Abdullah Raddadi

‘Made in Saudi’ için ulusal entegrasyon

Suudi Arabistan ürünlerinin küresel düzeyde statüsünün yükseltilmesi, devlet kurumlarının sinerjisi ve entegrasyonu ile sağlanabilecek bir şey. Daha önce bu konuma ulaşan ve halen de ulaşmaya çalışan Suudi Arabistanlı şirketler oldu.

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı dün Suudi ürünlerini geliştirmeyi yerel ve uluslararası düzeyde teşvik ederek küresel ürünler için rekabetçi bir seçenek haline getirmeyi amaçlayan “Made in Saudi” girişimini duyurdu. Duyuru, esas olarak ekonomik gelir kaynaklarını çeşitlendirmeyi ve bugün Suudi Arabistan için en büyük temel gelir kaynağı olan petrole olan bağımlılığı azaltmayı amaçlayan Vizyon 2030 ile uyumlu olarak geldi. Suudi Arabistan ürünlerinin amaçlandığı gibi nasıl geliştirileceği ve bu yüksek hedefe ulaşmak için ulusal kurumların üstleneceği roller ile ilgili birkaç soru öne çıkıyor.

Daha önce birçok ülke ulusal endüstrisini desteklemek için buna benzer girişimler başlatmıştı. Bunların en bilineni ve sonuncusu 2015 yılında başlatılan “Made in China 2025” girişimiydi. Çin, o yıldan itibaren temelde endüstriyel ürünlerine güvenmiş olsa da bu girişim aracılığıyla kendisiyle ilişkilendirilen rekabet gücü temel olarak düşük olan üretim maliyeti, dolayısıyla düşük fiyata bağlı olan taklit ve düşük kaliteli Çin endüstri ürünleri klişesini değiştirmeyi amaçlıyordu. Çin, bu girişimiyle diğer ülkelere karşı kendisine düşük maliyet değil rekabet avantajı sağlayan yüksek teknoloji endüstri üretimini hedeflediğini açıkça belirtti.

Çin’in üzerinden 5 yılın üzerinde bir zaman geçen deneyimi, endüstriyel inovasyonun yerel endüstrileri geliştirmenin en önemli yollarından biri olduğu gerçeğine götürüyor. Buradaki mantık oldukça basit. Herhangi bir ülkenin – Suudi Arabistan dahil – rekabet gücü esas olarak düşük maliyete bağlı olan geleneksel ürünlerde Çin ile rekabet etmesi zor. Düşük maliyetli Çin ürünleri ülkeleri istila etti ve dünyanın dört bir yanındaki yüzlerce fabrika, aynı ürünleri Çin’den daha düşük bir maliyete üretemediği için iflas etti. Bu nedenle Suudi Arabistan ürünlerini tanıtmanın en önemli yollarından biri, bu ürünleri geliştirmek ve diğer ürünlere göre rekabet ve tercih edilme avantajı sağlayan yenilikçi faaliyetlerle değerini yükseltmektir.

Bu program aynı zamanda atıksız üretim, otomasyon ve benzeri bir dizi endüstriyel sistemi uygulayarak Suudi Arabistan ürünlerinin geliştirilmesine de olanak tanıyor. Şimdi, Suudi Arabistan’ın gerçekten bu yönde ilerlemesi için en uygun zaman olabilir. Zira yapay zeka teknikleri, Suudi Arabistan’daki birçok fabrikanın, çoğu durumda vasıflı sayılamayacak bir işgücüne bağımlılıktan muzdarip olduğu bir zamanda üretkenliği ve verimliliği artırarak endüstriyel sektöre büyük bir fayda sağlıyor. Dolayısıyla fabrikalarda endüstriyel süreçlerin geliştirilmesi, yoğun iş gücü gibi geleceğe uygun olmayan eski yöntemlere güvenmeksizin ulusal ürünleri geliştirmek, kalitesini ve güvenilirliğini artırmak, üretim maliyetini azaltmak için önemli bir adım olabilir.

