşıya olunan sorun ve tehlikelere karşı koyma kapasitesini artırmak, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nin güvenliğini sağlamaya çalışmak” olduğunu ifade etti. Bunların yanı sıra, çevrenin korunmasının da yeni kurulan örgütün faaliyet alanları arasında yer alması bekleniyor.

Politika, güvenlik ve ekonomik refah arasında var olan güçlü ilişkinin idrakine dayanan bu geniş görev alanı ile Konsey, Kızıldeniz’de ve Aden Körfezi’nde işbirliğini güçlendirmek konusunda etkili bir araç olacaktır. Ayrıca bölgenin güvenlik sistemindeki büyük açıkları kapatmak için de önemli bir mekanizma olacaktır. Zira Kızıldeniz’in güvenliği yakın zamana kadar büyük ölçüde uluslararası toplumun ilgi alanı dışında kaldı.

Toplam yüzölçümü altı buçuk milyon kilometre kare yani AB üyesi ülkelerin yüzölçümünden fazla olan konsey üyesi ülkelerde yaklaşık 230 milyon kişi yaşıyor. Ancak bu ülkelerin gayri safi yurtiçi hasılası 1.2 trilyon doları geçmiyor ki, bunun da % 60’ından fazlasına Suudi Arabistan katkıda bulunuyor. Kısacası bu devletlerin çoğu yoksul ya da sınırlı gelirlere sahip ülkelerdir.

Kızıldeniz, iki önemli boğaz (Bab’ül Mendep ve Süveyş) boyunca uzanıyor. Dünya ticaretinin yaklaşık % 10’u ve günlük 4 milyon varil petrol bu boğazlardan geçiyor. Bu yüzden, söz konusu ticaret örneğin Bab’ül Mendep’in bir güvenlik tehdidine maruz kalması durumunda büyük bir sorunla karşı karşıya kalabilir. İşte yeni konseyin önemi de buradan geliyor. Yani bu suyolundaki deniz trafiğinin güvenliğini garanti altına almak için ortak bölgesel ve küresel çalışmalar arasında eşgüdümü sağlayacağı için önemli.

Tarih boyunca Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ne kıyısı olan ülkeler, aralarında büyük bir ticari faaliyete tanık oldular. Fakat bu faaliyet, bazı ülkelerde savaş ve iç çatışmaların yaşanması, yoksulluk ve yolsuzluğun yayılması nedeniyle son yıllarda azaldı. Bu da, kalkınma oranlarının, yerel ve küresel yatırımların gerilemesine yol açtı. Bunun sonucunda, terör ve organize suç örgütleri, korsanlar söz konusu bazı ülkelerdeki politik ve ekonomik açıklardan faydalanmaya yöneldiler. Bölge ve küresel güvenliğe bir tehlike ve tehdit oluşturmaya başladılar. İnsan ve uyuşturucu ticareti yayıldı. Bu ticaretlerin kullandığı yollar Suriye ve Irak’tan Afrika Boynuzu bölgesine kaydı. Silah kaçakçılığı arttı. Özellikle İran, güvenlik açıklarından yararlanarak vekillerine silah desteği yapmak için bu suyolunu kullanıyor. Bazı bölge devletleri, sınırlarını ve karasularını korumak, gözetlemek için yeterli teknik ve finansal olanaklardan yoksun oldukları için kayda değer bir güvenliğin olmadığı çok sayıda bölge ve adanın varlığından faydalanıyor.

Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nin güvenliğini sağlamak ve güvenlik açıklarını kapatmak için politik ve güvenlik alanında güçlü bir koordinasyona ihtiyaç var. Bölgesel kalkınmanın garantörü ise, orta ve uzun vadede sadece ticaret ve yatırımı teşvik etmek, üye ülkelerin farklı sorunlarla yüzleşmelerini sağlamak, ekonomik refahı gerçekleştirmek, gençlerin yasadışı faaliyetlere yönelmelerinin önüne geçmek için kendilerine iş fırsatları sağlamaktır. Ticaretin kolaylaştırılması için komşu ülkelerle koordinasyona, yatırım için de yolsuzlukla mücadele ve istikrarlı bir yasal ortama ihtiyaç vardır.

Bu bölgedeki yoksul ülkeler, dış dünyadan büyük ekonomik ve insani yardımlar alsa da bağışçılar arasındaki koordinasyon sınırlıdır. Dış yardımların özel sektörün yatırımlarına alternatif olmaması için söz konusu yardımlar, ülkelerin kendi kapasitelerini geliştirmeleri, cazip bir yatırım ortamı sağlamalarına yardım etmek için kullanılıyor.

