Libya: İzolasyon merkezlerinin hastaları karşılayamayacağına yönelik endişeler

Libya Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi Direktörü Bedreddin en-Neccar, “Ülke genelinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayılarının yükselmeye devam etmesine” yönelik endişelerini dile getirdi ve “Bu hızda devam edilmesi durumunda, izolasyon merkezlerinin tıbbi hizmet vermeye devam etmelerini imkansız hale getirecek ölçüde baskı uygulayabileceği” konusunda uyarıda bulundu. En-Neccar Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte “Durumun geçen haftalarda bir dereceye kadar istikrarlı olduğu söylenebilir ancak şu anda durum kötüleşiyor, vaka sayıları yükselmeye başladı ve izolasyon merkezlerinde üzerinde baskı oluştu.” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanı sözlerini şu ifadeler ile sürdürdü:

“Şu anda 100 bin vaka sınırına ulaşmanın eşiğindeyiz, sayılar artarsa tehlikeli bir durumla karşı karşıya kalacağız, yoğun bakım doktorları eksikliği ve kaynak eksikliği sebebiyle bu izolasyon merkezleri yeterli olmayacak. Ayrıca vakaların artması, izolasyon merkezlerinde oksijen başta olmak üzere tıbbi malzemelerin azalmasına neden oluyor.”

Bakan En-Neccar “(İzolasyon) Merkezlerinin ülke genelinde yayılmış olduğunu, Başkent’in payının diğer şehirlere göre daha büyük olduğunu” ve “Yoğun bakım doktorları sayılarında yetersiz, ciddi bir eksiklik olduğunu iç ve uzak bölgelerdeki merkezlerde de eksiklikler olabileceğini” açıkladı. Ulusal Merkez’in verilerine göre, Mart ayında Libya’da virüsün yayılmaya başlamasından bu yana 97 bin 192 vaka ve bin 399 ölüm kaydedildi.

Dr. En-Neccar son dönemdeki vaka sayılarındaki artışta “devleti ve vatandaşları” sorumlu tuttu. “Devletin önleyici ve ihtiyati tedbirlerin uygulanmasını vurgulamada büyük bir gevşekliği olduğunu, sosyal mesafe, maske kullanma ve diğer dezenfeksiyon ve sterilizasyon önlemlerinin takip edilmesinde vatandaşların pervasız olduğunu, maalesef yaz aylarında salgın durumunun iyileşmesi ile herkesin tehlikeyi unuttuğunu ve salgından önceki normal hayatlarına geri dönmüş gibi davrandıklarını ve hala da bu mantıkla davrandıklarını” söyledi.

En-Neccar “Gerek ulaşım araçlarında gerekse havalimanlarındaki karşılamalarda, hatta salgının yayılmasına önemli derecede katkıda bulunan ancak yasaklanmayan cenaze törenleri ve düğünler gibi sosyal faaliyetlere katılımlarda önlemlere riayet edilmesinde bir gevşeklik var, ancak önlemleri ihlal edenlere ciddi bir şekilde para cezası uygulanmıyor” ifadelerini kullandı.

En-Neccar aynı bağlamda, özellikle sık sık yaşanan elektrik kesintisi krizi ve onu takip eden suların kesintileri olmak üzere Libya halkının sıkıntı çektiği yaşam koşullarına ve sorunlara, bunların vaka sayılarının artmasındaki rolüne dikkat çekti. “Ellerin sık sık yıkanmasını tavsiye ediyoruz, elektrik ve su kesintisi ile bu mümkün değil, insan yoğunluğunun yüksek olduğu sığınmacı ve mülteci kamplarında durum daha kötü görünüyor, bu kişilerin acilen suya ve elektriğe ihtiyacı var.” dedi.

Yasa dışı göçmen kamplarındaki koronavirüs yayılma oranı ile ilgili olarak, en-Neccar “Göçmenler arasında ve onlara özel merkezlerde vakalar olduğunu ancak yüksek rakamlarda olmadığını” söyledi “Libya halkının kendi nüfusunun çoğunluğu bulunduğu özellikle başkent, Mısrata ve Khums gibi nüfus oranı yüksek olan ve diğer ülkelerden gelen vatandaşları karşılanması için limanları ve ticari trafiğini içeren bu şehirlerde hizmetlerin yoğunlaştığına, güneyde ise vaka oranları açısından durumun sakin ancak çoğu izolasyon merkezinin doktor ve tıbbi malzemeleri eksikliği nedeniyle neredeyse kapanmış durumda” olduğuna dikkat çekti.

En-Neccar bazı kişilerin okulların kapatılmasına yönelik yaptıkları çağrılar ile ilgili olarak “Yasağın artık insanlar tarafından kabul edilmediğini, ikinci dalga veya İngiltere’de ortaya çıkan virüs ülkeye ulaşmazsa, ihtiyati ve önleyici tedbirlerin sıkı bir şekilde uygulanması ve sağlık kontrollerine riayet edilmesi ile belki de bu durumla bir arada yaşanılabileceğini” belirtti.

Bakan Libya’nın koronavirüse karşı aşı üreten şirketlerden biri ile yaptığı anlaşma ile ilgili olarak, “Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından denetlenen ve virüse karşı aşıların geliştirilmesini ve dağıtılmasını hızlandırarak tüm dünya ülkelerine adil ve hakkaniyetli bir şekilde ulaşılabilirliğini sağlamayı hedefleyen COVAX girişimi ile anlaşma yaptık. Yaklaşık 2 milyon 800 bin aşı dozunun bedeli olarak yaklaşık 9 milyon 600 bin euro ödedik ancak COVAX şu ana kadar bize sağlanacak aşı türü hakkında bilgi vermedi” ifadelerini kullandı.

En-Neccar şu ifadeleri de sözlerine ekledi:

“Pfizer-BioNTech aşısını, çok düşük bir sıcaklık gerektirmesi ve sahip olmadığımız çok güçlü kalitede soğutucular gerektirmesi sebebiyle ihtimal dahilinde görmüyoruz. Bize, iklim şartlarımıza uygun olarak 2 ile 8 derece arasında saklanabilen İngiliz AstraZeneca aşısının temin edilmesini umuyoruz.”

Şarkul Avsat