Koronavirüsün 3 boyutlu (3D) görünümü

Koronavirüs vücuda nasıl saldırıyor?

Henüz 6 ay önce neredeyse hiç konuşulmayan koronavirüs, artık bütün dünyanın başlıca gündem maddesi. Bir yandan küresel salgını durdurma mücadelesi verilirken, diğer yandan yapılan yeni çalışmalar Kovid-19’un daha iyi tanınmasını sağlıyor.

Mevcut bilgilere göre hastalık şu semptomlara yol açabiliyor

Beyin: Kan pıhtısı kaynaklı felç, nörolojik sıkıntılar
Göz: Kırmızı göz hastalığı olarak da bilinen konjonktivit
Burun: Koku ve tat kaybı
Kan: Beklenmedik pıhtılaşma, kan damarlarının duvarlarına saldırı
Mide ve bağırsaklar: Kusma ve ishal
Ciğerler: Akciğer keseciklerinin tıkanarak iltihaplanması ve nefesin engellenmesi, kan pıhtısı kaynaklı akciğer embolisi
Kalp: Kasların zayıflaması, küçük pıhtı kaynaklı tehlikeli aritmiler ve kalp krizleri
Böbrekler: Kanı süzen yapılara, diyalizi gerektirecek kadar zarar verme
Cilt: Ayak ya da el parmaklıklarında kızarıklık
Bağışıklık sistemi: Bağışıklık sistemini sağlıklı dokulara saldırtan geniş çapta etki

ABD’de koronavirüsün merkez üssü olan New York’taki Mount Sinai Hastanesi’nin başhekimi Valentin Fuster, Washington Post’a şöyle konuştu:

“İlk başta neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmiyorduk. Hastaların gözlerimizin önünde öldüğünü görüyorduk. Bir anda süre giden durumdan tamamen farklı bir durum görüyorsun ve nedenini bilmiyorsun.”

Artık Dünya Sağlık Örgütü’nün veri bankasında Kovid-19 hakkında yazılmış 15 bine yakın makale var ve yeni koronavirüsün yalnızca solunum yolu rahatsızlıklarına yol açmadığı kabul ediliyor.

Mount Sinai Hastanesi CEO’su Dr. David Reich, “Zatürre ve solunum hastalığı modellerine uymayan bir hastalığı kimse beklemiyordu” dedi.

Koronavirüs az semptomla başlayıp hastaları bir anda nefessiz bırakabiliyor. Özellikle hastalık geçmişi olan yaşlı kişiler ve obezite sorunu yaşayanlar Kovid-19’dan daha fazla etkileniyor. Virüsün erkeklere daha fazla zarar verdiği de tespit edildi.

Diğer yandan uzmanlara göre, neredeyse 300 bin kişinin ölüm sebebi olarak kaydedilen hastalık hakkında daha keşfedilecek çok şey olabilir. Bu da tavsiyelerin sürekli değişmesine yol açıyor.

İlk başlarda Kovid-19’un gençlere çok da zarar vermediği düşünülüyordu. Geçen hafta ortaya çıkan ve koronavirüsle ilişkili olduğu düşünülen bir çocuk hastalığı, bu düşünceyi de sarstı. Cuma günü New York’ta 73 çocuğun pediatrik multisistem inflamatuar sendromuna yakalandığı açıklanırken, ertesi gün bu sendromun üç çocuğun ölüm sebebi olduğu bildirildi.

Kovid-19’un şifresinin çözülmeye başladığını düşünen uzmanlar, bir kere daha şaşırdı.

Milyonlarca tip koronavirüsten yalnızca 6’sının insanlara bulaştığı biliniyordu. Bunların dördü çoğu zaman fark edilmeden atlatılan soğuk algınlıklarına neden oluyordu. Biri yüzlerce ölüme neden olan SARS’a, bir diğeri de bulaştığı insanların yüzde 34’ünü öldüren MERS’e neden olarak virüsün ciddiyetini ortaya koydu.

Ancak asıl darbe, yedinci koronavirüs cinsi SARS-CoV-2’den geldi. Soğuk algınlığıyla SARS ve MERS’in ölümcül taraflarını birleştiren virüs, Kovid-19’a neden olarak insanlara sosyal mesafeden daha garanti bir çözüm yolu bırakmadı.

Harvard Tıp Okulu akademisyenlerinden Mandeep Mehra, küresel salgınla ilgili “Viral enfeksiyon olarak başlıyor ve daha sonra bağışıklık sistemine ve kan damarlarına sıkıntı yaratıyor ve tam olarak öldüren şey de bu. Hipotezimiz şu: Kovid-19 solunum virüsü gibi başlıyor, kardiyovasküler bir virüs gibi öldürüyor” ifadesini kullandı.

Independent Türkçe’de yer alan habere göre, ABD’deki Johns Hopkins Üniversitesi’nin derlediği verilere göre, dünyada 4 milyon 275 binden fazla kişide tespit edilen Kovid-19, yaklaşık 300 bin insanın ölüm sebebi olarak kayıtlara geçti.

Yeni koronavirüs hakkında daha öğrenilecek çok şey olduğunu söyleyen uzmanlardan biri de Michigan Üniversitesi’nde kalp sağlığı üzerine çalışan Geoffrey Barnes:

“Bu insanlarda 6 ay önce görülmeyen bir virüs. Virüsün insan bedenini nasıl etkilediğini ve buna karşı gelme yollarını haftalar içinde çabukça öğrenmemiz gerekti. Diğer hastalıklara karşı on yıllarca süremiz vardı.”

Boston’daki bir hastanede çalışan kardiyoloji uzmanı Deepak Bhatt da “Bilimde sürekli değişim vardır. Teoriler kurulur ve bozulur. Bu ne yaptığımızı bilmediğimiz anlamına değil, öğrendiğimiz anlamına geliyor” dedi.

Şarkul Avsat