Umut sondası ve tarih yazmak

Araplar diğer uluslarla tarih yazmakta rekabet edebilirler, çünkü ne tarihe ne de yazımına yabancı değiller. Ancak yüzyıllar boyunca ondan uzaklaşıp bilgisizlik ve geri kalmışlık içinde boğuldular. Arap dünyasında Rönesans belirtileri görülmeye başladığında devrim dedikleri askeri darbe pazarı başladı. Milliyetçilik, Baasçılık ve solculuk gibi farklı ideolojilerin sloganlarıyla yeni bir geri kalmışlık tedavüle sokuldu ve kimsenin başarılı olamadığı on yıllar geçti.

Tarih yazmak ve geleceği inşa etmeye katkıda bulunmak isteyen herkes için bilim, üzerine oynanacak en doğru bahistir. BAE de bunu yaptı ve uzun bir sürecin sonunda imkansız olan hayali gerçekleştirdi, uzaktaki kızıl gezegene bir sonda göndermeyi başardı. Dikkatli planlama, sıkı çalışma ve uzun bir soluk ile imkansızı mümküne dönüştürmek için yıllar önce çalışmaya başladı. 9 Şubat Salı günü de hayali gerçekleşti ve Umut sondası Mars’ın yörüngesine yerleşti.

Bu, bilim için büyük bir adım ama bununla geçmişteki başarılarına dönen Araplar için daha da büyük bir adım. Arapların geçmişte ihtiyaç nedeniyle yöneldikleri, daha sonra ilim ve bilgi ile geliştirdikleri astronomi bilimine katkıları ünlü ve bilindik, bugün de bilim ve bilgiye yeniden katkıda bulunmaya geri dönüyorlar. Ama bu kez şeref, şan, azim ve kararlılık mürekkebi ile BAE’nin adını tarihe yazan bir vizyon, planlama ve uygulamayla gerçekleşti.

Kötü eylemler başarılar inşa etmezler, başarılar ancak vizyon, planlama ve sebat, daha sonra da çalışma, gayret, hayallerin peşinden koşma ve imkansız başarmakla inşa edilirler. BAE’nin hikayesi güçlü, istikrarlı ve güvenli bir devlet kurmakla başladı. Bu meydan okuma ile kurucu babalar ilgilendi ve çabaları birliğin kurulması ve BAE’nin deklare edilmesi ile sonuçlandı.

Hayali gerçekleştirmenin neşesi ve coşkusu arasında, bunun için harcanan uzun çabayı unutanlar olabiliyor. Medeniyetler bir gecede inşa edilmezler. Medeniyet inşası, çalışma, başarı, hayalleri büyütme, başarıları temel alma bağımlılığı gerektirir. Gösterişli ve etkili sloganlar, taşkın söylemler zamanında bazı liderliklerin istikrar ve ılımlılık, kalkınma ve adalet, mutluluk ve refah devletini kurmakta ısrar etmeleri ne kadar zordu. Ama bunu yaptılar. Bu önemli, kararlı ve sağlam adımlar olmasaydı, üzerine inşa edilecek bir temel olmazdı. Geniş uzaya gitmek, daha önce hiçbir Arap ülkesinin yapamadığını yapmak, BAE’nin adını dünyada kızıl gezegene ulaşabilen sadece 5 ülkesinin arasına katmak, bu büyük başarıyı gerçekleştiren ilk Arap ülkesi olarak adını tarihe yazmak mümkün olmazdı.

Abdullah Utaybi
Suudi Arabistanlı yazar. İslami akımlar araştırmacısı

Seksenlerin ortasında Arapların uzay ile bir buluşması daha olmuştu. Prens Sultan bin Selman, 1985’te uzaya giden ilk Arap astronot olmuştu. Bu yolculuğu Eylül 2019’da Uluslararası  Uzay İstasyonu’na giden ilk Arap astronot olan BAE’li astronot Hiza’ el-Mansuri tamamladı.

Umut sondasını Mars’a götüren sürecin taşları bilim, bilgi, azim, liderliğin kararları ve BAE halkının gücüyle döşendi. Uzay, BAE’nin kurucusu Şeyh Zayed bin Sultan’ın hayaliydi ve çocukları da bu yönelimi koruyup, bu yolda devam ettiler. BAE, 2014’te BAE Uzay Ajansı’nı, 2015’te de Mohammed Bin Rashid Uzay Merkezi’ni (MBRSC) kurdu. Bu kapsamda uzaya bir dizi uydu, Uluslararası  Uzay İstasyonu’na astronotlar gönderdi. Son olarak Umut sondasını Mars’a göndererek, tesadüf veya öncesi olmayan ileri bir adım olmaktan ziyade çalışma, emek ve sabır dolu bu süreci taçlandırdı.

