Sudan Egemenlik Konseyi Üyesi Muhammed el-Fekki Süleyman

Sudan’da klasik şekilde bir askeri darbenin yapılması mümkün görünmüyor

Sudan Egemenlik Konseyi Üyesi Muhammed el-Fekki Süleyman, İsrail ile normalleşme meselesinin, nihai kararın verilmesi için Başbakan Abdullah Hamduk başkanlığındaki bir komiteye devredildiğini teyit ederek, komite görevini tamamlayana kadar İsrail tarafı ile herhangi bir görüşme yapılmayacağını ifade etti.

Independent Arabia’ya konuşan Egemenlik Konseyi Üyesi Muhammed el-Fekki Süleyman, Sudan’ın tarafsız bir ülke olarak kalacağını ve dost ülkelerdeki çatışmalara ve sorunlara müdahale etmeyeceğini belirtti. Fakat bu durumun diğer bazı ülkelerle olan ilişkilerinde daha fazla fayda sağlayacağı gerçeğini dışlamadığını dile getiren Süleyman, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) herhangi bir şart koşmaksızın yakıt ve buğday sağlayarak geçiş hükümetine destek verdiğini söyledi.

Mevcut siyasi durum göz önüne alındığında Sudan’da klasik şekilde bir askeri darbe gerçekleştirilmesini uzak gören Süleyman, fakat akıllıca hareket edilmezde kötü seçenekler ile karşı karşıya kalınabileceğini belirtti. Rejimi tasfiye komitesinin ‘şirketleri, milisleri ve diğer hassas dosyaları’ tartıştığı önümüzdeki günlerde seslerin yükselmesini beklediğini ifade eden Süleyman, dile getirilen eleştirinin karşı-devrimin bir tür medya söylemi olduğunu söyledi.

Yapısal bozukluklar

Sudan’daki ekonomik krizin nedenlerinin herkes tarafından bilindiğini dile getiren Süleyman sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zayıf bir devleti ve çökmüş bir ekonomiyi miras aldık. Özgürlük ve adalet talep etmek ve yolsuzluk ve adaletsizliği durdurmak amacıyla gerçekleşen halk devriminin sebepleri de bunlardı. Bu nedenle, geçiş dönemine ilişkin taleplerden biri de ekonomik koşulların iyileştirilmesidir. Bu koşulların değişmediği ve henüz üstesinden gelinmediği doğru olmakla birlikte bu boğucu krizden nasıl çıkılacağı konusunda daha fazla zorluk ve daha fazla soru var. Bundan dolayı Egemenlik Konseyi, Bakanlar Kurulu ve ÖDBG Merkez Komitesi, durumu tartışmak için müdahalede bulundular. Bilindiği gibi stratejik metaların temin edilmesinin sağlayacak ve krize son verecek acil ve hızlı önlemler almak adına daha üst bir mekanizma oluşturuldu. Bu krizin alevlenmesi, stratejik metaları aylık olarak 400 milyon dolarlık sübvansiyonla desteklememizden kaynaklanıyor. Ayrıca ihracattan elde edilen gelirler yok ve kaynakların çoğunu da kaybettik. Bu, ekonomide birtakım yapısal bozukluklara sebep oldu. Bununla birlikte sübvansiyonların kaldırılmasına ilişkin bir tartışma var.  Bunun daha geniş bir şekilde ele alınması gerekiyor. Bunun biraz zaman alacağı aşikar. Çünkü vatandaşların gelir düzeylerinin düşük olması göz önüne alındığında büyük zorluklarla karşılaşılacak. Dar boğazdan çıkmak bir dizi çalışmaya ihtiyaç var. Devlet kaynaklarını altın, pamuk projeleri, Arap zamkı ve tahıllar alanında seferber etmek için çalışmalar devam ediyor. Sonuçlar beklendiği kadar hızlı bir şekilde ortaya çıkmayacak.”

Mal kaçakçılığı ve yok olan projeler

Durumun takip edilen ekonomi politikalarının başarısızlığı ile ilgili olup olmadığına ilişkin sorulan bir soruya Süleyman, “Bugün geliştirilen ekonomi politikaları iyi ve entegre politikalardır. Fakat altın, un ve yakıt gibi metaların kaçakçılığı meselesi gibi ciddi birtakım zorluklarla karşı karşıyayız. Bu nedenle, mevcut durumla başa çıkmak adına güvenlik ve gümrük organlarını sürece dahil ettik. Sudan ekonomisi üzerindeki yükleri atana dek bu şekilde devam edecek” diyerek yanıt verdi.

