Karadeniz yıllarca ceset kustu, atalarımız ‘bu denizin balığı yenmez’ derdi

Çerkes Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri Yılmaz Dönmez: Sürgün sırasında Karadeniz cesetlerle dolduğu için yaşlılarımız ‘Bu deniz bizim atalarımızı yedi, biz bu denizin balığını yemeyiz’ derdi. Uzun süre Karadeniz’den balık yemediler. Çerkes halkı 156 yıldır sesini duyurmaya çalışıyor.

300 yıl süren Kafkas-Rus savaşının sona ermesiyle, 21 Mayıs 1864’te Çarlık Rusya tarafından 1,5 milyon Çerkes anavatanları Kafkasya’dan Karadeniz üzerinden Osmanlı topraklarına sürgün edildi.

Sürgün sırasında yüz binlerce Çerkes, açlık susuzluktan, hastalıktan hayatını kaybetti. Karadeniz yüz binlerce Çerkes’in cesetleriyle doldu.

Günümüzde her 21 Mayıs’ta Çerkes Soykırımı, lanetleniyor, hayatını kaybedenler anılıyor ve Çerkesler ‘katliamla yüzleşme’ çağrısı yapıyor. Çerkeslerin bu taleplerine kulak veren ve Çerkes Soykırımı’nı dünyada tanıyan tek ülke ise Gürcistan.

21 Mayıs’ın yıldönümünde Çerkes Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri Yılmaz Dönmez’le soykırımı ve Çerkeslerin taleplerini konuştuk.

Dönmez, ‘halkının 1864’te çok büyük bir trajedi yaşandığını ve bunun soykırım olarak kabul edilmesi gerektiğini’ söyledi.

Çerkes Soykırımı’nın tanınması için Meclis Başkanlığına dilekçe verdiklerini söyleyen Dönmez, “Soykırımın tanınması gecikmiş de olsa adaletin tecellisi olacak. Eğer Türkiye tanırsa belki de diğer ülkelerin tanımasının da yolu açılacak” dedi.

ÇERKESLER RUSYA’DAN NE TALEP EDİYOR?

Tükenmez Haber‘e konuşan Yılmaz Dönmez, Rusya’dan hem soykırımı tanımalarını hem de vatandaşlık talepleri olduğunu söyledi:

“Her yıl Rusya’nın Çerkes Soykırımı’nın tanıması için 21 Mayıs’ta Rusya Konsolosluğu önünde kitlesel olarak basın açıklaması ve yürüyüş yapıyoruz. Bunun yanında Rusya’dan farklı taleplerimiz de var. 1999 Rusya Anayası’nda Çarlık Rusya’sından itibaren Rusya sınırlarını terk eden herkesi vatandaş olarak kabul ediyor. Anayasa’da belirtilmesine rağmen Çerkeslere çifte vatandaşlık hakkı vermiyor. Rusya’dan çifte vatandaşlık talebimiz var. Çünkü Kafkasya bizim anavatanımız. Orası ile kültürel ve ekonomik bağlarımızı koparmak istemiyoruz. Anavatanımıza dönmek konusunda engel istemiyoruz.”

Dönmez, “Dünyadaki bütün Çerkeslerin talebini, anavatanları Kafkasya’ya rahatça gidip gelebilmek, isterlerse oraya yerleşebilmek. Bunun için de Rusya’dan çifte vatandaşlık hakkı talepleri var” dedi.

‘DENİZ 7 YIL BOYUNCA İNSAN CESETLERİ KUSTU’

Dönmez, 1864’ta yaşananlar için “1,5 milyon insan sürgün edildi. Sürgün yıl boyunca devam etti. 1864 kışı çok sertti, yazı da çok sıcaktı. Yollarda açlık, susuzluk ve hastalıktan ölenler oldu. Karadeniz’de gemi bile denilmeyecek deniz araçlarıyla 30-40 kişilik takalara yüzlerce kişi bindirildi. Yolculuk günlerce sürdü. Gemilerin çoğu battı. Karadeniz cesetlerle doldu. 500 bine yakın Çerkes hayatını kaybetti” ifadelerini kullandı.

Yılmaz Dönmez, Sözlerini şöyle sürdürdü:

Gürcistan’da Karadeniz sınırında yaşayan bir Gürcü tarihçi ‘Allah burada gördüklerimi kimseye göstermesin, bu deniz 7 yıl boyunca insan cesetleri kustu. Kargalar ölen insanlarından saçlarından yuva yapıyordu’ der. O kadar büyük bir trajedi yaşandı.”

‘ÖLÜM VADİSİ’NDE BİNLERCE İNSAN AÇLIK VE SUSUZLUKTAN ÖLDÜ’

Dönmez sürgünde hayatını kaybedenlerin sadece Karadeniz’deki yolculukla sınırlı olmadığını da söyledi:

“Gemilere ulaşamayıp dağların içerisinde kalanlar vardı. Oralarda Ruslar toplama kampları kurmuştu. Biz onlara ‘ölüm vadisi’ diyoruz. O vadideki insanların oradan ayrılmasına izin verilmedi. Ölüm vadisinde de binlerce insan açlık ve susuzluktan öldü. Osmanlı topraklarına geldiklerinde ise Trabzon, Samsun, Sinop, Kefken gibi sahillere geldiler. Bu sahillerde de günde 500-600 kişi hayatını kaybetti”

‘YAŞLILARIMIZ ‘BU DENİZ BİZİM ATALARIMIZI YEDİ, BİZ BU DENİZİN BALIĞINI YEMEYİZ’ DERDİ’

Karadeniz’in Çerkeslerin hafızasında acı hatıralar barındırdığını söyleyen Dönmez, Çerkeslerin uzun bir süre Karadeniz’deki balıkları yemediklerini söyledi:

“Karadeniz’in bizde böyle acı bir hatırası var. Sürgün sırasında Karadeniz Çerkes cesetleri ile dolduğu için yaşlılarımız ‘bu deniz bizim atalarımızı yedi, biz bu denizin balığını yemeyiz’ derdi. Uzun bir süre de Karadeniz’den balık yemediler. Çerkes halkı 156 yıldır sesini duyurmaya çalışıyor. Bütün dünyanın yaşanan bu soykırımı bilmesini istiyoruz. Dünyanın bizim gibi mağdur ve mazlum bütün halklara yardımcı olmalarını talep ediyoruz.”

‘24 SAAT ÇERKESÇE YAYIN YAPAN BİR TELEVİZYON KANALI TALEBİMİZ VAR’

Son olarak kendi dilleri ve kültürlerini yaşatma mücadelesi verdiklerini söyleyen Dönmez, “Dilimiz kültürümüzü korumaya çalışıyoruz. Günümüzün kronik hastalığı, kentleşme ve sanayileşme çağında dilimizi korumak zor. Köylerde dilimizi konuşabiliyorduk. Ama büyük kentlerde bunu yapabilmek hemen hemen imkansız. Çünkü dil konuşabileceğin insanlarla bir arada olabilirseniz yaşıyor. Dilin yaşaması için en azından 24 saat Çerkesçe yayın yapan bir televizyon kanalı talebimiz var.  Televizyon bizim gibi dağılmış ve dili yok olmuş halklar için çok önemli” dedi.