Meşhur Petrol kitabının yazarı Yergin, enerjinin yeni yol haritasını yazdı

1990’larda Daniel Yergin, günümüzün en büyük tarihçilerinden biri olarak ortaya çıktı. Hem epik bir petrol tarihi anlatan ve 1992 yılında edebiyat dışı Pulitzer Ödülünü kazanan “The Prize (Petrol)” hem de Joseph Stanislaw ile yazdığı “The Commanding Heights: The Battle for the World Economy”, izlenme rekorları kıran dizilere uyarlandı. “The New Map (Yeni Harita)”, Yergin’in 2020 dünyasının, çizelgelerini ortaya koyma çalışması.

PETROL EKONOMİSİNDEKİ DEĞİŞİMLER

Değişim inanılmaz. Uluslararası siyaset ve gücü anlamak için bildiğimiz planlar değişiyor. Kovid-19 salgınından önce bile Batı hegemonyası altında pazar odaklı küreselleşme söz konusuydu.

Artan düzensizlik ve çok kutupluluk duygusu “The New Map” kitabının genelinde ele alınıyor. Aslında bu kitabın ana fikrinde anlatılıyor harita. Haritalar, araçları düzenliyor. Ancak aynı zamanda haritalar perspektifler. Bunları yapanların olduğu kadar çok planda var. Yergin’in de kitapta bize sunduğu tek bir harita değil, bugün dünyada nüfuz için mücadele eden birçok haritaya ya da plana genel bir bakış.

Yergin, büyük petrol ve gaz tedarikçilerinin bakış açısından fosil yakıt ekonomisinin ana hatlarını takip ediyor.

Putin Rusya’sında, Sovyetler Birliği’nin kayıp sınırlarının kırmızıyla işaretlendiği bir harita var. Çinliler, Orta Asya ve Güney Çin Denizi üzerinde kontrol iddia ediyor. Suudi Arabistan ve İran, Orta Doğu’da nüfuz için rekabet ediyor. Kazaklar, Brezilyalılar, Meksikalılar bir göz atıyor. Peki ya kalanı? Konu enerji ise, Yergin neden sadece üreticilere odaklanıyor? Petrol ve gaz, talep edilmeden değersiz ürünlerdir. Ancak Yergin, dünyanın büyük tüketicilerinden- Hindistan, Avrupa ve Japonya- kitabında neredeyse hiç bahsetmiyor.

Yergin’in Amerika Birleşik Devletleri’ni değerlendirmesi ya da değerlendirmemesi de bu durumdan daha az şaşırtıcı değil. Onun, Amerikan petrol devlerinin stratejileriyle başlamasının gerektiğini düşünebiliriz. Ancak Exxon ve Chevron anlatımda neredeyse hiçbir rol oynamıyor. Yergin kitabında Amerika hakkında ele aldığı temel konular arasında şeyl (kaya) gazı hidrolik kırılma işiyle ilgilenenler yer alıyor. Ama onlar, küçük yavrular. Birey olarak değil sürü olarak önemlidirler. Bunlar, arzın miktarını ve esnekliğini büyük ölçüde artırarak dünya pazarlarını değiştirdiler. Bu, bazı Amerikalı stratejistleri “enerji hâkimiyetinden” bahsetmeye zorladı. Ancak bu bir plan ise, tamamen yanıltıcı olduğu ortaya çıktı. Üreticiler sıvılaştırılmış doğal gazın ihracatı için büyük vizyonlar, piyasa rekabetinin sert gerçekleriyle karşı karşıya kaldı. Artık hiçbir büyük üretici, Rusya veya Suudi Arabistan bile pazarı kontrol etmiyor. Bu kaynak çeşitliliğinin Washington’a verdiği şey, egemenlik değil esnekliktir. Bu, sadece nasıl kullanılacağını biliyorsanız değerlidir. Ve Yergin, şaşırtıcı derecede Amerikan stratejisinde sessiz.

Belki de Yergin, kendi kafamızda bu planın olduğunu varsayıyordur. Belki de bizi teröre karşı başlatılan savaştan bu yana Washington’un büyük stratejisinin karmakarışıklığını gözden geçirmenin utancından kurtarmak istiyor. Belki de kendisi de Amerika’nın acılı kutuplaşmasının çelişkisini yaşıyordur. Trump döneminde tek bir Amerikan haritası yok. Yergin’in kendi konumu belirsiz görünüyor. Çin’e karşı son dönüşüyle çelişiyor gibi görünüyor. Ancak bir alternatif oluşturmuyor. Rusya konusunda, yalnızca bunun sıcak bir konu haline geldiğine dikkat çekiyor.

