Suriyeli aileler koronavirüs krizinde, reşit olmayan kızlarını para karşılığı evlendiriyor

Kampanya yürütücüleri, koronavirüs krizinin ardından artan sayıda Suriyeli ailenin reşit olmayan kızlarını para karşılığında Türkiyeli erkeklerle evlendirdiği uyarısında bulunuyor.

Çocukların cinsel sömürüsünü sona erdirmeyi amaçlayan kurumlar ağı ECPAT’ın yayımladığı eleştirel bir raporda, bunun para kazanacak başka yolu olmayan ve çocukları için yiyecek alma imkanı bulunmayan Suriyeli aileler için “ekonomik başa çıkma mekanizması” niteliği taşıdığı belirtildi.

Sadece The Independent’la paylaşılan çalışmada, dünyada en çok çocuk mülteciye sahip ülkenin Türkiye olduğu ifade edilerek bu çocukların zorla evlendirme, insan kaçakçılığı ve cinsel istismara karşı çok savunmasız olduğu öne sürülüyor.

ECPAT Türkiye Genel Sekreteri Ezgi Yaman, şu ifadeleri kullandı:

Suriyeli ailelerin kızlarını Türkiyeli erkeklerle, resmi veya gayriresmi olarak, evlendirmek için sattığı vakalar duyduk.
Bazen bir erkeğin ikinci veya üçüncü karısı oluyorlar. Bunu kızlarından kurtulmak, masadan bir tabak azaltmak için yapıyorlar. Aileler, kira ödemelerine yardım için de para alıyor. Çeşitli vakalarda kirayı ödeyemeyen ailenin ev sahibine ‘Sana kızımızı veriyoruz’ dediğini duyduk.

Türkiyeli ev sahibinin evinde kızlar bazen köle gibi çalışıyor, bu bir emek sömürüsü ama çoğu vakada cinsel sömürü de var. Bazen ev sahibi gayriresmi olarak Suriyeli kızla evleniyor. Gayriresmi olduğu için istatistik veremiyoruz. Ayrıca aile böyle olsun istemese de, yasal belge veya statülerini kaybetme korkusuyla yetkililere haber vermedikleri vakalar da var. Suriye’ye dönmek istemiyorlar.

Türkiye hükümeti, Türkiyeli erkeklerle evlenen Suriyeli kızlara veya çocuk ticaretine dair veri toplamıyor. Kovid-19 esnasında Suriyeli ailelerin çocuklarına ulaşmak zor. Daha önce en azından, koruma önlemlerinin olduğu ve öğretmenlerin sorunları bize bildirebildiği okullara gidiyorlardı. Kaos, insanların daha az paraya sahip olması ve tecrit döneminde herkesin sürekli olarak evde kalması sebebiyle, koronavirüs süresince aile içi şiddet, cinsel şiddet ve çocuk sömürüsü arttı.

Türkiye’deki koronavirüs tecridi 10 Haziran’da sona erdi. Dükkanlar, restoranlar ve kafeler artık açık, gece kulüpleriyse kapalı.

Rapor, Türkiye parlamentosunda ilk kez ocak ayında tartışılan ve 18 yaşın altındaki kızlarla cinsel ilişkiye girdiği iddia edilen erkeklerin kurbanlarıyla evlenmesi ve yaş farkının 10’dan az olması halinde cezalarının askıya alınmasına imkan tanıyan kanuna da dikkat çekiyor. Araştırmacılar, söz konusu mevzuatın ülkedeki kadın mültecileri özellikle risk altında bırakabileceği uyarısında bulunuyor.

Yaman, “tecavüzcünle evlen” diye adlandırılan yasa tasarısının bir noktada meclise tekrar getirilmesinin muhtemel olduğunu söyledi ama kesin bir tarih veremedi:

Birçok STK buna karşı çıktı ama ertelediler. Muhtemelen koronavirüs sebebiyle. Ne zaman geri getirileceği hakkında hiçbir fikrimiz yok. Tasarı, tecavüzcülerin ırzını geçtikleri çocuklarla evlenmelerine izin verecek. Çocuk cinsel istismarı ve tecavüz mağdurlarında daha fazla zarara neden olacak. Ayrıca, daha geniş bir popülasyonda, mülteci olmayan çocuklar için de büyük bir risk. Çocukların insan haklarına ve insan hakları sözleşmelerine aykırı.

Raporda, tasarının çocuk yaşta evliliği ve reşit olmayanlara tecavüzü meşrulaştırdığı ve bunların faillerini cezadan muaf kıldığı uyarısında bulunuluyor. 2016’da benzer bir yasa teklifi, ulusal ve küresel tepkilerin ardından kabul görmemişti. Tasaarı, sadece “zor veya tehdit” kullanmadan cinsel ilişkiye giren erkekleri affedecekti.

The Independent’a konuşan Ankara merkezli kadın sivil toplum kuruluşu Uçan Süpürge’den Selen Doğan, şu ifadeleri kullandı:

Türk Ceza Kanunu’nda 2005’te yapılan değişiklik öncesinde kadın ve kız çocuklarına yönelik tecavüz evlilikle ‘ödüllendiriliyordu.’
Bu şu anlama geliyordu, birden fazla erkek bir kadına tecavüz eder ve içlerinden biri bu kadınla evlenirse, diğerlerinin cezası da affediliyordu.

Feminist kuruluşlar ve aktivistler bu ilkel kanunu değiştirmek için çok uğraşmıştı. Sonunda yasa 2005’te kadın örgütlerinin talepleri doğrultusunda büyük ölçüde değiştirildi. Bugün, kadın hareketlerinin bu ve benzeri kazanımları bizden alınıyor. Çocuk evlilikleri muhafazakarlıktan etkilenen cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucu.

Nisan 2020 itibarıyla Türkiye’de nerede 4 milyon mülteci yaşarken, bunların 3,6 milyonunu savaşın harap ettiği Suriye’den kaçanların oluşturduğu tahmin ediliyor. Rapor, Türkiye’deki Suriyeli çocukların cinsel istismarının, kurbanlar arasında muhtemelen reşit olmayan kızların da yer almasına karşın, yetkililere neredeyse hiç bildirilmediği uyarısında bulunuyor.

Türkiye’de çocuklara yönelik erken ve zorla evlendirmelerin çoğunun “sadece imam nikahı diye bilinen dini törenlerle” yapıldığı da raporda ifade ediliyor.

Raporda şöyle deniliyor:

Bu evlilikler Türkiye devleti tarafından resmi evlilik olarak tanınmıyor. Dolayısıyla bu şekilde evlenen Suriyeli kızlar ve kadınlar haklara ve yasal korumalara sahip olmuyor, kötü muamele ve istismara karşı savunmasız kalıyor.

Türkiye’deki mülteci kamplarında çocuk yaşta evlenen Suriyeli kadınlarla yapılan mülakatlarda, bu evliliklere zorlanan Suriyeli kızların çoğunun ‘her biçimde sömürüye maruz kaldığı’, bazı vakalarda bu çocuklarla ‘evlenen’ erkeklerin ailelerinin de sömürü hakkını kendilerinde gördüğüne vurgu yapılıyor.

Independent Türkçe