Lübnan Ketaib Partisi Genel Başkanı Sami el-Cemayel

Cemayel: Lübnan’da çatışma halkın iradesi ile Hizbullah arasında

Lübnan’da 17 Ekim’de başlayan halk hareketi, (Maruni Hristiyan) Lübnan Ketaib Partisi Genel Başkanı Sami el-Cemayel’in siyasi otoriteye olan bakışını değiştirmedi. İktidarı bırakıp  muhalefete geçen bir isim olan Cemayel, ülkedeki krizin yeni bir doğumun sancıları olduğunu düşünüyor. Bununla birlikte Cemayel, halkın taleplerini dile getirdiği hareketin başarısı için mümkün olan tüm desteği sağlamaya çalıştığını söyledi.

İnsanların sesini duymadılar

Independent Arabia’ya konuşan ve halk protestolarının Hasan Diyab Babaşkanlığındaki yeni hükümetin kurulmasının ertesinde de devam etmesine şaşırmadığını belirten Cemayel, “Siyasi elitler, halkın yönetimden çekilmeleri taleplerini hiçbir şekilde duymadılar. Her ekibin normal büyüklüğüne kavuştuğu erken genel seçimlere gittik. Siyasi sahnemizi, halkın değişim talebi çerçevesinde yenilemeliydik. Ancak ne yazık ki bu gerçekleşmedi. Halkın güvenini kazanmak gibi bir gayretleri olmayan partilerin kota yaklaşımı hala devam ediyor. Resmi olarak partizan olmasa da, bu partilere daha samimi veya yakın gelen simaların olduğu bir hükümet oluşturuldu. Bu hükümetin, uluslararası toplumun ve hatta Arap ülkelerinin güvenini kazanamama sorunu var. Çünkü Hizbullah’ın kontrolü söz konusu. Hükümetin alacağı kararlarda Hizbullah’ın parmağı olacak. Çünkü hükümette onun getirdiği bakanlar bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Hizbullah hükümeti nasıl güven kazansın?

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı röportajda Cemayel, Başbakan Diyab’ın Arap ülkelerini kapsayan bir tura çıkma niyetinde olduğunu açıklamasına rağmen hükümetin Arap dünyasının güvenini kazanamayacağını düşünmesinin nedenini ise tahminlerinde yanılmayı umduğunu belirterek şöyle açıkladı;

“Eğer bir önceki Hariri hükümeti, Arap ülkeleri ve uluslararası camianın desteğini kazanamadıysa, Hizbullah hükümeti bunu nasıl başarsın? Başbakan Hariri verdiği tüm sözlere rağmen Hizbullah yüzünden bu sözleri yerine getiremedi. Eski hükümetin başında Hariri’nin olmasının Hizbullah’ın nüfuzunun azalmasındaki katkısı unutulmamalı. Ancak artık bu bile mümkün değil. Hariri’nin başında olduğu bir hükümetin Uluslararası Sedir Konferansı ya da Beyrut’taki Arap Zirvesi’nden çıkan kararları uygulayamamış, uluslararası topluma verdiği sözleri ve yükümlülükleri yerine getirememişse, bu hükümetin bunu yapabileceğini ve durumun bu hükümetle değişebileceğini düşünmüyorum.”

Protokol icabı açıklamalar

“Peki, Batılı ülkelerin destek vereceklerine dair vaatlerini nasıl açıklıyorsunuz?” sorusuna Cemayel şu yanıtı verdi;

“Bunlar protokol gereği yapılan açıklamalardır. Mesele ABD’nin tutumuyla ilgili. Diplomatik açıklamalar beni ilgilendirmez. Ben eylemlere bakarım. Ülkenin bir terör örgütü olarak adlandırılan Hizbullah’ın kontrolü altında olduğu göz önüne alındığında, Lübnan’a mali destek sağlanması olasılığı var mı? Cevap açık; şu ana kadar açıklanan tutumlar desteği değil, beklentileri ve koşulları yansıtıyor. Ülkeler arasındaki etkileşim böyledir. Lübnan ile diplomatik bir kırılma yok. Ancak destek ile kopukluk arasında fark var. Gerçek desteğe ihtiyaç duyan bir ülkenin içinde bulunduğu ciddi mali ve ekonomik koşullar çerçevesindeki eylemlerle benzer bir hükümete destek alıp alamayacağı sorgulanmalı.”

