Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında bulunan Deyr Hassan’daki el-Kerame Kampı çocukları

İdlib’de yerinden edilenler, insani yardıma muhtaç

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde yerinden edilmişlerin kamplarında, özellikle de İdlib’in güneyinde ve doğusunda rejim güçlerinin askeri operasyonlarının ardından geçen yıl kurulan kamplarda insani durum her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Söz konusu askeri operasyon, bir milyondan fazla sivili Türkiye sınırı boyunca bulunan ve İdlib şehri yakınlarındaki rastgele kamplara kaçmaya ve yerleşmeye iterken, kaplarda yerel ve uluslararası insani yardım kuruluşlarının insani ve gıda yardımları yetersiz düzeyde.

Hama’nın kuzeyindeki el-Latamineh şehrinden Kafr Lusin kampına yerinden edilen 67 yaşındaki Ebu İbrahim, “Herhangi bir sorumlu kurum veya kuruluştan bir kilo şeker, pirinç veya bir kutu yemeklik yağ bile teslim almadım. Yalnızca boş bloklardan duvarları, plastikten çatısı olan bir çadır ve kumaş aldım. Tüm paramı son günlerde harcadık. Şimdi iş fırsatlarının olmaması nedeniyle çocuklarımın ve karımın geçimini nasıl sağlayabileceğimi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Ebu İbrahim, “Yakınlardaki diğer kamplara ulaşan yardımlarla ilgili çok şey duyuyoruz ve görüyoruz. Tüm kamplara eşit dağıtım yapılmamasının nedeni sorulduğunda kuruluşların yetkilileri, bu kampların yıllar önce Birleşmiş Milletler (BM) ve Dünya Gıda Programı (WFP) tarafından belgelendiği cevabını veriyor. Son dönemde kurulan kamplar henüz belgelenmiş değil ve bunun üzerine çalışmalar devam ederken, bizim akıbetimizin ne olacağı da bilinmiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Türkiye sınırındaki Deyr Hassan yakınlarındaki “el-Kerame Kampı’ müdürü Şaalan Bakur, “Bir buçuk yıldan daha uzun bir süredir, Latamineh ve Kafr Zita şehirlerinden 300 yerinden edilmiş aileyi ve İdlib’in güney kırsalındaki köylerden aileleri içeren bir kamp kurduk. O günden bu yana hiçbir aile kuruluşlardan gıda sepeti almadı. Bu durum, son zamanlarda yerlerinden edilmiş insanlar arasında yoksulluğun ve ihtiyacın artmasına neden olmuştur” dedi. Kamptaki yerinden edilenlere ‘battaniye, yatak, yemek pişirme gereçleri veya deterjan’ sepetleri dahi verilmediğini söyleyen Bakur, “Sorumlu kurum ve yetkililere yardım çağrısında bulunduk. Ancak mesele, hala meyvesini vermeyen vaatlerle kapandı” dedi.

Geçmişte rejim güçlerinin, bölgelerine yaptığı saldırılar sonucunda kamptaki ailelerin çoğunun engelli olduğuna dikkati çeken Şaalan Bakur, “Bu aileler, yaşamsal gereksinimlerden bebek mamasına kadar her şeye şiddetle ihtiyaç duyuyorlar” ifadelerini kullandı.

Dul bir kadın olan ve 5 kişilik ailesiyle birlikte Sarjebla sınır kampında yaşayan Ümmü Hüseyin, “Yoksulluk, kuruluşlar tarafından sağlanan insani yardımların ve gıda yardımlarının eksikliği; son zamanlarda beni her gün sabahları çöplerin toplandığı yerlerde, kullanılmış plastik ve hurdaları toplamaya ve bunları akşamları satmaya itiyor. Ailemin geçimini bu şekilde sağlamaya çalışıyorum” dedi. Ümmü Hüseyin, bu meşakkatli işte çalışmanın çocuklarını gündüz görmesini engellediğini ve geceleri de çadıra döndüğünde onları uyurken bulduğunu söylerken, omuzlarındaki yaşam yükünü hafifletmek için aylık gıda sepeti almayı ümit ettiğini vurguladı.

İdlib’in batısındaki Cisr eş-Şauğur kampından bir aktivist, “İdlib’in kuzeyindeki Harem, Cisr eş-Şuğur, Armanaz, Salgin, Kafr Arug ve Haranabuş bölgelerinde yaklaşık bir yıl boyunca 60 bin civarında aileyi, hiçbir insani yardım olmadan barındıran yaklaşık 200 kamp bulunuyor. Bu kamplardaki yerlerinden edilmiş insanların bir kısmı, daha önce biriktirdikleri paraya ihtiyaç duyuyor ve bu paralar da tükenmek üzere. Diğerleri de yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak için akrabalarının kamplarda veya diğer alanlarda bulgur, mercimek ve diğer basit gıda malzemeleri gibi yiyeceklerle kendilerine ettikleri yardımlara güveniyor. Ama bazıları ise geçim ve erzak sağlamak için günlük serbest mesleklerde çalışmaya bağımlı” açıklamasında bulundu. Aktivist, bu yoksulluk durumunun sonuçlarının ve bu kamplara yardım eksikliğinin dilenciliğin yaygınlaşmasına yol açtığını, bazı çocukları hırsızlığa ittiğini ve eğitimden mahrum bıraktığını vurguladı.

Kuruluşlar tarafından adil bir dağıtım programı sağlamanın oldukça gerekli olduğuna dikkati çeken aktivist, eski Sarmada, Atmah ve Kah kamplarının, uluslararası yardımların yanı sıra yılda bir veya iki kez sağlanan acil yardım sepetlerinden daha fazla pay aldığını belirtti. Aktivist ayrıca, sorumluların vermesi gerektiğini söylerken, yetkili idari makamların adil bir yasa koymak zorunda olduğunu vurguladı.

Şarkul Avsat