Fransa’nın Yemen Büyükelçisi Jean-Marie Safa (Foto- Saad el-Anzi)

Fransa: Marib’in düşüşü felaket olur

Fransa’nın Yemen Büyükelçisi Safa, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Yemen’de Marib’in düşüşü siyasi ve insani felaket olur’

Fransa’nın Aden Büyükelçisi Jean-Marie Safa, tüm Yemenli, bölgesel ve uluslararası tarafların kapsamlı bir ateşkes ve siyasi görüşme talebinde bulunduğunu, ancak Husilerin savaşın sürmesi yönünde ısrar ettiğini belirtti.

Yaklaşık 6 ay önce göreve gelen Fransız Büyükelçi, Şarku’l Avsat ile verdiği röportajda, Husilerin ülkeyi güç kullanarak kontrol altına almakta ısrar ettiklerini ve kendileri gibi düşünmeyen herkesi ötekileştirdiklerini belirterek, mevcut fırsatları kaçırmamaları ve özellikle BM’nin Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths başta olmak üzere uluslararası çabalara cevap vermelerini talep etti.

2012 yılında Yemen’deki Avrupa Birliği (AB) Heyeti Büyükelçi Yardımcısı olarak çalıştığı sırada Abdulmelik el-Husi ile görüşen Büyükelçi Jean-Marie Safa, Husilerin kendilerini “halk, hükümet ve devlet” olarak gördüklerini ancak sadece halkın bir parçası olduklarını ifade etti. Büyükelçi ayrıca, Safer petrol tankeri, güney sorunu ve Husilerin terör örgütleri listesinden çıkarılması konularına da değindi.

Merhaba sayın Büyükelçi. İlk olarak, Yemen’deki mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

18 Ekim’de Riyad’a geldiğimden bu yana tüm tarafları dinlemek ve durumu önyargısız bir şekilde anlayabilmek için görüşmelerimi yoğunlaştırdım. Fransa burada, BM Güvenlik Konseyi’nin tek daimi üyesi ve aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) üyesi olmasıyla özel bir rol oynuyor. Fransa ayrıca, İnsan Hakları Konseyi’nin 2021-2023 dönemi için seçilmiş bir üyesi.

Krizin özellikle bu kritik aşamasında, tüm Yemenli tarafların devleti yeniden inşa etmek ve barışı sağlamak için birlikte çalışması zorunludur. Tarafların her biri yerini bulmalı ve uluslararası toplumun desteğiyle bu sürece katkıda bulunmalıdır.

Ancak bugün Husilerin savaşı sürdürmekte ısrar eden tek taraf olduğu görülüyor. Diğer tüm Yemenli taraflar, bölgesel ve uluslararası taraflar, eksiksiz ve kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak için kapsamlı bir ateşkes ve müzakere talep ettiler. Suudiler barışa ulaşma konusunda ciddiyetlerini gösterdiler. Hükümet barışı sağlama konusunda ciddi. Ancak Husiler, ülkeyi güçle kontrol altına almakta ısrar ediyorlar. Onlar Yemen’de tek taraf değiller. Geçici başkent Aden’de bugün yürürlükte olan meşru hükümet ve ülkedeki diğer taraflarla toplu olarak iletişim ve müzakere etmeleri gerekiyor.

Husiler geçmişte ötekileştirilmekten şikayet ediyorlardı. Ancak ama bugün Yemenli diğer tarafları ve onlar gibi düşünmeyen herkesi ötekileştiren onlar oldu. Mazlumken zalime dönüştüler.

