Tim Lenderking, Körfez turu öncesinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Washington'da bir araya geldi. (ABD Dışişleri Bakanlığı)

Lenderking, Marib’deki gerginliği azaltmak ve insani yardım dosyasına hız vermek için ziyaretlerini sürdürüyor

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Batılı bir yetkili, uluslararası toplumun Husilere karşı sabrının tükenmeye başladığını söyledi.

Yemen’in en önemli petrol bölgelerinden Marib’de çatışmalar devam ederken uluslararası toplum, savaşın sona ermesi için arabuluculuk yapma ve şiddeti durdurma konusundaki çabalarını sürdürüyor. ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking göreve gelmesinden bu yana bölgeyi beşinci kez ziyaret etti. Söz konusu temas, Birleşmiş Milletler’in Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’in ziyareti ile aynı zamana denk geldi.

Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre iki temsilci, insani yardım dosyasının yanı sıra Marib’de tansiyonun düşürülmesi için çalışacak.

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Yemen Dışişleri ve Göçmen İşleri Bakanı Dr. Ahmed Avad bin Mübarek, ülkedeki savaşı sona erdirip barışı sağlama yönünde bölgesel ve uluslararası çabalar olduğunu ancak Husi milislerin uzlaşmaz tavrı, askeri operasyonları, gerek Marib gerekse Suudi Arabistan’a yönelik füze ve drone saldırıları konusundaki ısrarı nedeniyle sorunun şu ana kadar çözülemediğini söyledi. Bakan Mübarek açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Özellikle de Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı’nın son çağrıları ve olumlu mesajlarının ardından milislerin aklın sesini dinleyeceğini, Yemen’in çıkarlarından yana olacaklarını umuyoruz.”

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking’in Suudi Arabistan ile Umman’ı ziyaret edeceği, üst düzey hükümet yetkilileriyle bir araya geleceği ve BM Yemen Özel Temsilcisi Griffiths ile birlikte çalışmalar yürütüleceği belirtildi. Lenderking’in gerçekleştireceği görüşmelerde Yemen genelinde düzenli ve engelsiz bir biçimde insani yardım dağıtımının sağlanmasına ve kalıcı ateşkesin desteklenmesine odaklanılacağı kaydedildi.

Lenderking’in gündeminde Yemen’de çözümün sağlanması ve tarafların siyasi bir sürece geçişi olacağı belirtilen açıklamada ABD Temsilcisinin Husilerin Marib’e yönelik saldırısını durdurmak için uluslararası fikir birliğine başvurağı bildirildi. Saldırıların Yemen halkını tehdit eden insani krizi şiddetlendirmekten başka bir duruma sebep olmadığı vurgulandı.

Konuya yakın Batılı bir yetkili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Husilerin artık Marib’i kazanmadıklarını, uluslararası toplumun ve ABD’nin sabrının tükendiğini anlaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Batı, Hudeyde Limanı’nın petrol türevlerine açılmasını destekliyor. Lenderking konuya dair ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Konseyi’ne (CFR) verdiği son demeçte, mal ve gıda girişinin engellenmesine atıfta bulunarak ‘abluka’ terimini kullanmıştı. Konuyu düzenli olarak gündeme getirdiğini söyleyen Lenderking “Gemilerin yüklerini Hudeyde’de boşaltmalarına izin verildi. Ancak daha fazlasına ihtiyaç var” demişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nda görevli bir sözcü Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şunları söyledi:

“Lenderking konuyu gündemde tutmaya devam ediyor. İnsani krizin ancak kalıcı bir çözümle çözüleceğini, sorumluluğu tüm tarafların üstleneceğini de kabul etmeliyiz.”

Araştırmacılar, Suudi Arabistan’ın Sana Havaalanı ve Hudeyde Limanı’nı açma ve ateşkes girişiminin, Husileri bir ikilemle karşı karşıya bıraktığı görüşünde. Zira Hudeyde Limanı açıldığı takdirde Husilerin elinde ateşkes meselesinden başka konu kalmayacağı belirtiliyor. Marib’de herhangi bir ilerleme kaydedemedikleri de biliniyor.

