Kısaca Bahreynli kadınların hikayesi

2011 yılının yazında ‘Arap Baharı olarak adlandırılan olayların gerçekleştiği sırada o dönemde İngiltere’nin Manama Büyükelçisi Iain Lindsay ile bir araya gelme imkanı bulmuştum

Bahreyn, o dönemde Hamaney’in Bahreyn’deki resmi ajanı tarafından yönetilen, Bahreyn halkını temsil etmeyen, onlara benzemeyen ve onlar tarafından seçilmeyen gerici güçleri bize dayatmaya çalışan büyük güçlerle bir mücadeleye kilitlenmişti.

Bu mücadele, demokrasileri desteklemek bahanesiyle veriliyordu. Öfke ve keder içinde Büyükelçi’ye, “Bana iyi bakın. Ben bugün önce Allah’ın lütfu ve sonra da Bahreyn’deki 200 yıllık bilge yönetimle bulunduğum noktadayım. Bu yönetim, ben ve Bahreynli tüm kadınlara, eğitim ve gözetim için tüm imkanları verdi. Özgür ve gururlu yaşamama olanak sağladı. İnancıma, yaşam tarzıma, ne yediğim ne içtiğime, nereye gittiğime müdahale etmedi. Bunlar, Bahreynli kadınların bu yönetimin doğası sonucunda elde ettiği kazanımlardır. Bu kazanımları elde etmek için savaşmadık ama onları korumak için onlarla savaşmaya hazırız. Kızım, torunum ve benden sonraki tüm kadınların bu kazanımlardan faydalanabilmesi için son nefesime kadar savaşacağım. Bahreynli kadınlar olarak asla arkasında İran rejimi gibi teokratik bir rejimin bizim üzerimizde otorite kuran gerici güçlere sahip olmasına izin vermeyeceğiz” dedim.

Bahreynli kadının parlamentodaki kotasını belirleyen bir yasaya ihtiyacı yoktu. Kendisini temsil edenleri seçmek için oy kullanma hakkı vermeye gelince Bahreyn toplumu, onun yetki ve kabiliyetine olan inancına göre pay verdi. Bahreynli kadının oy hakkını kazanmak için bir savaş vermesi gerekmiyordu. Bu hak, yüzde 98,4’lük bir katılımla tüzüğe oy kullanılarak toplum tarafından ona verildi. Toplum, erkeklerden ayrım gözetmeksizin kadınların siyasete girme haklarının altını çizdi. Aslında, 20. yüzyılın ortalarında Bahreynli kadınlar, bölgedeki birkaç ülkede belediyenin bile bulunmadığı belediye seçimlerinde oy kullanmıştı.

Kral Hamad bin İsa tahta çıktıktan kısa bir süre sonra, belediye yönetim kuruluna seçilen ilk kadın olan Fatıma Selman’ın arkasında ne bir parti, ne grup ne de bir kabile yoktu. Erkekler yanında ve kampanyasında yer aldı. Bu kişiler çevresinden ve mahallesinden isimlerdi. Açık bütçelerle rekabet eden iki parti adayını yendi. Fatıma, kampanyası için Ferec mahallesindeki kadın ve erkeklerden para topladı. Bu bizim hikayemiz. Belki de medyada yeterince yer almadı. Ancak tüm zorlukların üstesinden gelmeyi başardı. Kadınların bu kazanımlar için savaşmaya, mücadele etmeye ve savaşmaya zorlandığı bir bölgede, toplumuyla anlayış ve uyum ve benzersiz bir kabulle haklarına kavuştu.

Fevziye Zeynel, Temsilciler Konseyi Başkanı seçildiğinde, o dönemki kampanyanın başında eşi vardı. Oğlu ise Zeynel’in asistanı idi. Erkekler de dahil olmak üzere seçilmiş meslektaşlarından oy aldı.

Gazeteciler Derneği seçimlerini Ahdiye es-Seyyid kazandığında, kocası yanındaydı ve erkek meslektaşları ona oy verdi.

Başarılardan bahsederken genellikle sayılarla ilgilenirim, çünkü bunlar yüzlerce makaleden daha doğrudur. Ama konu Bahreynli kadınların gerçekliğinden bahsetmeye geldiğinde kendi gerçekliğinize belki de özel hayatınıza dokunan bir şeyden bahsedersiniz. Siz de bu gerçekliğin bir parçasısınız. Tarihsel detaylar biz Bahreynli kadınların yaşam biçimini şekillendirdi. Anneannelerimizden miras aldıklarımız, kızlarımız ve torunlarımıza miras kalır. Bu, yıllar içerisinde oluşturabildiğimiz kırılmayan bir zincir.

Şimdi sıra rakamlarda. Sizi ana kaynağı Kadın Yüksek Kurulu olan yüzdelerle baş başa bırakacağım:

– Parlamentodaki kadın sayısı: Yüzde 15

– Şura Konseyi’ndeki Kadınlar: Yüzde 23

– Seçilmiş belediye meclisindeki kadınlar: yüzde 23

– Kamu sektöründeki kadınlar: yüzde 54

– Kamu sektöründe yönetici pozisyonundaki kadınlar: yüzde 45

– Diplomatik pozisyonlardaki kadınlar: yüzde 32

– Özel sektördeki kadınlar: yüzde 35

– Özel sektörde idari pozisyonlarda bulunan kadınlar: yüzde 35

– Kadın girişimciler ve ticari sicil sahipleri: yüzde 43

– Bahreynli kadınlara ait sanal kayıtlardaki kadınlar: yüzde 50

– Kadın hakimler: yüzde 11

– Kamu sektöründe kadın mühendisler: yüzde 36

– Kamu sektöründe kadın doktorlar: yüzde 66

Kısaca bu bizim hikayemiz. Kendisiyle barışık, kadının haklarına ve güçlenmesine kuvvetle inanan bir toplumun hikayesi. Bahreyn toplumu, cinsiyet söz konusu olduğunda Bahreynli kadınlar, erkeklerden çok daha önde geliyor.

*Sevşen Şair