El Ula Zirvesinin ardından: Körfez hayali gerçekleşebilir mi?

Kuşkusuz bu, büyük bir soru ve cevabı temennilerden ziyade beklentilere daha yakın olabilir, yine de her şey mümkün. Körfez ülkelerinin mutlu sürprizlerine, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı’nın dediği gibi ne kadar büyük olursa olsun “Körfez evi” içinde ihtilafların üstesinden gelmelerine alıştık. Haftalar öncesine kadar bir Körfez uzlaşısının gerçekleşeceğini, diplomatik ilişkilerin geri döneceğini, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile el Ula’ya ulaştığında Şeyh Temim arasındaki sıcak kucaklaşma anını kim hayal edebilirdi?

30 yıl önce Saddam Hüseyin, Kuveyt’i işgal ederek çılgınca bir maceraya girişmişti. Körfez halkının yaşadığı bu acı tecrübe, bir alarm gibiydi ve o dönemde Körfez ülkelerinin gözden kaçırdığı bir gerçeği gün yüzüne çıkarmıştı; ülkelerinin kaderlerinin birleşik olduğu ve bir ülkenin güvenliğine yönelik bir tehdidin doğal olarak diğer kardeşlerinin güvenliğine de yansıyacağı. Daha sonra Bahreyn’de yaşanan olaylarla bu teori bir kez daha desteklendi. Tahran tarafından finanse edilen beşinci kol çalışmaları ve bazı Körfez ülkelerinde keşfedilen casus hücreler bunun kanıtıydı.

Körfez uzlaşısı Mısır’ın da katılımıyla doruğa ulaştı ve zirve iyimserlerin dahi bunu beklememesine rağmen düzenlendi. Bu, geçtiğimiz on yıllar boyunca yaşadığı fırtınalara, kasırgalara ve olaylara rağmen bütün gücüyle birbirine daha da kenetlenmeye çalışan Körfez bloğu için kesinlikle kaydedilmesi gereken bir başarı göstergesidir. Merhum Kuveyt Emiri Şeyh Sabah el Ahmed’in çabaları unutulamaz. Keza halihazırdaki Kuveyt Emiri Nevvaf el Ahmed ve ABD’nin çabaları da. Bu çabalar, jeopolitik veriler ve diğer sebeplerin hepsi, Körfez sorununu çözüm yönünde teşvik etti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, herkes tarafından imzalanan el Ula Bildirgesi’nin duyurusunda önemli ve belirleyici bir noktaya değindi: “Anlaşmaya taraf ülkeler, birbirlerinin egemenliğini ihlal etmeme veya güvenliklerini tehdit etmeme, herhangi bir şekilde halklarının sosyal dokusunu ve ulusal uyumunu hedef almama, içlerinden herhangi birinin ulusal ve bölgesel güvenliğine yönelik tehditler karşısında tam bir dayanışma içinde olacaklarını teyit ettiler.” Dışişleri Bakanı ayrıca zirvenin, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ve Arap ulusal güvenliğinin üstün çıkarlarını desteklediğinin de altını çizdi.

Anlaşma metni açık, net ve yeterli. Nezaket zamanının geride kaldığı ve açık sözlülüğün gerekli olduğu aşikâr. KİK ülkelerinin meylettikleri pragmatik okuma, büyük bir cesaret ve sorumluluk duygusunu, karşı karşıya olduğu zorlukların boyutu konusunda gerçek bir farkındalığı gün yüzüne çıkardı. Olayların boyutu ve mevcut durumun ciddiyetine uygundu. Bölgesel koşullar ve tarihsel sahnenin hassasiyeti, bölge tarihinin içyüzünü idrak eden ve coğrafyanın hassasiyetlerini ve karmaşıklığını kavrayan ciddi bir dayanışmayı gerektiriyor. Bu nedenle KİK’ten her zaman bölgede planlanan projelere karşı uyanık olması istendi. Zira mesele artık bir yüzleşme olmaktan çıkıp, karşılaşılan riskler nedeniyle bir varoluş ve hayatta kalma meselesine dönüştü. Özetle, Körfez vatandaşları olarak birbirimize kenetlenmeli ve öncelikle çıkarlarımızı düşünmeliyiz. Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın dediği gibi, “Bugün, bölgemizi kalkındırmak ve bizi çevreleyen zorluklarla yüzleşmek için çabalarımızı birleştirmemiz gerekiyor.” Veliaht Prens ülkesinin politikasına atıfta bulunarak şunu da ekledi: “Suudi Arabistan, birleşik ve güçlü bir KİK’i önceliklerinin ilk sırasına yerleştirmektedir.” Bu sözler, Suudi Arabistan’ın pozisyonuna destek, bağlılık ve teyit mesajıdır.