Nitekim ABD’nin Yemen’de yaşanan hızlı gelişmeler, özellikle de Husilerin Yemen ordusuna karşı gerilimi yükselttiği Marib’deki düşman saldırıların durdurulması konusundaki tutumu açık.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, çarşamba günü Twitter hesabından yaptığı açıklamada Lenderking ile bir araya geldiğini ve Yemen’de çatışmasının sona ermesine ilişkin konuları görüştüklerini bildirdi.  Blinken uluslararası toplumun kendisine “Yemen’deki korkunç insani krize rağmen Husiler Marib’deki askeri ilerleyişi neden sürdürüyor?” sorusunu sorması gerektiğini vurguladı

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre ABD’nin Marib’deki duruma ilişkin son zamanlarda gösterdiği gözle görünür ilgi, çatışmaya karşı güçlü bir duruş sergilenmesi için  geçtiğimiz günlerde Kongre koridorlarında yaşanan hareketliliğin ardından geldi.

Nitekim Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki bazı ABD temsilcilerinin Yemen’deki insani durumu ve Marib’de devam eden çatışmayı görüştüğü, bu durumun Tim Lenderking’in geçen hafta düzenlediği oturumlara da yansıdığı ve bölgeyi beşinci kez seyahat etmesine neden olduğu belirtiliyor.

Husilerin açıklamaları ve basına sızan bilgiler, Lenderking’in Umman’da Husi grubuyla görüşeceği yönünde. Lenderking, geçen hafta gerçekleştirilen Kongre oturumlarında Husilerle geçtiğimiz yıllarda bir araya geldiğini, kendileriyle görüşmeye herhangi bir itirazının olmadığını söylemişti.

Marib’deki çatışmanın, ABD’nin ateşkese ulaşma çabalarını daha karmaşık bir hale getirdiği belirtildi.

Geçen hafta yaptığı açıklamada Marib savaşının barış çabaları karşısındaki en büyük tehdit olduğunu vurgulayan Lenderking, İran’ın Husilere verdiği desteğin ‘oldukça ölümcül’ olduğunu söyledi. Ancak İran, Husilere destek verdiği iddialarını kabul etmiyor.

CFR’den araştırmacı Kali Robinson, kurumun internet sitesinde yayınlanan bir makalede Husilerin askeri hareketliliği sürdürme ısrarı nedeniyle en az 1 milyon kişinin yerinden olduğunu, kolera salgını, ilaç sıkıntısı ve kıtlık tehdidinin patlak verdiğini söyledi. BM de Yemen’deki insani dramı ‘dünyadaki en kötü kriz’ olarak tanımladı. Nitekim kaos, El-Kaide’nin bölgedeki kollarının da harekete geçmesine imkan sağladı.

Araştırmacı Robinson, BM destekli barış müzakerelerinde sınırlı ilerlemenin kaydedildiğini söylüyor. Nitekim 2018 tarihli Stockholm Anlaşması, hayati önem taşıyan liman kenti Hudeyde’de bir çatışma yaşanmasının önüne geçme konusunda yetersiz kalıyor. Zira en az 15 bin mahkumun takası ve Taiz’deki şiddetin bastırılması için ortak bir komite kurulmasını öngören anlaşma şartlarının uygulanmasında başarı sağlanamadı.

Robinson duruma dair yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Gözlemciler, tıpkı 2019’un sonlarında yaşandığı gibi bölgesel taraflar arasındaki anlaşmazlığın savaşı uzatabileceğinden endişe duyuyor. Husiler söz konusu dönemde Suudi petrol tesislerine yapılan füze saldırısının sorumluluğunu üstlenmişti. Buna rağmen BM gözlemcileri saldırıyı Husilerin gerçekleştirmediği sonucuna varmış ancak eylemin arkasında kimin olduğunu belirtmemişti. Mevcut ABD yönetimi de savaşı sona erdirme görevini üstlendi.”