Kaşıkçı Raporu: Boş ve değersiz izlenimler

Bu raporda gerçekten bir şey yok ve söylediklerini de Türkiye birkaç yıl önce söylemişti. Tek  yaptığı Suudi Arabistan’a düşman ülkelerin daha önce attığı adımları adım adım izlemek; aynı şüpheler, aynı içi boş iftiralar ve asılsız iddialar

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), Suudi Arabistan vatandaşı Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili raporu yayınladı. Suudi Arabistan’ın tüm düşmanları ve muhalifleri her zaman  bu raporun etrafında mitler örmüş, cinayet, emri veren ve arkasında duran hakkında gerçek ve doğru bilgiler içerdiğini söylemişlerdi. Sonunda raporun tüm bunları içermediği ortaya çıktı.

Dağ bir fare doğurdu. Suudi Arabistanlılar raporun açıklanmasından sonra bu atasözünü çokça tekrarladılar, çünkü gerçeklere ve bilgilere dayanmaktan ziyade, izlenimler ve tahminlerden,  siyasi rekabeti ifade eden bir metinden ibaret olduğu meydana çıktı. İçinde tek bir güvenlik bilgisi ve tutarlı bir yasal argüman yok. Raporun bu eskimiş ve bozuk formatıyla yayınlanması, kendisine güvenen tüm Suudi Arabistan düşmanları için tam bir skandaldı.

Rapor gerek resmi makamlar gerekse halk tarafından reddedildi. Resmi pozisyon Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından açıkça ifade edildi. Halkın pozisyonu ise rapordan önce ve sonra da herkes tarafından biliniyordu. Bu raporu benimseyenlerin sorunu, Hadımul Haremeyni Şerifeyn Kral Selman ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın liderliğindeki yeni Suudi Arabistan’ı, Suudi Arabistan’daki genç nesilleri bilmemeleridir. Suudi Arabistan’ın ve tecrübeli lideri genç Veliaht Prens’in öncü rolünü anlamamalarıdır.

Uluslararası bir üne ve niteliğe sahip istihbarat servisleri, kararlara ve eylemlere dayanan sevgi ve sadakatin boyutuna, Veliaht Prens Muhammed’in Suudi Arabistan halkı nezdinde liderlik ettiği vizyona karşı nasıl böyle kör olabilirler? Onun eliyle gerçekleşen tarihi değişimleri ve liderlik ettiği gelecek hayalini nasıl göremezler? Bu Prens sadece Suudi Arabistanlılar için bir hayali temsil etmiyor, Arap halkları onda ülkeleri için temenni ettikleri bir lider gördüler. Kamusal alanlarda, medya ve sosyal medyada onu övüyorlar.

Onu destekleyen bu manevi gücü, Arap gençliği için bir sembol, hayal ve umut, sorunları yok eden ve zorlukları ortadan kaldıran, yolları aydınlatan bir meşale olduğunu görmezden gelenler büyük bir hata yapıyorlar. Bir örümcek ağından daha zayıf olduğu ve yazıldığı mürekkebe bile değmediği gün yüzüne çıkan bir rapora güvenenler bunu gözden kaçırdılar.

Bu raporda gerçekten bir şey yok ve söylediklerini de Türkiye birkaç yıl önce söylemişti. Tek  yaptığı Suudi Arabistan’a düşman ülkelerin daha önce attığı adımları adım adım izlemek; aynı şüpheler, aynı içi boş iftiralar ve asılsız iddialar. Daha da önemlisi, geçmişte de tam bir fiyaskoydu, bugün daha büyük bir fiyasko, çünkü başarısızlığı tekrarlamak ancak daha fazla kaybettirir. Geçmişte başarısız oldukları gibi bugün de başarısız oldular çünkü hiç kimse Suudi Arabistan devleti ile liderliği arasında ayrım yapamaz. Geçmişte başarısız oldukları gibi bugün de başarısız oldular çünkü hiç kimse Suudi Arabistan liderliği ile halkının arasını açamaz. Geçmişte başarısız oldukları gibi bugün de başarısız oldular çünkü hiç kimse Suudi Arabistan Kralı ile Veliaht Prensi’ni birbirinden ayıramaz. Denenmiş bir şeyi denemek başarısızlığın ta kendisidir.

Suudi Arabistan’ın bölgedeki ve dünyadaki konumunu herkes biliyor ve herkes onun siyasi, dini ve ekonomik değerini ve tamamen egemen bir devlet olduğunu biliyor. Veliaht Prens’in amansız bir kararlılık ve sarsılmaz bir güçle yönettiği “2030 Vizyon”undan sonra iki katına çıkan gücünü biliyor. Dünyada istikrar arayan, kalkınma arayışında olan ve terörizmle mücadele eden hiçbir ülke Suudi Arabistan ile ittifaktan vazgeçemez.