Aynı şekilde, yardımların tehdit altındaki ve zayıf gruplara ulaşmasını sağlamak, terör örgütlerinin yardımları ele geçirip kendi gayeleri için kullanmalarını engellemek için insani yardımlar alanında da daha iyi bir koordinasyona ihtiyaç vardır.

Bütün bunlar, yeni konseyin karşı karşıya olduğu zorluklardır. Yeni bir organizasyon olarak, belki de başlangıçta temkinli adımlar atmalı, söz konusu sorunlara ve olanaklarına uygun öncelikler belirlemelidir. Rolünü en üst düzeyde yerine getirmek için küresel ve bölgesel kuruluşlar, hassas olan bu bölgede güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanmasını önemseyen etkin ülkelerle işbirliğine ihtiyaç duyacaktır. Ekonomik, politik ve güvenlik entegrasyon araçları sağlama yoluyla Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) yeni konseyi desteklemekte büyük bir rol üstlenmeye uygun olabilir. Nitekim KİK yakın zamanda –Suudi Arabistan’ın girişimiyle- politik, güvenlik, ekonomik ve kültürel alanda Afrika Boynuzu bölgesine odaklanan Afrika ile işbirliğine yönelik kapsamlı bir çerçeveyi kabul etti. KİK’in bu rolü etkin bir şekilde yerine getirmesini sağlayacak finansal ve teknik olanakları vardır.

Bunun yanı sıra, yeni konseyin üyelerinin çoğu, zorlu uluslararası ekonomik koşullar altında ekonomik entegrasyon alanında başarılı iki örnek sunan Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) ile Doğu ve Güney Afrika Ortak Pazarı (COMESA) üyesidirler. Yeni kuruluşun ayrıca bu bölgenin güvenliği ve istikrarı için AB, BM ve Dünya Bankası’nın ilgisini çekmesi ve bundan yararlanması da faydalı olacaktır. Bu organizasyonları, programlarında gözlemci ya da ortak olarak yer almaya davet ederek etkinliğini artırması mümkündür.

Son dönemde, ABD ve Avrupa stratejik araştırma merkezlerinin Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu’nun güvenliğine yönelik ilgisi arttı. Söz konusu merkezler, yeni kuruluşa bazı pratik öneriler sunabilir ve hedeflerini gerçekleştirmesi için bazı programlar geliştirebilir.

Diğer bir deyişle, bölgeye dönük bu açık uluslararası ve bölgesel ilginin dikkatini çekmeyi başarır ise, bu ilgi güvenlik, ekonomi ya da çevrenin korunması alanında olsun hedeflerini gerçekleştirmek için pratik programlar belirleme konusunda kendisine oldukça faydalı olacaktır.

Politik düzeyde yeni kuruluş, Suudi Arabistan’ın Etiyopya ile Eritire ve Eritire ile Cibuti’yi birbirine yakınlaştırma başarısını, istikrarını yeniden kazanması için Sudan’a verilen siyasi ve ekonomik desteği, karşılıklı ticaret ve dış pazarlara girme girişimlerini temel alabilir. Farklı bölgelerde bu amaçla geliştirilen etkin araçların varlığı yeni organizasyon açısından büyük bir fırsattır. Bu araçları benimseyerek amaçlarını gerçekleştirebilir.

Yatırıma gelince, iş fırsatları yaratmak ve kişi başına düşen milli geliri yükseltmek için gerekli olsa da kendisini cezbetmek daha zordur. Çünkü kendisi, şeffaf ve etkin bir yargı ve yasal sistem, yolsuzlukla mücadele, hükümet organlarının güçlendirilmesi yoluyla bir yatırım ortamı geliştirmeyi gerektirmektedir.  Ancak bu alanda da yine uluslararası kuruluşlar tarafından geliştirilmiş ve söz konusu hedeflere ulaşmaya yardımcı olacak bazı araçlar bulunmaktadır.

Kısaca, yeni konsey geniş anlamı ile bölgede güvenliği düzenlemek ve istikrarı sağlamaya önemli bir katkıda bulunacaktır. İddialı hedeflerini gerçekleştirmek için ise, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ne yönelik uluslararası ilgiden, çok sayıda ülke ve kuruluşun yardım ve destek sağlama arzusundan yararlanabilir.

Şarkul AvsatAbdulaziz Hamad Uveyşik – Körfez İşbirliği Konseyi Siyasi İşler ve Müzakereler Yardımcı Genel Sekreteri