Lübnan’ın çıkarlarını önceliyoruz

Lübnanlı muhalif lider Cemayel, açıklamalarını şöyle sürdürdü;

“Biz Lübnan’ın çıkarlarını önceliyoruz. Ona zarar vermek istemiyoruz. Ancak ülkenin gerçekten ihtiyacı olan şey, çıkarlarını gerçekleştiren ve Arap ülkeleri ile uluslararası toplumun güvenini kazanan bir hükümet. Ne yazık ki ben ortada sadece Lübnanlılar ile iktidarı değil, iktidarı da kendi arasında daha fazla bölen bir hükümet görüyorum. Bununla birlikte Hariri liderliğindeki bir hükümet bölgesel ve uluslararası düzeyde başarısız olmuşken, Hizbullah’ın kontrolündeki bir hükümet nasıl başarılı olabilir?”

İktidara olan güveni kaybettik

Dürzi lider Velid Canbolat’ın bir kaç gün önce Independent Arabia’ya verdiği demeçte ifade ettiği gibi yeni hükümete bir şans verilmesine nasıl baktığı sorulduğunda şaşkınlığını gizleyemeyen Cemayel, partisinin dört yıl boyunca muhalefette olduğuna ve bir şans verip vermemeyi tartıştığına dikkati çekerek,  “Yıllardır iktidara duyduğumuz güveni kaybettik. Bugün de tutumumuzu değiştirmeyeceğiz. Özellikle yönetim mantığı aynı olduğundan iktidara güven duymuyoruz. Ülkeyi bugün bulunduğu yere getiren de bu durumdur. Eğer Hizbullah tek başına ülkeyi yönetmek istiyorsa bırakalım yönetsin. Fakat biz muhalefette olacağız. Bu bizim hakkımız. Hesap veririz ve halkın desteğiyle parlamentoda çalışmalarımızı devam ettiririz” ifadelerini kullandı.

Birlikte hareket eden bir muhalefet yok

Muhalefetin bir araya gelebileceğine dair şüpheleri olan Cemayel, “Eski Başbakan Saad Hariri, (Maruni Hristiyan) Lübnan Kuvvetleri Partisi (LK) Genel Başkanı Samir Caca ve Sayın Velid Canbolad arasındaki tablonun netleştirilmesi gerekiyor. Aralarındaki anlaşmazlıklar bizi ilgilendirmiyor. Siyasi çizgilerimiz farklı olabilir. Ancak yeni Lübnan için yeni siyasi güçlere ihtiyaç duyuluyor. Dört yıldır tüm siyasi güçlerin katıldığı bu yaklaşımı reddediyoruz. Özellikle önemsiz ayrıntılara dayalı bu anlaşmazlıklara girmeye hazır değiliz.

Devletin mantığını, ülkeyi Hizbullah’a teslim etmek karşılığında kota mantığıyla değiştirmeyi yeğledikleri siyasi bir çözüme karşıyız. Tutumumuz net. Dürüst, açık, üretken ve verimli bir muhalefet yapıyoruz. Bir önceki hükümetin kararlarını Anayasa Konseyi’nde bıraktık. Vergileri düşürdük ve ülkenin iflasına yol açan bütçelere ret oyu verdik. Onlar ise bu bütçeleri onayladılar. Bu yüzden onlara karşı çıkmakla bize karşı çıkılması farklı şeyler. Siyasi sistemde yapısal bir değişim için çabalamaya devam edeceğiz. Sanırım bir grup milletvekili partilerinden istifa edecekler. Çözüm parlamento içinden değil, erken genel seçim talebiyle sokağa dökülecek olan halktan gelecek” şeklinde konuştu.

Suriye ile Hizbullah arasında fark yok

Fakat bunu vaat eden Başbakan, göreve başladıktan sonra yaptığı açıklamada bundan bahsetmedi mi? sorusuna ise Cemayel şu yanıtı verdi;

“Bu, hükümeti kuranların, üyeleri değil, hüküm sürenlerin olduğunun en büyük kanıtıdır. Belki genel seçimlere ihtiyaç duyulduğu konusunda ikna olmuş olabilirler. Ancak bu konuda hiçbir karar alınmadı. Belki bakanların çoğu verimli işler yapabilirler. Fakat kararları kendileri alabilecekler mi?”