Suudi Arabistan, tehditlerle sarsılan veya açıklamalardan etkilenen bir muz cumhuriyeti değildir. Bölgede ve dünyada güç dengesini değiştirebilir. Kendi gücü ve güçlü ittifaklarıyla, göz ardı edilemeyecek veya hiçbir şekilde küçümsenemeyecek önemli bir gücü temsil etmektedir.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması hızlı, raporun sonuçlarını, Suudi Arabistan devletine ve liderliğine hakaretlerini kesin bir şekilde reddettiği için güçlü ve tutarlıydı. Mahkemenin bu konudaki adli prosedürlerini ve liderliğinin bu konudaki kararlarını teyit etti. Merhumun ailesinin bütün bunları memnuniyetle karşıladığının altını çizdi. Ardından açıklamada, Suudi Arabistan’ı 80 yılı aşkın bir süre ABD’ye bağlayan güçlü ortaklığa vurgu yapıldı.

Al Arabiya.net sitesi, Amerikan medyasından bazı uzman muhabirlerin, bu raporun delil ve kanıtlarla hiçbir ilgisi olmadığını, içinde yer alan iddialarla ilgili tek bir kanıt sunmadığını  açıkça ifade eden açıklamalarını nakletti. Önümüzdeki günlerde bunu çok daha büyük ve etkili figürlerin benzeri açıklamaları takip edecektir.

Suudi Arabistan-ABD ortaklığının gücüne dair Amerikan açıklamaları doğrudur ve temel alınabilir. ABD’nin kendi içindeki çekişmelerin dış ilişkileri, geleneksel ittifakları ve uzun vadeli ortaklığı etkileyecek şekilde aktarılması siyasi bir hatadır. Suudi Arabistan’ın ABD ile ilişkileri, İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan günümüze kadar, gerek Demokrat gerekse Cumhuriyetçi olsun tüm yönetimlerle, dünyadaki tüm büyük dosyalarda istikrarlı ve güçlü olmuştur.

Yeni Suudi Arabistan, Arap ülkelerine ve dünyaya karşı savaşında tüm uluslararası yasakları ihlal eden İran teokratik rejimine, radikal Mollalar rejimine karşı mücadelede dünyaya liderlik ediyor. Yeni ABD yönetiminin göreve gelmesinden 1 ay sonra bu rejimin yaptıkları ile önceki durumunu karşılaştırmak yeterli olacaktır. Bundan önce söz konusu rejim, ürkek ve panik içinde gelişmeleri takip edip kendisine isnat edilen her terör eylemini reddederdi. Şimdi ise geçmiş yıllarda durdurmaya zorlandığı tüm kötülükleri ve dehşeti boşalttığı, Batılı devletler tarafından şımartıldığı bir dönem yaşıyor. ABD’nin Suriye’de milislerine indirdiği darbe, ona haddini bildirmenin yöntemi olabilir.

Bu yüzeysel rapor ile Suudi Arabistan’ın aynı konuda yaptıklarıyla ilgili herhangi bir bilimsel karşılaştırma, Suudi Arabistan’ın göz kamaştıran profesyonelliği ile CIA’in istihbarat raporundaki yüzeysellik, hızlı varılmış ve bilimsel olmayan izlenimler arasındaki farkı tüm detaylarıyla açıkça göstermektedir.

Şu anda güçlü uluslararası çatışmalar yaşanıyor. Bölgedeki güç dengesi de değişti. Küresel ekonomi çöküyor ve dünyadaki herkes Suudi Arabistan’ın dostluğunun peşinde koşuyor. Siyasetle hiçbir ilgisi olmayan ideolojik nedenlerle bütün bunları ihmal etmek büyük bir hata. Suudi Arabistan’a karşı adaletsiz kampanyaya katılan sol-liberal medyanın, kesin mahkeme kararlarıyla kapanan bu davada, Suudi Arabistan’a karşı mesleki profesyonellikten uzak ve bariz bir önyargıyla davrandığı için okurlarından ve takipçilerinden özür dilemesinin zamanı geldi.

Son olarak Henry Kissinger şöyle yazmıştı, “ABD bir ülkeyle (Suudi Arabistan) ortak bir anlayış geliştirmek için çalışmalıdır. Bu ülke, hem Sünni hem de Şii cihat formatlarının hedeflediği son önemli ödüldür. Çabaları ve gayretleri, herhangi bir yapıcı bölgesel gelişmeyi korumakta temel ve elzem olacak bir ülkedir.”

*Abdullah Utaybi- Suudi Arabistanlı yazar. İslami akımlar araştırmacısı

Şarku’l Avsat