Genel İstihbarat Müdürü Husam Luka, dün Dera’nın batısındaki Tafas ilçesinde Rus ve Suriyeli komutanlarla bir aradayken

Rejim güçleri Rusya’nın gözetiminde Suriye’nin güneyine girdi

Suriye rejim lideri Beşşar Esed’in kardeşi Mahir Esed’in komutasındaki 4. Tümen ile muhalif grupların Rusya’nın garantörlüğünde vardığı anlaşma uyarınca Suriye rejim güçleri dün (perşembe) ülkenin güneyindeki Dera kentinin Tafas ilçesine girdi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), dünkü açıklamasında, “Rejim güçleri ve ona bağlı medya kanalları, Rusya’nın garantörlüğünde Merkez Komite ile Güvenlik Komitesi arasında yapılan anlaşmanın uygulanmasıyla Dera kentinin batı kırsalındaki Tafas ilçesinde El-Hal Çarşısı, Güney Mahallesi ve bazı hükümet binalarına girdi” ifadelerine yer verdi. Suriye rejim güçlerinin ilçeye girişi sırasında Rus komutanlar ve Suriye Genel İstihbarat Müdürü Husam Luka hazır bulundu. Rus komutanlar videoda, bölge halkına “güvenliğin sağlanması ve hayatın normale dönmesi için devlet ve polisle iş birliği” yapma çağrısında bulunurken, Luka, “Havran halkına ve Suriye Arap Ordusu’na kucak açmalarına” övgüde bulundu.

Dera’daki Güvenlik Komitesi’nden komutanlar ile Merkez Komitesi’ndeki temsilcilerden oluşan müzakere taraflarının Pazartesi gecesi vardığı anlaşma “rejim güçleri ve 4. Tümene, siviller ve mallarına yönelik ihlallerin yaşanmamasını garanti etmek amacıyla bölgenin evlatları ve önde gelenlerinin huzurunda Salı gününden itibaren evlerde ve Tafas çevresindeki kırsal yerleşim yerlerinde denetleme yapmasına izin verilmesini” öngörüyor. Anlaşma ayrıca, rejime bağlı kurumlar ile hükümet binalarının bir program belirlemeye ihtiyaç olmadan yeniden çalışmaya başlamasına ve Dera’daki Güvenlik Komitesi’nin çabalarıyla rejim hapishanelerindeki 58 tutuklunun serbest bırakılmasını içeriyor.

Dera Merkez Komitesi’nden temsilcilerin eşlik ettiği rejim güçleri önceki gün Dera’nın batısındaki Tafas’ın çevresinde bulunan kırsal yerleşim yerleri ve evleri denetlemeye başladı. Muhalif grupların eski savaşçılarının anlaşma uyarınca bölgedeki hükümet binalarından çekilmeleri bekleniyor.

Havran Ahrar Topluluğu’nun aktardığına göre, Merkez Komitesi üyeleri anlaşmaya varmak amacıyla pazartesi günü Dera’nın batı girişindeki Ed-Dahiye mahallesinde Rus heyetinin huzurunda bazı rejim komutanlarıyla bir araya geldi. Anlaşma, bölgedeki eski savaşçılara bir mesaj olarak Tafas semalarında uçan savaş uçaklarının gölgesinde uzun süren bir toplantının ardından gerçekleşti.

Muhalif medya, 4. Tümen’in El-Muzirib ve El-Yadude beldeleri ile Tafas’ın dış mahallelerine baskın düzenlemekte başarısız olmasının “4.Tümen’i geri çekilmeye ve siyasi dosyanın kapanması için baskı kurmaya zorladığına” işaret ederek, bu gelişmenin ardından İranlı milislerin geçtiğimiz haftalarda söz konusu beldelere ve Tafas’ın çevresine çok sayıda takviyeler gerçekleştirdiğini bildirdi. Muhalif medyaya göre, bu takviyelerin bazıları İranlı milislere bazıları da rejim güçlerine aitti. 4. Tümen, geçen yıl Mayıs ayında Dera Merkez Komitesi ile vardığı anlaşmanın ardından batı kırsalında ilk kez konuşlanmaya başlamıştı. Anlaşma, bölgedeki çeşitli mevzilerde bulunan “Çözüm Unsurları” ile 4. Tümen’in ortak güvenlik noktaları kurmalarına hükmediyordu.

