Üstünlüğün cenazesi

İsrail’in Arap geri kalmışlığı karşısında kuruluşundan bu yana devam ettiği bilimsel ilerlemesine gizlice veya açıkça hayranız. Solcuların anormal yorumlarıyla ifade ettikleri gibi bu üstünlüğün nedeni “nesnel” idi. Zira Filistin’e gelen Yahudiler, Avrupa’da eğitim görmüş, diplomalı ve uzun deneyime sahiplerdi, Arap dünyasının büyük bir kısmı ise Sadaret ve Babıali’nin konumunu tehdit etmemesi için matbaayı yasaklayan derin Osmanlı yönetiminin altından daha yeni çıkmışlardı.

İsrail’in üstünlüğü efsanesi – ya da gerçekliği – aslında bir savaştan ziyade askeri monolog olan 1967 Savaşı’ndan sonra daha da keskinleşti. İsrailliler bu savaşta Taş Devri’nden beri bilinen aniden saldırı numarasına başvurdular. Ama bu sefer at, deve ve İskoç davulları yerine Mirage savaş uçakları kullanıldı.

Rusya’dan, özellikle de ABD ve Avrupa’dan gelen İsraillilerin daha eğitimli olmaları bile onların tüm alanlarda bilgi çağını yaşarken bizim her alanın dışında kaldığımız gerçeğini değiştirmiyor. İsrail vatandaşlarının Silikon Vadisi’nde ve sanayi alanında başkaları ile rekabet ettikleri ve bu sayede kişi başına düşen gelirin dünya ortalamasında en yüksek sıralarda yer aldığı da bir gerçek. Buna karşılık Arap çiftçiler halen ilkel çağlardan beri kullanılan yöntemlerle çalışıyorlar. Hamile de olsa bir eş, zayıf da olsa bir öküz, eğik de olsa bir boyundurukla…

İsrail propaganda makinesi, 1967’de alınan büyük yenilgiden sonra zaferin nedeninin ani saldırı olduğuna hiç değinmedi. Aksine İsrailli “Superman” ve geri kalmış, bilimi reddeden ve batıl inançlara boğulmuş Araplar söylemi üzerinde durdular. Daha sonra DEAŞ sahneye çıktığında Batılı veya düşman propaganda makinesine tam anlamıyla tarihsel bir hizmet ve söylem sunuldu. İşte bilim toplumu ile Boko Haram (yani bilim haram) toplumu arasındaki fark budur.

Koronavirüs salgını ile mücadele, tüm uluslar ve halklar için küresel bir sınavdı. İsrail haftalar önce aşılama, karantina ve hemşirelerin korunması sürecinde tüm dünyayı geride bırakarak sadece Arap geri kalmışlığına değil, tüm dünyaya üstünlüğünü deklare etti. Bu, ta ki aşırı muhafazakar Haredi mezhebi Başhahamı ölene kadar doğru kabul edildi. İşte o zaman bu efsane bozuldu. Çünkü Başhaham’ın Kudüs’teki cenaze törenine, toplanma ve sokağa çıkma yasaklarını ve uyulmamasının neden olacağı büyük tehlikeyi görmezden gelen on binlerce kişi katıldı.

Haaretz gazetesinin cenazedeki inanılmaz kalabalığı gösteren bir fotoğrafla birlikte yaptığı alaycı yoruma göre polis güçleri, Kudüs’teki bu meydan okumayla yüzleşmekten kaçınarak Tel Aviv’de kişi sayısı 10 civarında olan grupları dağıtmaya yöneldi. Bir kez daha bilim batıl inançlara yenildi. Devlet, yasaları ve gücü, televizyon izlemeyi, gazete veya dini olmayan kitapları okumayı yasaklayan, her evli çifte 12 kişilik bir aileye sahip olmayı dayatan (elbette erkek çocukları daha çok tercih ediliyor) bir gruptan korktu.

Şarkul Avsat

Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci – yazar