Bu girişimin yönetişimi, karşı karşıya olduğu en büyük görevlerden biri olabilir. Doğrudan ya da dolaylı olarak bu girişimde yer alacak ilgili taraflar çok çeşitli. Bu aktörlerin rollerini ve sorumluluklarını tanımlamak temel ve mantıklı olsa da pratikte kolay bir mesele değil. Sözgelimi, fabrikalarda çalışacak kadrolarının eğitilmesi Eğitim Bakanlığının sorumluluğu. Fabrikaları finanse etmek ise Endüstriyel Kalkınma Fonu, Suudi Arabistan İhracat Bankası, Vizyon 2030 programları (Ulusal Endüstriyel Gelişim ve Lojistik Programı gibi) ve diğer bir dizi finansman kurumunun sorumluluğunda. Bu fabrikaların operasyonel denetimi Sanayi Bakanlığı ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Genel İdaresi’nin sorumluluğunda olacak. Ar-Ge ve inovasyondan sorumlu taraflar, Kral Abdülaziz Bilim ve Teknoloji Şehri, Eğitim Bakanlığı ve araştırma ve geliştirme merkezleri. Öncelikli olarak sübvanse edilecek ürünlerin belirlenmesi ve üretilmesi aşamasında programa katılabilecek Yerel Ürün ve Devlet Satın Alma Kurumu ile Suudi Arabistan İhracat Geliştirme Kurumu’nun rolleri de unutulmamalı. Keza ürünlerin dahili ve harici pazarlanmasına katkıda bulunacak Suudi Arabistan Uluslararası Stratejik Ortaklıklar Merkezi, Ticaret Bakanlığı ve bunun gibi kuruluşların da…

Söz konusu taraflar, şu ya da bu şekilde bu programla ilgili kurumlara örnek ve onlar gibi daha birçok taraf bulunuyor. Suudi Arabistan ürünlerinin dünya ülkelerine ulaşması için programın bu kurumlar arasındaki entegrasyona gereksinimi var. Bu girişimin en büyük partnerinin, tüm bu girişimlerin kendisi ve Suudi Arabistan’ın yararına başlatıldığı özel sektör olduğunu ayrıntılı olarak anlatmaya gerek yok. Bu kurumlar arasındaki entegrasyonun bu programın başarısında en önemli adım olduğunu söylersek abartmış olmayız. Zira Suudi Arabistan sahip olduğu yeteneklerle endüstri sektöründe öncü olma kapasitesine sahip. Genç kadroları ve onları eğitecek eğitim kurumları var. Bu sektör aynı zamanda karar alıcının desteğine, dolayısıyla lojistik ve mali desteğe de sahip. Suudi Arabistan ayrıca geçtiğimiz yıllarda, ülkenin çeşitli bölgelerine dağılan sanayi bölgeleri tesis ederek endüstriyel altyapıyı iyileştirmeye çalıştı. Suudi Arabistan bunların yanı sıra ürünlerini dünyanın herhangi bir yerine kolayca taşıyabileceği bir coğrafi konuma da sahip bulunuyor.

Suudi Arabistan ürünlerinin küresel düzeyde statüsünün yükseltilmesi, devlet kurumlarının sinerjisi ve entegrasyonu ile sağlanabilecek bir şey. Daha önce bu konuma ulaşan ve halen de ulaşmaya çalışan Suudi Arabistanlı şirketler oldu. Bu Suudi Arabistanlı şirketler – ve diğer uluslararası şirketler – ürünlerini diğer ürünlerden ayıran inovasyon faaliyetleri olmadan bu konuma ulaşamazlardı. Yine bu şirketler, verimliliklerini artırmak için endüstriyel süreçlerini ve ideallerini sürekli iyileştirmeselerdi rekabet edemez ve ayakta kalamazlardı. Bunlar, Suudi Arabistan fabrikalarının geliştirilmesi için temel faktörler.

*Abdullah Raddadi- Suudi araştırmacı ve ekonomi uzmanı

Şarku’l Avsat