Sonuç, merkezi olmayan bir geçmiş. Kitap, kederli Teksaslı petrol insanlarının, hevesli teknoloji uzmanlarının, Saddam Hüseyin ve Kaddafi’nin- bir kanalizasyon borusunda öldü- Şi Cinping ve arkadaşı Vladimir Putin, Suudi hanedanları ve devasa kutup gaz tesislerinin gözden geçirildiği bir kolaj. Tarih de benzer şekilde çok yönlüdür. Bir anda Silikon Vadisi’ndeki Elon Musk fikirlerini sunmaya başladık, ardından 1916’da Osmanlı İmparatorluğu’nu yontan diplomatların omzunun üzerinden bakıyoruz duruma. Bazen “The Prize” daki en büyük olayların bir araya geldiğini düşünmeye başlıyoruz.

Seslerin bir anda değişmesi daha az rahatsız edici değil. 1930’ların sonlarında bizi Suudi çölüne götüren usta hikâye anlatıcısı Yergin. Ve Yergin, ilerleyen teknolojinin geleceğiyle ilgili önemli noktalara değiniyor. Zaman zaman yan yana gelenler oldukça kafa karıştırıcı. Örneğin Suriyeli intihar bombacıları ile sürücüsüz araçları nasıl düzenleyebileceğimiz sorusu arasında gerçeküstü ilişkileri çağrıştırıyor. Bu araçlara gelince, Yergin ciddiyetle şunu soruyor, “Sigorta konusunda ne yapmalıyız? Şu anda sürücüler kişisel sorumlulukları olduğu için sigortalıdır. Ancak sürücüsüz bir otomobil kaza yaparsa, bu bir ürün sorumluluğu mu olur? ”

Girişimcilik, büyük güç politikası, iklim krizi, teknoloji ekonomisi destanı – bunlardan herhangi biri bir örgütlenme çerçevesi sağlayabilirdi, ancak Yergin asla taahhütte bulunmuyor. “The Prize (Petrol)” bir destan ise, “The New Map (Yeni Harita)” bir derlemedir.

Belki de sorunun anahtarı, Yergin’in diğer rolünde yani yazarlığında değil, bir enerji danışmanı olmasında bulunabilir. Bu durumda Yergin, kendisini anlatının akışına, sadece her şeyi bilen anlatıcı olarak değil, aynı zamanda temiz enerji ve çığır açan teknolojiler üzerine 2019 tarihli bir raporun ortak yazarı olan yapıcılardan biri olarak da kitaba yerleştiriyor. Taşımacılık alanının geleceği hakkındaki düşüncelerinin, başkan yardımcısı olduğu IHS Markit tarafından geliştirilen bir planlama senaryosu tarafından bilgilendirildiğini söylüyor. “The New Map (Yeni Harita)” iyi bir senaryo planlama alıştırmasının anlatı niteliğindeki detaylandırması, yönetsel rol oynama için alışılmadık derecede iyi yazılmış arka plan uzmanlarından oluşan bir koleksiyon olarak düşünülebilir (Abu Dabi veliaht prensi iseniz, Husiler hakkında bilmeniz gerekenler bu).

Belki de anlatının tutarlılığının eksikliğinden şikâyet etmek yanlıştır. Yergin’in yaptığı şey, kendimizi, tarihin son anın hayal kırıklığına uğramış kurtulanlarını, Uber’in artıları ve eksileri ve Şii-Sünni ilişkilerinin tarihi çıkmazı ya da Putin’in intikamcılığı gibi sorunlarla ilgili belirsiz endişelere bir ayna tutmak. Yergin, anlattıklarından bir sonuca varmayı bize bırakıyor. Kendisi bizim için bunu yapmayacak.

Belki de mevcut anın kargaşasında, uzman anlatılardan daha fazlasını beklemek boşunadır. Ancak Yergin’in kararsızlığının bir bedeli var ve bu, en çok iklim politikasına yaklaşımında karşımıza çıkıyor. Sorunun hayati önemi üzerinde ısrar etmek ile çevre aktivizmini sinir bozucu bir baş belası olarak görmezden gelmek arasında debeleniyor. Sonuç olarak kararsız. “Dünyanın değişen bir iklime ne kadar hızlı adapte olabileceği ve buna uyum sağlaması gerektiği konusundaki tartışmanın … bu 10 yıl içinde çözülmesi pek olası görünmüyor.” Karşılaştığımız zaman çizelgesi göz önüne alındığında, bu kararsızlığın parlak kabulü, felaket için bir yol haritasıdır.

New York Times