2050’ye kadar sıfır emisyonlu enerji sektörü

Birkaç yıl önce, hidrokarbon enerji döneminden sürdürülebilir / temiz enerjiler çağına geçişin başlamasıyla birlikte yeni bir slogan öne çıktı: “2050 yılına kadar sıfır karbon emisyonlu enerji sektörü”.

Her yeni ve gerçekleşmesi zor fikir gibi, dünya ülkelerinin çoğu 2015 Paris İklim Anlaşması’nı imzalayana kadar bu fikir de ilk başta ciddiye alınmadı.

Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklanmasından kısa bir süre sonra aldığı anlaşmadan çekilme kararı, bu yüzyılın ortalarına kadar karbon emisyonlarını sıfırlama fikri dahil anlaşmayı referans alan girişim ve projelere güçlü bir darbe vurdu.

Uluslararası kuruluşlar, ABD’nin üyeliğinden çekileceğinden korktuğu için hedeflerini küçülttü. Çünkü ABD, en fazla karbon emisyonu üreten ülkelerden olduğu kadar, büyük bir ülke ve bu kuruluşları finanse eden en önemli ülkeler arasında yer alıyor.

Trump ayrıca o dönemde şu sloganı da benimsemişti: “İklim değişikliğiyle mücadele mekanizmaları Amerikan ekonomisine zararlıdır.”

Çevre politikası tartışması, “Brüksel” ile Washington arasındaki ihtilaf konularından biri haline geldi. Avrupa grubu, ABD’nin tutumuna rağmen, çevresel girişimlerini sürdürdü ve iklim değişikliğini aynı zamanda bir enerji sorunu saydı.

Avrupa Topluluğu, başta kömür ve ham petrol olmak üzere bazı fosil yakıtların kullanımını azaltmaya yönelik yasaları gecikmeden birer birer çıkarmaya başladı.

Diğer yandan enerji kullanımında daha az karbondioksit yayan doğalgazın, elektrik üretiminde de rüzgar ve güneş gibi sürdürülebilir enerjilerin paylarını yükseltti. Avrupa’da sürdürülebilir / temiz enerji kullanımı, pandemi yılı 2020’de, fosil yakıt kullanımı oranlarını aştı. Fosil yakıtlarda azalan talep nedeniyle, daha ucuz enerji türlerinin kullanımı geniş ölçüde arttı.

Geçtiğimiz yıl içinde birçok büyük şirket ve ülke, yaklaşık olarak 2050 yılına kadar emisyonlarını sıfıra indirmeyi hedeflediklerini duyurdular. Örneğin, İngiltere Parlamentosu, ülkenin emisyonlarını yüzyılın ortasına kadar yüzde 100 azaltmak için gerekli yasaları çıkardı.

Bu adımı atarak İngiltere, 2050 yılına kadar enerji sistemini tamamen değiştirmeye yönelik girişimde bulunan ilk büyük ülke oldu.

Yürürlükteki yasalara göre değişiklik, İngiltere’deki büyük veya küçük olsun, istisnasız tüm ekonomik faaliyetleri içerecek.

Bazı şirketler, yasalar daha yürürlüğe girmeden önce enerji yaklaşımlarını değiştirmeye başlamışken, diğerleri yasalardan sonra değiştirmeye başladılar.

İnternette farklı sektörlerin yasalara ne kadar uyum sağladığını ölçen bir barometre yayınlandı.

Bu tür büyük geçiş dönemlerinde, engellerin ortaya çıkması çok doğal, aynı şekilde gecikmelerin de yaşanabileceğini söylemeye gerek bile yok.

Bütün bunlara rağmen, bu değişikliği gerçekleştirmek konusunda küresel bir kararlılık var.

Uluslararası Enerji Ajansı kısa bir süre önce, emisyonları toplumdaki insanların yararı için azaltma hedefinin nasıl öne çıkarılacağını araştırmak için bakanlar, araştırmacılar ve düşünürlerden oluşan bir heyet kurulduğunu duyurdu. Heyetin kuruluş amacı, 2021’in sonunda düzenlenecek “Dünya İklim Konferansı”na fikir ve öneriler sunmak.

“2050 Girişimi”nde Arap ülkelerinin iki önemli hedefi olmalı. Birincisi, çevrenin ve küresel iklimin iyileştirilmesinden bölgesel olarak faydalanmak. İkincisi, petrol ve doğalgaz tüketiminin azalmasının ekonomik, sosyal ve jeopolitik etkileriyle şimdiden başa çıkmak.

Şarkul Avsat

Velid Haduri
Enerji konusunda uzman, Iraklı yazar