Tüm koronavirüslere karşı standart bir aşı geliştirilmeye yönelik araştırmalar

Kovid-19 aşılarının bulunması en az 10 yıl sürmesi beklenirken, sadece aylar içinde geliştirmesi sebebiyle tıp tarihinde dönüm noktası olarak herkes tarafından hatırlanacak. Ancak Maryland Eyaleti’nde Silver Spring’de bulunan Walter Reed Askeri Araştırma Enstitüsü’nde Bulaşıcı Hastalıklar Bölümü başkanı Dr. Kayvon Modjarrad aşıların geliştirilme hızından memnun değil.

Modjarrad “Bu aşıların elde edilmesinin yeteri kadar hızlı olmadığını” belirtti. Zira dünya çapında 2,3 milyondan fazla insan virüs sebebiyle hayatını kaybetti, bunun yanı sıra birçok ülke bir veya iki yıldan önce aşılara tam erişim sağlayamayacak. Modjarrad “Hızlı… gerçekten hızlı bir şekilde yapılması bir günde aşının üretilmesini gerektirir” ifadelerini kullandı.

Virüs salgınları

Bilim insanları gelecekte çok daha fazla koronavirüs salgının yaşanacağını ön görüyorlar. Çünkü yarasalar ve diğer memeliler, bu kalabalık virüs ailesinin mutantları ve türleriyle dolular ve hiç şüphe yok ki, bu patojenlerden bazılarının eski türün engellerini aşarak yeni salgınlara neden olması sadece zaman meselesi.

Dr. Modjarrad, yıllardır farklı türde bir aşı, talep eden birçok bilim adamından biri. Modjarrad’ın ve diğerlerin istediği tüm koronavirüslere karşı (pancoronavirüs) işe yarayabilecek bir aşı icat etmekti. Ancak bu çağrılar ve istekler, Kovid-19’ın ortaya çıkarak koronavirüslerin ne kadar büyük bir felaket oluşturabileceğini gösterene kadar büyük ölçüde göz ardı edildi.

Bugün araştırmacılar, pancoronavirüs aşısı olarak bilinen aşı için deneysel bir model geliştirmeye başladılar ve hayvan deneylerinde bazı umut verici sonuçların görüldüğü söylenebilir. San Diego’daki Scripps Araştırma Enstitüsü’nde moleküler tıp profesörü Dr. Eric Topol, bilim adamlarının derhal büyük bir aşı projesinde güçlerini birleştirmeleri gerektiğini düşünüyor.

Dr. Topol, “Bu projeyi hızlandırmak ve bu yıl bitirmek için gerçek bir işgücü toplamalıyız.” diyor. Dr. Topol ve Scripps Araştırma Enstitüsü’nden İmmünoloji Uzmanı Dennis Burton 8 Şubat’ta “Nature” dergisinde yayımlanan bir makalesinde, koronavirüsler için standart bir aşının geliştirilmesi için büyük bir projenin başlatılması çağrısında bulunmuşlardı.

Koronavirüs türleri

Koronavirüsler ilk olarak 1969 yılında tespit edildikten sonra, aşı üreticileri için önemli bir öncelik haline gelmediler çünkü etkileri sadece onlarca yıllık hafif soğuk algınlığı ile sınırlıydı. Ancak 2002 yılında, ağır akut solunum yolu yetersizliği sendromu veya SARS adı verilen ölümcül bir zatürreye neden olan “SARS-CoV” olarak bilinen yeni bir tür ortaya çıktı. Bunun ardından bilim adamları söz konusu virüse karşı bir aşı geliştirmek için çalışmaya başladılar.

Daha önce insanlara yönelik bir koronavirüs aşısı geliştirilmediği için, virüs biyolojisi hakkında öğrenilecek çok şey vardı. Sonunda, araştırmacılar, virüsün yüzeyinde bulunan spike proteini olarak adlandırılan proteini bağışıklık için bir hedef seçtiler. Çünkü bu proteine bağlanan antikorlar, virüsün insan hücrelerine girmesini önlemeye ve enfeksiyonu durdurmaya yardımcı oluyordu.