Mesleki ahlak ile ilgili bir hakimin atandığında onu atayan kişiyi yargılayabilmesini örnek veren Cemayel, aynı durumun politikacılar için de geçerli olduğunu, ancak Lübnan’da tam tersi bir durumun yaşandığını vurguladı. Böyle bir geri dönüşün özellikle yöneticiler ve düzenleyiciler için bir yükümlülük olduğunun altını çizen Cemayel, başka bir soruya verdiği yanıtta “Suriye ile Hizbullah arasında hiçbir fark yok. İkisi de aynı gündemi uyguluyor” ifadelerini kullandı.

Sokağa talep bütünlüğü sağlama çağrısı

Halk hareketiyle ilgili düşünceleri ve bu hareketin yönünü isyancıların mı yoksa provokatörlerin mi saptırdığına ilişkin değerlendirmesinde ise Cemayel şunları belirtti; “Hareket, devamlılığını ve ivmesini korumalı, saflarını organize etmeli ve taleplerini birleştirmeli. Temel problem parlamentodadır. Parlamento, ülkedeki kurumların başı olması nedeniyle, tüm illetlerinde başıdır. İlletlerin geri kalanı bundan kaynaklanır. Ben sonucun değil, sebebin tedavi edilmesini istiyorum. Cumhurbaşkanı bir sonuçtur, hükümet de bir sonuçtur.

Seçim yasası, bu parlamentonun eylemlerinin bir sonucudur. Sorunun kökenine gitmeliyiz. Yeni bir parlamento seçerek bu krizle mücadele ettiğimizde, yeni bir cumhurbaşkanı seçebilir ve gerekli yasaları parlamentodan geçirebiliriz. Bu nedenle, halk hareketi parlamentoya odaklanmalıdır. Bu da ancak Lübnan halkının dayanma ve devam etme gücüne ve hareketini 100 gün önce başladığı gibi bitirme arzusuna bağlıdır. Bizim rolümüz, insanları yürüyüşlerini tamamlamaya teşvik etmektir.”

Halkın direnci üzerine bahse gireriz

Halk hareketine yönelik herhangi bir dış müdahalede bulunulması halinde başarısız olacağının altını çizen Cemayel, Lübnan halkının iradesi ile Hizbullah’ın iradesi arasında bir çatışma yaşandığını vurguladı. Cemayel şöyle devam etti;

“Hizbullah, Lübnan’ı ABD-İran çatışmasının bir parçası yapmayı, bunun bedelini ödemeyi ve dışında olunan bir çatışmayı harlamak için yakıt olarak kullanmayı isterken Lübnan halkı, ülkesini ve ekonomisini yeniden inşa etmek için bu çatışmadan geri durmaya çalıştı. Ancak bizim olmayan bir savaş ortamında yaşadığımız sürece bunu yapamayız.”

Cemayel son olarak şunları söyledi;

“Halkın bu döngüden kurtulmakta kararlı olduğuna bahse gireriz. Aksi takdirde eğer halk teslim olursa boğuluruz. Bize lazım olan Lübnan’ın bu eksenden çıkmasıdır. Muhalefet güçleri hariç siyasi otoriteye değil, halka güveniyorum. Lübnan’ın özgürlüğü ve egemenliğinin sokakta geri kazanılması gerekiyor.”

Sami el-Cemayel liderliğindeki Lübnan Ketaib Partisi 2016 yılında Temmam Selam hükümetinden ayrılmasından bu yana muhalefet saflarında yer alıyor. Ketaib, diğer Maruni Hristiyan partiler Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) ve Lübnan Kuvvetleri (LK) Partisi arasındaki ilişkilerden General Mişel Avn’ın Cumhurbaşkanı seçilmesine yol açan “Cumhurbaşkanlığı Uzlaşısı”na kadar son dönemde sürekli muhalefette kaldı.

Yeni hükümette ÖYH-Hizbullah ağırlığı bulunurken (Sünni) Müstakbel, (Maruni) Ketaib ve Dürzi partiler muhalefeti temsil ediyor.

Şarkul Avsat