Haklı panik ve kötüleşen durum

Dünyada hızlı yayılan, birçok insanın hayatını kaybettiği ve yeni vakaların katlanarak arttığı “Kovid-19” virüsü sadece bir ülkede iken, bugün hastalığın, topraklarında görüldüğünü açıklayan ülkelerin sayısı 90’a ulaştı.

Sanki dünyanın sonuna şahit oluyoruz. Stadyumlar, alışveriş merkezleri, tiyatrolar ve sinema salonları ziyaretçilerden boşaldı. Havalimanlarının trafiği, hava ve kara seferleri, turizm azaldı. Konferanslar ve kutlamalar iptal edildi. Her dinden ibadet yerleri kapandı. Bütün bunlara rağmen  “Kovid-19” virüsünden hayatını kaybedenlerin ve yeni vakaların açıklanmadığı bir gün bile olmuyor. Dünya genelinde hastalığa yakalananların sayısı 1 milyona ulaşma yolunda ilerliyor. Altı hafta önce virüs sadece bir ülkede iken bugün hastalığın topraklarında görüldüğünü açıklayan ülkelerin sayısı 90’a ulaştı.

Salgının hızlı bir şekilde yayılması ve geleceğin belirsizliği, dünyayı paniğe ve modern tarihte eşi benzeri görülmemiş önlemler almaya sevk etti. Peki, paniğe kapılmakta haklı mıyız? Bunun için sosyal medya, komplo teorileri yoksa politikacıları mı suçlamalıyız?

Kesin olan gerçek, durumun çok ciddi olduğu ve daha da ciddi hale gelebileceğidir. Tıbbi tahminler, koronavirüsüne karşı aşı geliştirme ve tedavi yöntemlerini bulma çalışmalarının belki de yıl sonuna kadar sürebileceği konusunda hemfikirdir. Asıl tehlike ise, salgının yayılma hızı ve vaka sayısının katlanarak artmasıdır. Dolayısıyla hükümetlerin üzerine düşen görevlerden biri de, yıl sonuna kadar aşının ya da hastalığın yayılmasını engelleyecek yöntemlerin bulunması umuduyla virüsün yayılmasını mümkün olduğunca azaltmaktır.

Dünyanın en kötü olasılıklara hazır olmaktan başka çaresi yok. Önümüzde beklememiz gereken 9 ay hatta belki de bir veya iki yıl var. Bu zor krizi yönetmekten sorumlu yetkililerin bir çıkmaz içinde olduğunu anlamalıyız. Bir yandan, sonunda şehirlerinde ve sokaklarında insanlar üzerinde uluslararası karantina uygulanması aşamasına ulaşabilecek önleme ve korunma operasyonlarını hızlandırmak istiyorlar. Zira durum belirsiz ve ölü sayısı yüzbinlere hatta milyonlara ulaşabilir. Diğer yandan, panik ve kaosun egemen olmaması, sokak ve şehirlerin savaş alanına dönmemesi, kaos ve kolektif korkuya eşlik eden yağma, hırsızlık ve suçların yayılmaması için insanların korkularını tetiklemek istemiyorlar.

Hükümetlerin aralarındaki sorunlar ne olursa olsun ve birbirlerine ne kadar düşman olursa olsunlar işbirliği yapmaları gerekiyor çünkü başka çareleri yok. Bu nedenle, Suudi Arabistan hükümeti İran makamlarına, topraklarını ziyaret eden Suudi Arabistanlı vatandaşların adlarını kendisine bildirmesi çağrısında bulundu. Siyasi ilişkilerin kesilmesinden sonra İran’a gitmek yasak olduğu için İran, topraklarını ziyaret eden Suudi Arabistan vatandaşlarının pasaportlarını damgalamıyor. Suudi Arabistan bu kişilerin adlarını haklarında hukuki işlem başlatmak için talep etmiyor. Çünkü bu kişilerin virüs taşıyor olma ihtimali çok daha ciddi ve büyük bir tehlikedir. Bu yüzden Suudi Arabistan hükümeti, hemen yetkililere başvurup İran’ı ziyaret ettiğini yahut hala orada bulunduğunu açıklayanlar hakkında hukuki işlem başlatmayacağını ve onları cezadan muaf tutacağını deklare etti. Zira virüsü kendi ülkene taşıma “suçu” seyahat yasağını delmekten daha büyük bir suçtur. İran’dan dönen ve virüsü taşıdığını bilmeyen kimseler tüm toplum için bir tehdit oluşturmaktadır. Bu yüzden, İran’ın siyasi anlaşmazlıkları bir kenara bırakıp bu alanda Suudi Arabistan ile işbirliği yapmasını umuyoruz.

Öte yandan, takdir edilmesi gereken örnekler de yaşanıyor. Bunlardan biri de ABD başkanlık seçimlerinde iki rakip partinin aralarındaki keskin anlaşmazlıklara rağmen bu yeni hastalık ile mücadele için yaptıkları işbirliğidir. Başkan Donald Trump, koronavirüsü ve tedavisi için yürütülen çalışmaları desteklemek adına Kongre’den acil 2.5 milyar dolar fon talep ettiğinde Demokrat Parti’den yasa koyucular, hemen bu talebi desteklediler hatta miktarı 8.5 milyar dolara yükseltme kararı aldılar. Bu, hem tehlikeye karşı farkındalığı hem de sorumluluk duygusunu ifade eden bir işbirliği örneğiydi.  Kuşkusuz bugün dünyanın da yaklaşmakta olan tehlikeyi durdurmak için işbirliği yapması gerekiyor.

Şarkul Avsat / Abdurrahman Raşid