Ancak Asya ve diğer bölgelerdeki halk sağlığı yetkilileri, aşısının etkili olmasını beklemediler, karantina gibi önemli derecede etkinlik gösteren diğer önlemleri uyguladılar. Böylece aylar içinde, 774 ölümün kaydedildiği SARS-Cov virüsünü ortadan kaldırabildiler.

Koronavirüslerin tehlikesi, 2012’de yılında yarasalardan kaynaklanan ölümcül solunum yolu hastalığına neden olan, Orta Doğu Solunum Sendromu veya “MERS” adı ile bilinen yeni bir türün ortaya çıkması ile daha da netleşti. Böylece araştırmacılar MERS aşıları üzerinde çalışmaya başladı ancak bazıları tüm koronavirüs türlerine karşı -Dr. Modjarrad’ın deyimi ile “tek virüs, tek aşı”- etkili olabilecek bir aşı yapılmasının en akıllıca yaklaşım olabileceğini düşünüyorlardı. Tek bir aşı SARS, MERS ve başka herhangi bir koronavirüse karşı işe yarasaydı daha iyi olmaz mı diye düşünüyorlardı ancak Ebola ve Zika gibi diğer daha tehlikeli virüslerin ortaya çıkması ile SARS ve MERS virüslerinden kaynaklanan ölüm sayılarının görece daha az olması sebebiyle aşıya ilişkin herhangi bir ilerleme kaydedilemedi.

2016 yılında, Baylor Tıp Koleji virologlarından Maria Elena Bottazzi ve meslektaşları, bir pancoronavirüs aşısı geliştirmek için ABD hükümetinden destek almak için başvurdular ancak bir yanıt alamadılar. Bottazzi hükümetin o zamanki tepkisi hakkında, “Koronavirüslerinde karşı genel bir aşı ile ilgilenmediklerini söylediler” dedi. Bunun yanı sıra, Bottazzi’nin ekibi, fareler üzerinde yapılan deneylerin aşının etkili olduğu göstermesine, insan hücrelerine yönelik toksit içermemesi ve büyük miktarlarda üretilebilir olmasına rağmen, “SARS” aşı geliştirmesine yönelik bir fonu kaybettiklerini belirtti. Kısacası, görünürden kaybolmuş olan koronavirüsler birincil öncelikler değillerdi.

Klinik deneylere başlamak için gereken mali kaynağın kesintiye uğramasının ardından, bilim insanları geliştirdikleri SARS aşısını bir dondurucuda bekletip, başka araştırmalara geçtiler. Dr. Bottazzi bu yaklaşımı sıkıntılı bir durum olarak tanımlıyor.

Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü’nden virolog Dr. Matthew Memoli, bu kararları çok büyük bir hata olarak tanımlayarak “Bu, bilimsel sistemimiz için bir başarısızlıktır, çünkü fon sağlayan kurumlar dikkat çeken konular üzerinde çalışmayı tercih ediyor” ifadelerini kullandı.

Üç yıl sonra, üçüncü bir tehlikeli koronavirüs ortaya çıktı. Bu, Kovid-19 salgının arkasında bulunan SARS-CoV-2. Bu virüs, SARS ve MERS’e neden olan önceki türlerden çok daha düşük bir ölüm oranına sahip olmasına rağmen, insandan insana daha fazla oranda ve daha hızlı bir şekilde bulaşıyor. Söz konusu virüs türü, dünya çapında 106 milyondan fazla kişinin enfekte olmasına neden olurken bu sayı yükselmeye devam ediyor.

Araştırmacıların önceki koronavirüslerden öğrendikleri tüm dersler, SARS-CoV-2 için yeni aşılar geliştirmede üzere hızlı hareket etmelerine yardımcı oldu. Dr. Bottazzi ve meslektaşları, SARS aşıları yapmak için yarattıkları teknolojiyi, şu anda hala erken klinik deneyler aşamasında olan bir Kovid-19 aşısı yapmak için kullandılar.