Egemenlik Konseyi Üyesi, Sudan’ın kaynakları ve ülkenin ihtiyaçları için yeterli olup olmadığı hakkında bir soruya şöyle yanıt verdi:

“Ülkemizin büyük potansiyele sahip çok zengin bir ülke olduğu iyi biliniyor. Fakat kaynaklarımız boşa gidiyor. Mesela ülkedeki geniş alanlara rağmen gerçekten çok sınırlı bir alanda ekim yapıyoruz. Güney Sudan’ın ayrılmasının öncesinde devlet, petrol gelirlerine yaslanıyordu. Bu, tarım projelerimizin yok olmasına ve üretimin düşmesine yol açtı. İlgili projelerin bütünüyle yeniden yapılandırılması gerekiyor. Bununla birlikte ülke döviz eksikliğinden mustarip. Bundan dolayı kardeş ve dost ülkelerden ekonomik krizin üstesinden köklü bir şekilde gelinmesi için üretime destek vermelerini talep ettik.”

Sokağın nabzı

Vatandaşların mevcut durumdan hoşnutsuzluğu ve söylenmeleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Süleyman sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vatandaşların hakkı var ve onların eleştirilerini ve düşüncelerini dinlememiz gerekiyor. Çünkü onları kaybettiğiniz zaman, sizi yönlendiren pusulayı kaybedersiniz. Davalarda ve alınan kararlarda yavaş bir sürecin işlediği doğrudur. Ancak bu hükümetin teknokratlardan oluştuğunun ve geniş bir siyasi ittifak içerdiğinin bilinmesi gerekiyor. Bu tür hükümetler, çabucak karar alamaz ve talepleri hızlı bir şekilde yerine getiremezler. Çünkü geniş bir spektrumu temsil ediyorlar. Bu durum her ne kadar dinamizmi ve etkinliği zayıflatsa da başka yönlerden birçok avantajı kendinde barındırıyor.”

Orta seçenek

Egemenlik Konseyi Üyesi, bu engellerin geçiş sürecini ne ölçüde etkilediğine ve özellikle erken seçim çağrısının olup olmadığına ilişkin sorumuza şöyle yanıt verdi:

“Bu tür kararlar almak için yeterli zamanın olmadığını düşünüyorum. Ancak hükümet başarısız olduğu takdirde bütün seçenekler gündeme gelir. Erken seçim çağrısında bulunanları buna sevk eden birtakım sebeplerin bulunduğundan eminim. Bununla birlikte silahlı hareketler gibi geçiş döneminin uzatılmasını talep edenler var. 39 aylık geçiş döneminin eski rejimi tasfiye etmek ve çok sayıda sorunu çözmek için yeterli olmadığına inanıyorlar. Dolayısıyla farklı seçenekler göz önünde bulundurulduğunda, üç buçuk yıllık dönemin orta ve en uygun seçenek olduğu görülüyor.”

Sudanlı yetkili, anayasal belgenin yasal kusurlarla dolu olduğu yönündeki eleştirilere şöyle cevap verdi:

“Belge bazı kapalı hususlar var ki, bunların daha açık olması beklenirdi. Fakat bu durum, belgede yer almayan bazı konularda anlaşmaya varılması için geçen süreye rağmen esneklik kazandırdı. Elbette ki bu durum, askeri konsey ile özgürlük ve değişim koalisyonu arasında gerçekleşen önceki müzakerelerin doğası ve atmosferiyle ilgilidir. Övgüye değer olan şey, uzlaşmayla herhangi bir engeli aşabilmemiz ve kamu yararını asil bir hedef olarak belirleyebilmemizdir.”

Askeri darbeler

Ülkedeki bu karamsar atmosferle birlikte askeri darbe gibi senaryolardan endişe duyup duymadıklarına ilişkin bir soruya Süleyman, “Birçok sebepten dolayı askeri bir darbenin gerçekleşmesi mümkün değil. Bunlardan en önemlisi, siyasi durumun doğasının ve mevcut yapısının buna izin vermemesidir. Akıllıca davranmazsak daha kötü sonuçlarla karşı karşıya kalabilir, fakat klasik şekilde bir askeri darbenin yapılması mümkün görünmüyor” diyerek yanıt verdi.

Uzlaşı ve anlaşmazlık

Sivil ve askeri unsurlar arasındaki ortaklığın başka bir seçenek olmadığından dolayı halihazırdaki tek seçenek olduğunu düşünen Süleyman, asıl meselenin bu ortaklığın kurulması olduğunu ifade etti ve bu bağlamda ulaşılması gereken daha yüksek bir hedef olduğunu belirtti. Ayrıca bu hedefin, geçiş dönemini takip edecek ve iktidarı halkın iradesini temsil edecek bir sivil hükümete teslim edecek genel seçimler olduğunu kaydederek, bundan dolayı alçak gönüllü olunması ve orta çözümlere güvenilmesi gerektiğini söyledi.

