Katar’daki inşaat işçileri, Dünya Kupası uğruna koronavirüsün kucağına atıldı

Dünya çapında sokağa çıkma yasakları artarken, Katar’da inşaatlar hız kesmeden devam ediyor.

Dünyanın birçok yerinde koronavirüsün yayılmasının (COVID-19) patlak vermesi, birçok hükümeti günlük yaşam ve çalışma koşulları üzerindeki çoğu kısıtlama ile ve hatta ‘tam bir sokağa çıkma yasağı’ emrini vermeye zorladı.

Hükümetler seçimi işverenlere bırakmış olsa bile, birçoğu salgını yavaşlatmak için çalışanların mümkün olduğunca evden çalışmasına izin verme kararı aldı, diğerleri ise yaşamları korumak ve öngörülebilir bir gelecek için işleri durdurdu.

Ancak 2022 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapması nedeniyle pek çok göçmen işçinin hala kalabalık, tehlikeli şantiyelerde çalıştığı Katar’da durum böyle değil.

Katar hükümeti ‘’Doha Corniche dahil olmak üzere tüm toplantı türleri, halk parkları, plajlar ve sosyal toplantıların yapılmasını’’ yasakladı.

Ancak, spor salonlarının, alışveriş merkezlerinin ve bankaların işletilmesine yönelik neredeyse tamamen yasaklamalara rağmen, şantiyeler özellikle yasak uygulamasından etkilenmedi.

Katar şu anda Ortadoğu’da 500 teyid edilmiş vaka ile üçüncü en fazla COVID-19 vakasına sahip ülke durumunda.

Ancak Doha yönetimi, COVID-19’a yanıt vermeye çalışırken ve Dünya Kupası yaklaştıkça, vakalarının çoğunluğu göçmen olmasına rağmen, stadyumlar ve diğer altyapı projeleri üzerinde çalışmalara devam ediliyor.

Katar’daki inşaat sahalarındaki işçilerin sağlık kontrolleri ile ilgili çok az hizmetten yaralandıkları, yaşadıkları kamplardan otobüslerle çalışma alanlarına taşındıkları, birbirleriyle çok yakın şekilde çalıştıkları ve 10 kişilik odalarda kaldıkları bildiriliyor.

The Guardian’da yayınlanan bir haberde işçiler; çalışmaya devam etmekten başka seçeneklerinin olmadığını, hem onları istihdam eden şirketlerden hem de yurtdışındaki ailelerini destekleme ihtiyacıyla karşı karşıya olduklarını söylüyorlar.

Guardian’a konuşan Kenyalı bir işçi, ‘’Virüs kapmak konusunda çok endişeliyim, ama paraya ihtiyacım var’’ derken 14 saatlik vardiyalarında eldivenlerin ötesinde koruma ve maske verilmediğini de sözlerine ekliyor. Nepalli işçi ise ‘’Kendi satın aldığım bir yüz maskesi kullanıyorum. Maskesi olmayanlar ağızlarını bir bezle örtüyorlar’’ diye konuşuyor.

Katar’daki göçmen işçiler, özellikle COVID-19 salgınının patlak vermesiyle, zor bir seçim ile karşı karşıya. İşçilerin birçoğu, seyahat etmelerine olanak sağlayan izin kağıdını almak için büyük ücretler ödüyor, emekleri için düşük ücret alıyor, sadece işverenlerinin izni ile işlerini bırakabiliyor veya değiştirebiliyorlar. Aynı şekilde çoğu işçi köleliğe benzeyen ve Doha tarafından verilen ama tutulmayan sözlere rağmen yaygın olarak Katar’da kalmaya devam ediyor.

Fair/Square Araştırma ve Projeler Şirketi Direktörü ve Katar’daki göçmen işçiler konusunda uzman olan James Lynch, Guardian’a yaptığı açıklamada, ‘’Herhangi bir bağlamda çalışanların işe gitmeyi reddetmesi zordur, ancak işverenlerin işçiler üzerinde aşırı düzeyde kontrol sahibi olduğu Katar gibi sistemlerde bu; özellikle risklidir. Pandemi nedeniyle Katar’a yeni bir göç dalgasının olması durduruldu, bu yüzden işinizi kaybetmenin etkisi artık zaten olduğundan daha kötü’’ diye konuşuyor.

Hükümetin Katar’daki göçmen işçi topluluğu politikası sosyal medyada büyük tepkilere neden oluyor. Sosyal medyada bu konuyla ilgili yayınlanan gönderilere yapılan yorumlarda bir kişi ‘’Kimse güvenliğimizi umursamıyor. Yaşamak istemediğimizi mi düşünüyorlar? Sizce ailelerimizi görmek istemiyoruz?’’ diye yazarken, bir başka kişi de ‘’Biz robot değiliz. Virüse karşı bağışıklıklı değiliz’’ yorumunda bulunuyor.

Arab News