Ülkelerimizde acı, yoksulluk, cehalet ve zorluklar çekerken, kimse bize aldırmadı. O zaman bizim acılarımıza ne Türkler ne de Farslılar ve yabancılar hiç aldırış etmedi. Ama ne zamanki Körfez’in kalbinden petrol fışkırdı, o zaman bundan ganimet almak için tek tek ya da topluca topraklarımıza geldiler. Gizli gündemleri için komplolar ve entrikalar ördüler, ihtilaf tohumları ektiler.

Körfez hayali gerçekleşebilir mi? El Ula Zirvesi’ndeki siyasi irade dikkat çekici ve mükemmeldi. Siyasi irade varsa, hiçbir şey imkânsız değildir. Bu nedenle söz konusu zirve, uluslararası siyasetin bölgedeki yeni konumlanmasının ışığında KİK’in başlatması gereken yeni bir strateji için temel olması gereken istisnai bir dönüm noktasıdır. Bu, Körfez varlığının hayatta kalmasının garantisi ve koruyucusu olduğu için kolektif çıkarlara öncelik sunulması gerektiği anlamına geliyor. İnsaflı olmak gerekirse, bir blok olarak KİK’in başarısı, üyelerinin iradesine bağlı. El Ula Zirvesindeki şeffaf ortam, nitel bir gelişmeye ve iyimserliğe davet ediyor. KİK’in bölge ülkelerini etkileyen savaşlara ek olarak siyasi ve ekonomik zorluklarla yüzleşmede göreceli ve kademeli olarak başarılı olduğu doğru, ancak bir yapı olarak varlığını korudu. Sorun, KİK’in dayandığı ve artık dönemin gereksinimlerini karşılamayan yasalar, yapılar ve mekanizmalarda gizli.

Suudi Arabistan daha önce merhum Kral Abdullah zamanında birlik fikrini önermişti. Daha sonra Hadimul Haremeyn Şerifeyn Kral Selman bin Abdulaziz de KİK’in rolünün etkinleştirilmesine yönelik geniş ölçekli ve dikkat çekici vizyonunu takdim etti. 2015 yılında onaylanan bu vizyon, Körfez işbirliği yolunda bir dönüm noktası oluşturdu. Bu yüksek vizyon birkaç ekseni içeriyor ve bunlar arasında, birleşik bir dış politika kristalleştirme, ekonomik birlik bileşenleri ile ortak savunma ve güvenlik sisteminin tamamlanması da bulunuyor. Ayrıca KİK’in uluslararası konumunu, bölgesel ve uluslararası meselelerdeki rolünü güçlendirme de vizyonun hedeflerinden biri. Zirvede Kral Selman bin Abdulaziz’in vizyonunun belirli bir takvim ve yakından takip ile tam ve doğru bir şekilde uygulanması konusunda da bir uzlaşıya varılması da ilginçti.

El Ula Zirvesi, Körfez sistemini güçlendirecek yeni bir ruh yarattı. Peki, KİK üyeleri kaderlerinin bir olduğu, kazanımlarını ve güvenliklerini korumaları, sadece birleşme ve dayanışmaya inanan bir dünyada rekabet etmeleri gerektiği inancıyla çabalarını birleştirip birleşik bir pozisyon da oluşturabilecekler mi? Bunun cevabını zaman verecek.