Tarafların çoğunu içeren yeni bir hükümet Yemen’in geçici başkenti Aden’e yerleşti. Bu hükümet barışı getirip devleti yeniden inşa etmek için geldi. Ancak füzelerle karşılandı. Hedef belliydi, hükümet üyelerini öldürmek. Hükümeti gerçekten tamamen ortadan kaldırılırsa Yemen’in durumunu hayal edin. Umarım uluslararası soruşturma bu korkunç suçun faillerini ortaya çıkarır. Her halükarda bu hükümet Aden’deki yerinde kalmayı seçme konusunda kayda değer bir cesaret gösterdi. Başbakan derhal tüm hükümet ekibiyle çalışmalara başladı. Ayrıca Yemen Dışişleri Bakanı, uluslararası toplumla koordinasyon sağlamak ve bölgedeki ziyaretlerini yoğunlaştırmak için her türlü çabayı gösteriyor. Hükümet açısından tüm zorlukları, engelleri ve sorunları biliyoruz. Bunların başında yolsuzlukla mücadele ve ekonomik ve sosyal düzeyde meşru ve yüksek beklentileri olan Yemen halkının ihtiyaçlarını karşılamak geliyor. 16 Mart’ta Aden’de yaşanan gerilimler çok endişe verici, durumu yakından takip ediyoruz. Ancak, hükümet üyeleri halen mevcut ve önemli olan bu. Ülkenin ortak yararına hizmet etmedeki kararlılıklarını takdir ediyorum.

Bu meşru hükümet aracılığıyla ve Yemen halkının çıkarlarını tüm kişisel ve taraflı çıkarlarının ve kaygılarının üzerinde tutan daha kapsayıcı bir siyasi süreç aracılığıyla barışa doğru adım adım ilerlemeliyiz. Bu nedenle Fransa, Riyad Anlaşması’nı, BM’nin ve BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’in çabalarını güçlü bir şekilde destekliyor.

Yemen halkının acılarına gerçekten son verebiliriz. Yemen halkı ilk kurban oldu. Savaş, veba, kıtlık ve çatışmalardan dolayı bitkin düştüler. Tüm bunlara son verilmeli. Risk altında olan bir halka yardım etmeliyiz. Husilerin uluslararası çabalara, özellikle de BM Yemen Elçisi Martin Griffiths’in çabalarına cevap vererek bu fırsatı kaçırmamalarını umuyorum.

BM, ABD ve AB Temsilcileri Husilerden Marib’e yönelik saldırıyı durdurmalarını istediler. Ancak Husiler bu çağrıyı reddetti. Bu konuya ilişkin değerlendirmeniz nedir?

Martin Griffiths, Tim Lenderking ve AB Temsilcileriyle ve diğer tüm ortaklarla yakından çalışıyorum. Biden yönetiminin gelişiyle Yemen dosyasıyla ilgili yeni bir ivme ve umut var. Fransa çoğu kez Husilerin Marib’e ve Suudi Arabistan topraklarına yönelik saldırılarını kınadı. Husileri bölgenin güvenliği için bu istikrarsızlaştırıcı eylemlerine bir an önce son vermeye ve Yemen’i krizden çıkaracak bir siyasi sürece yapıcı bir şekilde katılmaya çağırıyoruz. Fransa, kapsamlı bir ateşkes ve BM himayesinde kapsamlı bir siyasi anlaşmaya varmak için müzakerelerin yeniden başlaması için çabalarını seferber etti. Marib’in düşüşü, özellikle bölgede yaşayan yüzbinlerce yerinden edilmiş kişi olmak üzere, siyasi ve insani bir felakete yol açacak.

Fransa, özellikle ABD’nin Husileri terör örgütleri listesinden çıkardıktan ve Husilerin Marib ve Suudi Arabistan’a yönelik askeri tırmanışı arttıktan sonra Husileri terörist bir grup olarak görüyor mu? 

Trump yönetiminin Husileri terör örgütleri listesine alması, insani durum üzerinde yaratabileceği sonuçlar açısından endişemizi artırdı. Suudi Arabistan’a ve Marib’e yönelik saldırılara gelince, bundan daha önce bahsetmiştim. Bu saldırılar derhal durmalı ve Husiler askeri tırmanıştan uzaklaşarak BM himayesinde siyasi bir çözüm için müzakere etmelidir. Yemen halkının çektiği acılara bir son vermenin tek umudu bu.

Yemen konusunda tecrübeleriniz var. Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi ile de görüştünüz. Gerçekten barış istediklerini düşünüyor musunuz?

