Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk

Sudan, ABD’nin Sudan’a seyahat uyarısına dair çekincelerini dile getirdi

Sudan hükümeti; ABD’nin Sudan’da olası şiddet suçlarının vuku bulabileceği, bazı terör unsurlarının Batılı vatandaşları öldürme veya kaçırma tehditlerinde bulunabileceğini gerekçe göstererek vatandaşlarını Sudan’a seyahat etmemeleri konusunda uyarmasına dair çekincelerini dile getirdi.

Diğer yandan, Sudan’ın Terörizmin Devlet Sponsorları listesinden çıkarılması konusunda iki ülke arasında yürütülen diyalog sürüyor.

Nitekim ABD, vatandaşlarını güvenlik nedenleriyle dünyanın bazı farklı ülkelerine seyahat etmemeleri konusunda periyodik olarak uyarıyor. Dün yaptığı açıklamada ülkenin hem Sudan vatandaşlarının hem de yabancıların himayesini garanti eden siyasi istikrara tanık olduğu vurgulayan Sudan Dışişleri Bakanlığı, ABD’li meslektaşını, Sudan’a seyahat uyarısında bulunurken dikkatli davranmaya çağırdı. Güney Sudan’ın başkenti Cuba’da halihazırda silahlı mücadele hareketleriyle sürdürülen barış görüşmelerinin ülkenin her yerinde istikrarı sağlama eğilimini pekiştirdiğini de sözlerine ekledi.

Açıklamada, aynı zamanda Sudan’daki geçiş hükümetinin ülkedeki her türlü terörizmle mücadele etmek ve bölgedeki güvenliği artırmak için ABD yönetimi ve uluslararası ortaklarla tam işbirliği yaptığı vurgulandı. Sudan hükümeti, uluslararası toplumu tüm tarafların çıkarlarına hizmet etme ve uluslararası barış ile güvenliği pekiştirme yolundaki stratejik diyalog mekanizmaları aracılığıyla Sudan’ın dış dünyaya yönelik açılımını desteklemeye çağırdı. Bununla birlikte, geçiş dönemini destekleme yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, bu geçişin engellenmemesi çağrısında bulundu.

Geçtiğimiz dönemde iki ülke arasında gerçekleşen olumlu işbirliğine değinen açıklamada, ikili ve uluslararası platformlarda geçiş hükümetine destekte bulunacağı sözü veren ABD yönetimi, iki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirme yolundaki ikili diyaloğu sürdürmeye çağrıldı. Sudan Dışişleri Bakanlığı, ABD uyarısının, ülkede zaman zaman düzenlenen barışçıl gösterileri bastırmak için polis ve güvenlik hizmetlerinin şiddet kullanması ihtimaline dair olumsuz sinyaller verdiğini ifade etti.

Geçiş hükümetinin özgürlük, insan hakları ve barışçıl protesto özgürlüğü ilkesini yüceltmek için çalıştığı, polis güçlerinin ise kamu güvenliğini denetleme, barışçıl göstericileri koruma ve sabotajı önleme görevlerini yerine getirdiğine de değinildi. Söz konusu açıklamaya göre, Nisan 2019’da Ömer el-Beşir rejimini indiren halk devriminin ardından ülkenin tanık olduğu değişim; siyasi istikrar ortamını destekledi, gösteri özgürlüğünü garanti altına aldı ve Sudan vatandaşları ile yabancıların hayatları ve haklarının korunmasını sağladı.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, geçtiğimiz Perşembe günü gerçekleştirdiği telefon konuşmasında, Sudan’ın Terörizmin Devlet Sponsorları listesinden çıkarılması dosyasındaki büyük ilerlemeyi Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk’a bildirmişti. Ardından ise Sudan Dışişleri Bakanlığı, Pompeo’nun açıklamalarının Başkan Trump yönetiminin yakın gelecekte önemli bir karar almaya yaklaştığının olumlu bir göstergesi olduğunu öne sürmüştü.

1993’te Washington, Beşir rejiminin bazı terörist gruplar ile ilişkileri ve El Kaide lideri Usame bin Ladin’e ev sahipliği yapması nedeniyle Sudan’ı terörizmin devlet sponsorları listesine dahil etmişti. Sudan hükümeti, 1998 yılında Nairobi ve Darusselam’daki ABD büyükelçiliklerine düzenlenen saldırılarda verilen kurbanların ailelerine 400 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul etmişti.

Diğer yandan, Sudan ordusunun dün akşam yaptığı açıklamaya göre, Perşembe günü Sudan ordusu ile Güney Kurdufan Eyaleti’ndeki isyancılar arasında gerçekleşen çatışmalarda ölüm ve yaralanmalar kaydedildi. Ancak net bir sayı belirtilmedi.

Sudan Silahlı Kuvvetleri, medya tarafından yayınlanan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Sudan Halk Kurtuluş Hareketi’ne (SPLM-N) bağlı -Hulu kanadı- güçler, güneyden kuzeye göç eden çobanlara ve bu kişileri korumak için orada bulunan silahlı kuvvetlere saldırdı. Güney Kordofan’daki Hur el-Varal bölgesinde pusu kurup mayın döşenerek düzenlenen saldırı, birçok vatandaş ve düzenli kuvvetlerin kaybına, askeri ve sivil teçhizatın yok edilmesine yol açtı.”

Arap kabilelerinden çobanlar, yıl içinde genellikle iki kez göç ediyor: İlki Temmuz Eylül ayları arasında yağış zamanında güneyden kuzeye düzenlenirken ikincisi ise Ekim ile Haziran arasında kuzeyden güneye yapılıyor. Çatışmalar ise genellikle Arap göçebe kabileler ile Afrikalı çiftçi kabileleri arasında meydana geliyor.

Saldırıyı doğrulayan SPLM-N ise hükümete tabi milisleri çobanların ‘zorla’ kendi kontrol alanlarından geçmelerine alan sağlamakla suçladı. SPLM-N Genel Sekreteri Ammar Emun, yayınlanan açıklamada “Dün, geçiş hükümetinin Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey’in kontrolü altındaki Hur el-Varal’da gerçekleştirdiği yeni ihlalleri takip ettik. Zirâ hükümet milisleri, askeri güç kullandı” ifadelerini kullandı.

Olayı kınayan SPLM-N, hükümeti Arap unsurlarına yandaşlık yapmak ile suçlayarak bu tür uygulamalar karşısında hareketsiz kalmayacağı tehdidinde bulundu. Aynı zamanda “Geçiş hükümetini Arap olmayan unsurlara karşı tarafgir politikasının sonuçları konusunda uyarmıştık” ifadelerini kullandı. Güney Kordofan ve Mavi Nil bölgelerinde 2011’den bu yana savaşan SPLM-N, iki bölgenin de ekonomik ve siyasi olarak marjinalleşmesi gerektiğini iddia ediyor.

Şarkul Avsat