USG ile Asayiş arasında Kamışlı'da yaşanan çatışmada ölen bir Kürt unsuru için cenaze düzenlendi. (North Press Haber Ajansı)

Moskova, Şam ve SDG arasında arabuluculuk başlattı

Rus ordusu, Kamışlı kentinde, Suriye rejim yanlısı güçlerin kontrolündeki bölgede İç Güvenlik Güçleri (Asayiş) ile Suriye rejimine sadık Ulusal Savunma Güçleri (USG) arasında çıkan çatışmaları durdurmak için arabuluculuk başlattı.

Kaynakların Sputnik’e aktardığı bilgilere göre Rus askeri polisi, Kamışlı kentinde USG, Arap aşiretleri ve Asayiş arasında ateşkes anlaşmasına varmayı başardı.

Kaynakların aktardığına göre perşembe günü erken saatlerde varılan anlaşma, çatışmaların tamamen son bulması, şehirdeki tüm silahlı unsurların eylemlerine son vermesi ve normal hayata dönülmesini amaçlıyor. Rus kuvvetleri, derhal yürürlüğe giren anlaşmanın düzgün bir şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla USG’ye ait Et-Tay Mahallesi’nde ve şehrin diğer bölgelerinde devriyeye başladılar.

USG unsurlarından Muhammed et-Tayi, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Kürt birlikleri, ateşkesin başladığı çarşambayı perşembeye bağlayan gece, Rus kuvvetlerinin bölgeye varmasından önce zırhlı bir araçla Et-Tay Mahallesi’nin girişine doğru ilerlemeye ve beton bariyerler yerleştirmeye çalıştılar. Ancak kendilerine karşı konuldu ve mevkilerine geri dönmek zorunda kaldılar. Bu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) mahalleye doğru ilerleme ve kontrol altına alma girişimi ilk değil. Bu yılın başında mahalleyi kuşatma altına aldılar ancak başarısız oldular. Çünkü savaşanlar ve mahalleyi savunanlar milis değil, mahallelidir. Diğer yandan anlaşmaya bağlıyız ve iddia ettikleri gibi kontrol noktalarında da ateş açmadık.”

Kürt birliklerine yakın bir kaynak ise USG üyelerinin ateşkesi ihlal ederek Asayiş güçlerini hedef aldığını ve saldırıda kullanılan havan toplarının Kürtlerin çoğunlukta olduğu Kudurbek Mahallesi’ne düştüğünü belirtti.

Ayrıca Kamışlı’da yaşayanlar taraflar arasında çıkan çatışmalarda ölen 3 USG askeri ve 3 Asayiş unsuru için kentte cenazeler düzenlendiğini aktardılar.

Kamışlı kentinde Suriye rejim yanlısı güçlerin kontrolündeki bölgede Asayiş ile USG arasında salı günü karşılıklı suçlamalar ve her iki tarafın da kontrol noktalarına karşılıklı olarak ateş açmaları sebebiyle şiddetli çatışmalar patlak verdi. Bunun üzerine Kamışlı Havaalanı’nda bulunan Rus kuvvetleri durumu sakinleştirdi ve ateşkes için arabuluculuk yaptı.

USG ve Asayiş, Kamışlı kentinin ve kırsalının kontrolünü paylaşıyorlar.

Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları uzmanları perşembe günü İsviçre’ye yaptıkları çağrıda beş yıldır Suriye’nin kuzeydoğusundaki Mezr Kampı’nda tutulan Cenevreli iki üvey kız kardeşi, ülkeye geri alma talebinde bulundu. Üçte ikisi çocuk 60 binin üzerinde kişi DEAŞ savaşçılarıyla bağlantılı aileler için kurulan kamplarda tutuluyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi Başkanı geçen mart ayında kampa yaptığı ziyaretin ardından durumu “ufukta görünen bir trajedi” olarak nitelendirildi.

SDG tarafından kontrol edilen El-Hol ve Roj kampları, DEAŞ’tan kaçan yaklaşık 60 ülkenin vatandaşına ev sahipliği yapıyorlar.

Bağımsız BM uzmanları tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Cenevre’de yaşayan iki üvey kız kardeşin ebeveynleri, İsviçre makamlarından kızlarının kurtarılması için gerekli adımları atmaya çağırdı. İki üvey kız kardeş anneleri tarafından Ağustos 2016’da tatil amacıyla seyahate götürüldü. Anne ve iki kız soluğu Suriye’de aldılar. İki çocuğun Cenevre’ye geri getirilmesinin artık ertelenmesine gerek yok. İkisi de Roj Kampı’nda tutuklu.”

İsviçre Federal Hükümeti 2019’da “terörizm için seyahat edenlere” ilişkin yaptığı açıklamada öncelikli amacın ülkeyi ve halkı korumak olduğunu vurguladı.

Bağımsız BM uzmanları tarafından konuya dair yapılan değerlendirmede şu ifadeler kullanıldı:

“Çocukların bu korkunç yükü taşıması gerekmez. Onlar terörist gruplarla bağlantılı veya bağlantılı olduğu iddia edilenlerin çocukları. Mağdur olarak kabul edilmeliler ve mümkünse yeniden bütünleşmeleri ve aileleriyle yeniden bir araya gelmeleri için bir öncelik olarak düşünülmelidirler.”

Şarku’l Avsat