2011-2013 yılları arasında Yemen’de AB Heyeti Büyükelçi Yardımcısı olarak görev yaptım. Yemenle ilgili hafızamda kalan şey, kalbimde büyük bir sevgi ve derin bir saygı duyduğum bir ülke olduğu. Çünkü Yemenlilerin diyalog kurma yeteneğinden çok etkilendim. Bu dönemdeki ulusal diyalog birçok yönden umut taşıyordu ve tüm dünya o dönemde Yemen’i diyalog alanında örnek alınacak bir ülke olarak görüyordu.

Abdulmelik el-Husi ile 2012 yılında Saada’da 3 Büyükelçinin (AB, Almanya ve Fransa) katılımıyla görüştüm. Onu ulusal diyaloga katılması için ikna etmek istedik. O dönemdeki izlenimim Husi liderinin diyalog kurulacak bir kişilik olduğu yönündeydi. Husiler ulusal diyaloga doğrudan katılmıştı. O zaman bazı Husi figürleri ölçülü ve saygılı olmalarıyla öne çıkmıştı. Umarım uluslararası toplumun diyalog ve siyasi çözüm lehine mesajlarını dinlerler.

Bazı Yemenliler, aralarında Fransa’nın da bulunduğu AB’yi Yemenliler’e ve dünyaya dayattıkları aşırılık yanlısı ideolojinin tehlikesine rağmen “azınlık” oldukları gerekçesiyle Husiler lehine davranmakla suçluyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok önemli bir konuya değindiniz. Husiler, “halk, hükümet ve devlet” olduklarını iddia ediyorlar. Ancak onlar halkın sadece bir parçası. Bu nedenle, hükümetin bir parçası olmaları gerekir. Umalım ki bu kadar acı çeken Yemen halkı için buna ikna olsunlar. Şiddetin durması ve siyasi sürecin yeniden başlaması, genel olarak aşırılık yanlısı fikirlerin gerilemesine yol açabilir. Her durumda uluslararası toplum, çoğulculuk ile karakterize edilen ve şu anda geçici başkent Aden’de bulunan meşru hükümet olan tek bir Yemen hükümetini tanıyacaktır. Ben de dahil olmak üzere 9 Avrupalı ​​büyükelçiden oluşan bir heyet, bu hükümete desteğini bildirmek için geçen şubat ayında Aden’e gitti.

Güney sorunu konusunda Fransa’nın tutumu nedir ve Güney Geçiş Konseyi ile ilişkileriniz ne durumda?

Bir kez daha, Güney Geçiş Konseyi dahil istisnasız tüm taraflarla diyalog sürecine girdim. Bugün önceliğimiz ülke çapındaki çatışmalara ve şiddete son vermektir. Güney sorunu, gelecekteki bir diyalog çerçevesinde ele alınacak hassas bir konudur. Fransa, Yemen’in birliği ve güvenliğini sağlama konusunda kararlı.

Safer petrol tankeri bakım çabalarını, Husilerin BM ile yaptıkları anlaşmadan defalarca geri çekilmesini ve bunun Kızıldeniz için yarattığı tehlike hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Safer petrol tankeri meselesi Yemen sınırlarını aşan bir mesele. Burada dünyada eşi benzeri olmayan bir ekosistemi korumaktan bahsediyoruz. Fransa’nın finansmana katkıda bulunduğu BM denetleme heyetinin petrol tankerini uzun süre önce ziyaret etmesi gerekiyordu. Safer tankerinin incelenmesinin bir an önce tamamlanmasını umuyorum. Kızıldeniz’de petrol sızıntısının önüne geçilmeli.

Fransız yazar Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi: “Toprağı atalarımızdan almıyoruz, daha çok çocuklarımızdan ödünç alıyoruz.” Yarın Kızıldeniz’de bir felaket olursa, gelecek nesiller bir yandan Kızıldeniz’i kurtaramamasından dolayı uluslararası toplumu sorumlu tutacak, diğer taraftan Husileri insanlığa karşı işlediklerinden dolayı suçlayacak. Çünkü petrol tankerini onlar kontrol ediyor ve bu gezegende yalnız olmadıklarını anlamalılar. Sadece bir gezegenimiz var ve sadece bir Kızıldenizimiz var. Bu nedenle her insan onları korumalı. Çünkü eğer onları yok edersek, aslında kendimizi yok etmiş olacağız.

Şarku’l Avsat