Bu bağlamda yaptığımız bu hızlı özet, büyük hayallerin ve imkansızı gerçekleştirmenin arkasında kararlı vizyonlar, bilinçli liderlikler ve istikrarlı, gelişmiş devletler olduğunu gösteriyor. Büyük hayallerin, eğitim, üniversite eğitimi, seçkin öğrencilere burslar sağlamak, yetenekli öğrencileri desteklemek ve sürekli kurumsal çalışma başta olmak üzere adım adım inşa edildiğini ortaya koyuyor. Arapların boş sloganları, aşırılıkçı köktendinci ideolojileri bırakıp bilim, çalışma, geliştirme ve geleceğin inşası üzerine oynadıklarında çok şey başarabileceklerini kanıtlıyor.

BAE, mezhepçiliği, köktenciliği, aşırılığı, terörizmi ve kaosu yaymaya çalışan mezhepçi ve köktendinci eksene karşı mücadele eden, ılımlılık ve istikrar yayan bölgedeki ılımlı eksenin önemli bir ülkesi. Uluslararası kurum ve yasalara uymakta Mısır ve Suudi Arabistan ile yan yana duruyor.

BAE, Arap dünyası ve tüm dünya için inanılmaz bir kalkınma modeli sunan, irade ve planlamayla imkansıza ulaşılabildiğini gösteren genç bir ülke ve bütün bunlar kapsamlı bir vizyon çerçevesinde gerçekleştiriliyor. BAE, bölgede İsrail ile birçok siyasi dengeyi değiştiren ve mevcut zorlukların çoğunu öngören gerçek barışa ulaşma sürecine öncülük etti. Aynı zamanda, 2019’da el Ezher Şeyhi ve Katolik Kilisesi’nin başı Papa tarafından Abu Dabi’de imzalanan “İnsani Kardeşlik Belgesi” aracılığıyla insani birlikteliğe öncülük ediyor. 2022 yılında tamamlanacak İbrahim Ailesi Evini kuruyor.

Her şeyden önce, BAE üst düzey bir bilinç ile siyasi İslam gruplarını, özellikle de Müslüman Kardeşleri terörist gruplar olarak sınıflandırmak için küresel vizyona öncülük ediyor. Dini şiddet  örgütlerini terör örgütü olarak sınıflandırmakla da yetinmiyor, çünkü terör ve nefret hastalığının gerçek kökenlerini ortadan kaldırmadan terörizm ve aşırılık sona eremez.

Ülkelerin seçimleri kaderlerini ve itibarlarını şekillendirir. BAE bu kapsamlı vizyonda ısrar edip, başarılar elde ederken ve etmeye devam ederken, diğer ülkeler terörizm ve kaosu yaymak, köktendinciliği ve bölgede Arap karşıtı eksenlerle ittifakı desteklemek konusunda ısrar ettiler. Bu, bu tür başarıların asıl temasının parada değil vizyonda olduğunu gösteriyor.

Aradaki farkı açıklığa kavuşturmak için şunu vurgulamalıyız; en az Körfez ülkeleri kadar zengin başka Arap ülkeleri de var, ancak liderleri uzun zamandır zenginliklerini hiçbir işe yaramayan sloganlara harcamayı seçtiler. Bu nedenle, söz konusu ülkeler açlık ve yoksulluğun pençesinde kalmaya devam ettiler. Kaos onların birliklerini bozdu. Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan gibi mezhepçi, Libya gibi köktendinci gizli işgallerle boğuştular. Mısır da İhvan (Müslüman Kardeşler) terör örgütünden kurtulup eskisi gibi öncü bir ülke olmaya dönmeden önce böyle gizli bir işgale maruz kalmıştı.

En önemlisi, Arap gençlerinin ve halklarının, boş sloganlardan ve kör ideolojilerden uzaklaştıklarında tarih yazmalarının ve geleceği inşa etmelerinin mümkün olduğunun farkına varmalarıdır. Ortadoğu bölgesinin, ihtişamın nasıl inşa edildiği ve hayallerin nasıl gerçekleştiği konusunda tüm dünyaya bir model sunan “yeni bir Avrupa” olabileceği gerçeğine dikkat etmeleridir.

Arap dilinde, Mars’ın yörüngesinde yazılan bu tarihi başarıyı tanımlayacak şiir veya nesir yok, çünkü böyle bir şey daha önce hiç olmadı ve tarihte hiçbir Arap bunu hayal etmedi. Ancak Araplar bu başarı ile medeniyetlerini yeniden canlandırabileceklerini ve hiçbir şey için geç olmadığını kanıtladılar.

Son olarak, akıl ve bilgelik istikrarlı, başarılı bir devlet inşa ederken, sloganlar ve ideolojiler ülkeleri yok eder ve kaos yayarlar.

Şarkul Avsat

Abdullah Utaybi
Suudi Arabistanlı yazar. İslami akımlar araştırmacısı