Tafas, 2018 ortalarında Ürdün, Rusya ve ABD’nin vardığı anlaşmaya konu olmuştu. Nitekim bu anlaşma, İran’ın Suriye’nin güneyinden çıkarılmasını, hükümet güçleri ile Rus güçlerin İran’ın boşalttığı yerlere konuşlanmasını ve BM Barış Gücü’nün (Undof) Suriye ile İsrail arasındaki Golan Tepeleri’ne dönmesinin garanti edilmesini öngörüyordu.

Uyuşturucu şebekesine operasyon

Öte yandan, yerel kaynaklar, Rusya destekli 5. Kolordu’ya bağlı 8. Tugay tarafından yakalanan uyuşturucu şebekesi üyelerinin Ürdün ve diğer ülkelerdeki bağlantılarının ortaya çıkarılması için soruşturmaların devam ettiğini bildirdi. Kaynaklar, Suriye rejiminin, tutuklulardan bazılarının serbest bırakılması için çalıştığını kaydetti.

8. Tugay, konuyla ilgili açıklamasında şunları kaydetti:

“8. Tugay, uyuşturucunun evlerde, kırsal yerleşim alanlarında ve sınır yakınlarındaki depolarda toplandıktan sonra yayma, teşvik etme, ticaretini yapma ve komşu ülkelere kaçırma olgusuyla mücadele ediyor. Uyuşturucu kaçakçılığı ve ticaretinden sorumlu bu grupların üyeleri genelde 4. Tümen ve güvenlik birimleri (istihbarat şubeleri) gibi güvenlik teşkilatlarına mensup oluyor. 8. Tugay, Busra bölgesinin tüm köy ve beldeleri ve Ürdün Haşimi Krallığı ile sınır bölgesi arasında uzanan bölgeye kadar devriye geziyor. Bu devriyeler sırasında ve kontrol noktalarında ticaret ve alışveriş amacıyla kullanılan çok miktarda uyuşturucu ele geçirdik ve bunlar önde gelen şahsiyetlerden oluşan bir heyet ile Asker ve Sağlık Komitesi’nin huzurunda imha edildi. 8. Tugay, güney bölgesinde uyuşturucu ile mücadelemiz kapsamında gündüz ve gece devriyelerini artırdı ve gece Busra eş-Şam kentinde tarla yollarında ve Tugay’ın kontrolündeki arazide pusuya yattı. Bu devriyeler aracılığıyla Pazartesi gecesi saat 01.00 civarında Ürdün Haşimi Krallığı ile sınır şeridi üzerindeki Es-Summakiye ile Neda beldelerine doğru garip bir hareketlilik hissettik (…) Beraberlerinde büyük poşetler taşıyan şüpheli kişiler görüldü. Bu kişiler gözaltına alındıktan sonra üzerlerinde şahsi silahlar ve kendilerine ait güvenlik kartları, araçlarında güvenlik mühimmatları, Askeri İstihbarat Şubesi’ne ait silah taşıma kartları, uyuşturucu haplar ve esrar maddelerinin yer aldığı çok miktarda uyuşturucu madde bulundu.

Elde edilen bilgilere göre bu maddelerin kaynağı Lübnan Hizbullahı’dır. Zira bu maddeler Lübnan Hizbullahı’nın kontrolündeki El-Kalemun bölgesi yolundan ve daha sonra Şam ve Suveyda’dan geçerek Dera kentine getiriliyor. Gözaltına alınan kişiler ön soruşturmalarda, bu maddeleri Suveyda ve El-Luca’daki iki kişiden teslim aldıklarını, bu iki kişiden birinin maddeleri Lübnan Hizbullahı’nın bir unsurundan teslim aldığını söylediler. Gözaltındaki kişiler Hizbullah unsurunun, Busra eş-Şam’dan kovulduğunu, uzun zamandır uyuşturucu ticaretiyle meşgul olduğunu ve Suveyda’da uyuşturucu işiyle uğraşan ve yaygınlaştıran babasının Suveyda’daki silahlı kişilerce öldürül olduğunu söylediler.”

Şarkul Avsat