Koronavirüs, Suudi halkının salgın hatıralarını yeniden canlandırdı

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yayılmasını durdurmak için Suudi Arabistan tarafından alınan hızlı ihtiyati tedbirler, kuruluş dönemi ve Kral Abdulaziz dönemlerinde Krallığın vatandaşları ve sakinlerine gösterdiği ilgiyi yeniden hatırlattı.

Tarih, koronavirüsle birlikte, ülkeyi ve dünyayı sarsan salgınlara karşı Suudi halkının verdiği mücadeleyi ve Kral Abdulaziz’in ülkedeki salgınlar ve diğer hastalıklar konusunda çok erken bir dönemde nasıl bir farkındalığa sahip olduğunu bir kez daha hatırlattı. Sözünü ettiğimiz bu salgınların en önemlilerinden olan veba, çiçek hastalığı, grip gibi salgın hastalıklar o kadar çok yayıldı ve nüfus üzerinde o kadar etkili oldu ki, vefat, doğum, evlilik ve diğer insani gelişmeler gibi tarihe geçti.

1939 senesinde çiçek hastalığı salgını Krallık ve Arap Yarımadası’ndaki diğer ülkelere sirayet ettiğinde Kral Abdulaziz, kendi zamanındaki mevcut imkânlarca doğrudan tedbirler almaya başladı. Kurucu Kral, “çiçek hastalığına” karşı doktorlar getirtip, aşı temin ederek halk sağlığına katkıda bulunacak bir dizi mekanizmayı hızlı bir şekilde yürürlüğe koydu. O zamanlarda tıbbi ve ilmi bakımdan zayıf imkanlara rağmen, günümüzdeki mevcut karantina yöntemlerine benzer bir şekilde, hastaları barındırma, tedavi etme ve yemeklerini temin etmeye mahsus bir hasta bakım evi tahsis etti.

1939 yılında ülkede yayılan çiçek hastalığı salgını sırasında Necid ve Arabistan Yarımadası’nın yanı sıra ülkedekilerin bu salgın sebebiyle hayatlarını kaybettiği kaydediliyor. Tarihçi Dr. Nasır el-Cüheymî, salgınlara karşı alınan tedbirler dolayısıyla salgından etkilenenler ve ailelerin tedavi olması için başkente göç ettiklerini, bu insanların Riyad’ın kuzey doğusunda, sur dışındaki Şemsiyye bölgesine ve el-Batahâ Vadisi’nin eteklerine yerleştiklerini belirtiyor. El Cüheymî ayrıca, Kral Abdulaziz’in, hastalar için bir sığınak ve aşevi olması, hastaların tamamının bir yerde tutulması ve doktorlar tarafından muayenelerinin yapılması için babası Abdurrahman Faysal’ın Kasr’ı Suleym olarak adlandırılan vakfına yerleştirmeye karar verdiğini belirtti. El Cüheymî, Kral Abdulaziz’in ülke sakinlerinin erken yaşlardan itibaren çiçek hastalığına karşı aşı olmalarını sağladığını vurgulayarak, Kralın bu girişimini, babası Abdurrahman Faysal’ın hatırasına gösterdiği saygının ve ona olan sadakatinin bir nişanesi olarak tavsif etmişti.

Karantina uygulanmasının gereğini ifade eden bölge valilerinden biri tarafından gönderilmiş mektup

25 Ağustos 1929 tarihinde yayınlanan Ümmü’l-Kurâ Gazetesi’nin 215. sayısında, ülke çapındaki çiçek hastalığı salgınını durdurmak için ülkenin her yanına aşıların ulaştırıldığı bilgisine yer verilmiştir.

Dr. el-Cüheymî, Kral Abdulaziz’in ed-Dîre Sarayı’ndan sonra yapılmasını emrettiği Suleym Sarayı hakkında hazırladığı kitabının giriş kısmında merhum tarihçi Abdurrahman er-Ruveyşid’in işaret ettiği üzere, “Hastaların aileleri, salgını yaymaktan korktukları için tedavi görmek amacıyla Riyad’a gitti. Kral Abdulaziz, Riyad’ın dışında olması hasebiyle (Suleym’i) bu hastalar ve ailelerinin tedavisi için bir misafirhane haline getirdi” ifadelerine yer verdi.  El Cüheymi, saraydaki işçilerden biri olan Abdullah bin Fehd el-Kınn’ın, yapıldığı günden beri sarayda çalışan babasından naklettiğine göre, Necd bölgesi de dahil olmak üzere ülkenin genelinde yayılan çiçek hastalığı salgınına yakalanan hastaların buraya gelerek çadırlarda yaşadıklarını, Riyad surlarının dışındaki Şemsiyye bölgesine yerleştiklerini ve Kral Abdulaziz’in emriyle Suleym Sarayı’na yerleştirilmelerinin emredildiğini belirtti.

Bundan 70 yıl önce “Taun” olarak bilinen yerel salgın dolayısıyla Kral Abdulaziz bölge valilerine, vilayetlerdeki hastaları tedavi etmeleri için doktorlar göndermelerini ve hastalığın yayıldığı yerlerde karantina uygulanmasını, bu bölgelere giriş ve çıkışların engellenmesi emri vermişti. Şarku’l Avsat’ın bir nüshasına ulaştığı, merkez, köy ve tabi olan kabilelere prensler tarafından ulaştırılan mektupta, hastalığın yayıldığı herhangi bir köye girilmemesine vurgu yapıldığı kaydedildi.

Söz konusu mektup, salgının ülkenin her köşesini etkisi altına aldığını gösteriyordu. Surat’taki köylerden birine giden doktor, hastalığın bir insandan diğerine fareler ve sıçanlar aracılığıyla bulaşan ciddi bir hastalık olan “veba” olduğunu ortaya koydu. Mektup, salgından etkilenen bölgelerde karantina uygulanması ve salgının yayılmasını önlemek, halkın güvenliğini sağlamak ve toplumu hızla bilgilendirmek için önemli bir görev icra etti.

Tüm bu yaşananların ardından bugün ortaya çıkan koronavirüs, onlarca yıl önce Arap Yarımadasına yayılan, salgını teşhis etme, sebeplerini araştırma ve tedavi yöntemleri geliştirmek için kapsamlı modern tıp, tıbbî cihazlar, uzmanlar ve doktorlar bulunmadığı ortamda Suudi halkının hafızasında salgınlar hakkında bazı hatıraları tekrar canlandırdı.

Şarkul Avsat