Suudi Arabistan ve BAE

Süleyman, uluslararası toplumun geçiş hükümetine destek karşılığında şartlar öne sürüp sürmediğine ve bu bağlamda Suudi Arabistan ve BAE’nin tutumunun ne olduğuna ilişkin bir soruyu şöyle yanıtladı:

“Suudi Arabistan ve BAE geçiş hükümetini koşulsuz olarak destekledi. 31 Aralık 2019’a kadar bir dizi taahhüdünü yerine getirdi. Destekleri yakıt ve buğday alanındaydı. Sudan tarafı olarak geç kaldığımız ya da yavaş hareket ettiğimiz birtakım görüşmeler yapmamız gerekiyor. Taahhütlerin yenilenmesi adına erken hareket etmeliydik. Önümüzdeki dönemde yapacağımız şey budur.”

Ortak çıkarlar

Geçici hükümetin dış politikasına değinen el-Fekki, “En başından beri Sudan’ın tarafsız bir ülke olarak kalacağını ve dost ülkelerdeki çatışmalara ve sorunlara müdahale etmeyeceğini söyledik. Bu durum bazı ülkelerle olan ilişkilerimizde birtakım çıkarların gözetileceği gerçeğini dışlamıyor.  Her zaman vatanın çıkarını göz önünde bulunduruyor ve başkalarıyla olan ilişkilerimizi etkilemeyecek şekilde bu çıkarları gözetiyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi

Fekki, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi sürecine dair sorumuza şöyle yanıt verdi:

“İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi meselesi, nihai bir kararın alınması için Başbakan Abdullah Hamduk başkanlığındaki bir komiteye havale edildi. Bundan dolayı hükümetin bu konudaki görüşünü bildirmek için henüz çok erken. Komiteye sadece Sudan’ın çıkarlarını gözetmesi gerektiğini söyledik. Bu meseleye ilişkin kurulan komite, Sudan’ın nasıl bir yaklaşım benimseyeceği konusunda nihai bir karar verecek. Bu nedenle komite görevini tamamlayıncaya kadar İsrail tarafıyla görüşmeyeceğiz.”

Beşir’in UCM’ye teslim edilmesi

Fekki, Ömer el-Beşir’in Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) teslim edilmesine ilişkin yaşanan son gelişmeler hakkındaki sorumuza şöyle yanıt verdi:

“Egemenlik Konseyi, Bakanlar Kurulu ve ÖDBG’nin hazır bulunduğu bir toplantıda bu karara vardık. Ülkede barışı sağlayacak hiçbir şeye itirazımız yok. Beşir’in teslim edilmesi, devlet düzeyinde alınmış siyasi bir karardır ve aynı zamanda yasaldır. Sudan yasalarının bu konu hakkında ne söylediği biliniyor. Kurban aileleri onu teslim etmek isterse hükümetin bu konuda herhangi bir itirazı olmaz. Zira Darfur’da yaşananlar büyük bir insani felakettir. Dolayısıyla onun teslim edilmesi istikrarı sağlayacaksa, verilecek karar oldukça basit.”

Mevcut müzakereler

Silahlı hareketler ile olan müzakerelere değinen Fekki, barış dosyasının oldukça geniş ve karmaşık bir dosya olduğunu belirtti. Başlangıçta bu dosyanın hızlı bir şekilde çözülmesini umduklarını ve bunun da iyimserlikten kaynaklandığını söyleyen Fekki, “Tartışmalara ve detaylara girdikten sonra konunun daha fazla zaman alacağını gördük. Adil ve sürdürülebilir bir barış için daha fazla zamana ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

Eski rejimin tasfiyesi

Eski rejimin tasfiyesi için kurulan komitenin 1989’da iktidara geldiğinde Beşir rejiminin takip ettiği yolu izlediği yönündeki eleştirilere cevap olarak Fekki, “Elbette bu doğru değil. 30 yıldır demir yumruk ve ateşle tahkim edilen rejimin bir anda tasfiye edilmesi mümkün değil. Sudanlılar ağır haksızlıklara maruz kaldılar ve işlerinden oldular. Devlet Müslüman Kardeşler’in boyunduruğu altına girdi. 1977’deki ulusal uzlaşı sonrasında bir proje başlattılar ve devletin bütün eklemlerine sızdılar. Böylece ekonomik ve basın imparatorluğu kurdular. Bu yüzden bu yapıyı ortadan kaldırmak kolay değil. Rejimi tasfiye komitesinin ‘şirketleri, milisleri ve diğer hassas dosyaları’ tartıştığı önümüzdeki günlerde bazı seslerin yükselmesini bekliyorum. Dile getirilen eleştiriler, karşı-devrimin bir tür medya söylemidir” dedi.

Eski rejimin tasfiyesinin ülkede bazı şeylerin yerli yerine oturması için bir fırsat olduğunu dile getiren Fekki, herhangi bir bilginin doğruluğundan emin olmak için yapılan araştırmalardan kaynaklı gecikme yaşandığını söyledi.

 

Şarkul Avsat/İsmail Muhammed Ali