Diğer araştırmacılar, aşı üretiminde daha hızlı hareket etmek için daha yeni yöntemler kullandılar. Alman şirketi BioNTech, spike proteinini kodlayan haberci RNA adlı bir genetik molekül bir üretti. BioNTech şirketi, Amerikan “Pfizer” şirketi ile bir ortaklığa girdi ve sadece 11 ayda ürettikleri aşı ile ABD hükümetinden lisans aldılar. Bu türde geliştirilen son aşının, geliştirilesi 4 yıl gerektirmişti.

Kovid-19 salgının sonunun hala çok uzakta olduğu doğru ancak, bazı araştırmacılar bir sonraki ölümcül salgın için hazırlıkların başlaması çağrısında bulunuyorlar.

Standart bir aşı

Saint Louis Üniversite’sinden virolog Daniel Hoft “Bu geçmişte üç kez oldu ve muhtemelen tekrar olacak” dedi.

Cambridge’de bulunan VBI Vaccines şirketinden araştırmacılar, geçen yaz pancoronavirüs aşısına yönelik küçük bir adım attı. Araştırmacılar, SARS, MERS ve Kovid-19’a neden olan üç koronavirüsten elde edilen spike proteinleri kaplı virüs benzeri kabuklar ürettiler.

Araştırmacılar bu üç tür spike proteini içeren aşıyı farelere enjekte ettiklerinde, hayvanlarda üç koronavirüsün hepsine karşı etkili olan antikorlar üretildi. Ancak araştırmacıların dikkatini çeken, bu antikorlardan bazılarının, mevsimsel soğuk algınlığına neden olan 4. bir koronavirüse de -bu virüsün spike proteinleri aşıya dahil edilmemiş olsa bile- yapışabilmeleri oldu. Bilim insanları bu verileri halka açıkladılar ancak henüz bilimsel bir dergide yayınlamadılar.

Caltech’te (Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü) yapısal biyolog olan Pamela Bjorkman ve meslektaşları geçen ay, Science dergisinde kapsamlı bir koronavirüs aşının test edildiği büyük bir deney yayınladılar. Araştırmacılar, aşının geliştirilmesinde, “nanopartikül” olarak bilinen bir protein çekirdeğine 8 farklı koronavirüsten yalnızca spike proteinlerinin uçlarını bağladılar. Bu nanopartiküllerin farelere enjekte edilmesinin ardından, fareler, koronavirüslerin 8’ine ve aşının geliştirilmesi aşamasında içinde kullanılmayan diğer 4 koronavirüse de yapışabilecek antikorlar üretti.

Bugün, Dr. Modjarrad, Walter Reed Enstitüsü’nde küçük protein parçalarıyla eklenmiş bir nanopartikülüne dayanan başka bir aşı geliştiren bir bilimsel ekibe liderlik ediyor. Aşının önümüzdeki ay gönüllüler üzerindeki klinik denemelerine başlanması bekleniyor. Aşı şu anda SARS-CoV-2 spike protein parçalarına dayalı olsa da, Dr. Modjarrad ve meslektaşları, aşıyı bir pancoronavirüs aşısı olarak yeniden düzenlemeyi planlıyorlar.

Dr. Saint Louis Üniversitesi’nden Hoft ise, spike proteinine karşı antikorlara dayalı olmayan kapsamlı bir aşı geliştirmek için çalışıyor. Hoft, Kaliforniya merkezli bir biyoteknoloji şirketi olan Gritstone Oncology ile iş birliği yaparak, hücreleri, bir koronavirüs (herhangi bir koronavirüs) vücuda girdiğinde olduğu gibi uyarabilecek yüzey proteinleri üretmeye teşvik eden bir aşı geliştirdi. Şu anda SARS-CoV-2’ye karşı etkili olup olmadığını görmek için klinik bir çalışma hazırlıyorlar. Dr. Hoft son olarak, “Muhtemelen gelecekteki herhangi bir salgın ile mücadele için hazır olmak için, üçüncü bir nesil aşı üretmek ile ilgileniyoruz.” dedi.

Şarkul Avsat