Suudi Arabistan 2030 Vizyonu logosu

Neden 2030 Vizyonu’nun beşinci yıldönümü kutlanıyor?

Geçtiğimiz 15 yıl içinde, birçok nedenden ötürü ulusal planlara geri dönüldü. Ekonomik küreselleşme güçlerinin sağladığı korku ve fırsatların varlığı, dünyanın, ülkelerin uzun vadeli yönelimlerini netleştiren kapsamlı planların varlığını zorunlu kılan bir dizi krize tanık olması, bu nedenler arasında yer alıyor.

Birkaç gün önce Suudi Arabistan, 2030 Vizyonu’nun beşinci yıl dönümünü kutladı. Suudi Arabistan Veliaht Prensi, başlangıcından 5 yıl sonra “vizyon”un ulaştığı başarıları açıkladı. Bu başarılar, aralarında 2030 Vizyonu’nun da olduğu ulusal kalkınma planlarında bir süredir kullanılan sonuç odaklı yönetim metodolojisine dayanan rakamlar ve ölçüm göstergeleri ile teyit edildi. Ulusal kalkınma planları, ülkelerin küreselleşmenin olumsuz riskleriyle yüzleşebilecekleri ve aynı zamanda bu küreselleşmenin sağladığı fırsatları değerlendirebilecekleri sağlam ve entegre ulusal ekonomiler inşa etme girişimleri olarak tanımlanır. Ulusal planların tarihi, otuzlu yıllara kadar uzanır ve son 90 yıl içinde sonuçları farklılıklar göstermiştir. Bu planların geçmişine bakıldığında, Suudi Arabistan’ın vizyonunun beşinci yıl dönümünü neden kutladığı anlaşılabilir.

Ulusal kalkınma planlarının modern haliyle başlangıcı 1928’de Sovyetler Birliği’nde oldu. Bu tarihte birlik ülkelerinde sanayileşmeyi artırmayı amaçlayan beş yıllık bir plan başlatıldı ve o zamanlar büyük bir başarı elde etti. Bundan sonra birkaç ülke bu tür bir plan benimsemeye çalıştı, ama çoğu başarısız oldu. Sovyetler Birliği’nin planından sonra belki de yürürlüğe sokulan en ünlü plan, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1948’de başlatılan ve “Marshall Planı” olarak bilinen “Avrupa Kurtarma Programı”dır. Bu plan, savaştan etkilenen Avrupa şehirlerini yeniden inşa etmeyi, şehirleri iyileştirmek için altyapı inşa etmeyi, Avrupa endüstrilerini geliştirmeyi, Avrupa ülkeleri arasındaki ticarete mani olan engelleri kaldırmayı ve Avrupa ile ABD arasında ticaret bağları kurmayı amaçlıyordu.

Ulusal planlar ellili ve altmışlı yıllarda büyük ivme kazandı ve birçok ülke geleceklerini 5 ila 20 yıl arasında değişen dönemler şeklinde planlamaya başladı. Ancak, bu planların çoğu başarısız oldu ve yetmişlerde bu planları başlatan ülkelerde bir hayal kırıklığı dalgasıyla birlikte ulusal planlara yönelik bir eleştiri kampanyası baş gösterdi. Birçokları bu başarısızlıkları zayıf takip ve planların ilerleyişine ilişkin veri eksikliği ile gerekçelendirmeye çalıştı. Başarısızlığı zayıf siyasi irade, hatta bizzat planların kalitesine bağlayanlar da oldu. Belki de bu planların en büyük yanılgısı, bunları yatırım, maliyetler ve finansal getirilerden ibaret gören algısıdır. Seksenlerin başında, Dünya Bankası ve IMF (Uluslararası Para Fonu), aynı nedenle bu planları denetleyen bakanları ve onları denetleyen komiteleri hedef tahtasına oturttu. Seksenler ve doksanların sonunda birçok ülke ulusal planlarını terk etmeye karar verdi. Bazı ülkeler de maliye bakanlıklarını bu planların geri kalanını denetlemekle görevlendirdiler, ki bu da söz konusu planların yalnızca mali yönlü olduğu algısının sürdüğünü gösteriyor.

Geçtiğimiz 15 yıl içinde, birçok nedenden ötürü ulusal planlara geri dönüldü. Ekonomik küreselleşme güçlerinin sağladığı korku ve fırsatların varlığı, dünyanın, ülkelerin uzun vadeli yönelimlerini netleştiren kapsamlı planların varlığını zorunlu kılan bir dizi krize tanık olması, bu nedenler arasında yer alıyor. 2008 finans krizi, bazı ülkelerin bu planları benimsemesinin nedenlerinden biri olabilir. Yine BM 2000 yılında, ülkelerin paylaşacağı uluslararası eğilimler belirleyen ve o zamanlar “Binyıl Projesi” veya “Binyıl Kalkınma Hedefleri” olarak bilinen bir proje başlatmaya çalıştı, ancak bu proje beklenen başarıyı yakalayamadı. Bunu, 2015 yılında yine BM tarafından başlatılan, 17 sürdürülebilir kalkınma hedefi belirlediği ve ülkeleri bu hedeflere göre çalışmaya davet ettiği Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri projesi takip etti.

Ulusal planlara 15 yıl önce ve bugün bakıldığında, 2006 yılında ulusal planlar benimseyen ülkelerin sayısının 62 iken, 2018 yılında bu sayının 134 ülkeye ulaştığı görülüyor. Bu, dünya nüfusunun yüzde 80’inin ulusal planlar benimseyen ülkelerde yaşadığı anlamına geliyor. Bu planların süresi en az 3, en fazla 20 yıl olmak üzere değişiyor. Bu dönem genellikle ülkelerin seçim dönemlerine de mahkum ve bunlar da açıkça planların sürekliliğini etkiliyor.

Mevcut ulusal planların yüzde 45’inden fazlasının 6 yıldan az bir süresi olduğuna dikkat çekilmeli. Yani bunlar orta vadeli planlar. Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu ile diğer ülkelerin geçtiğimiz on yıllardaki ulusal planları arasında bir karşılaştırma, beşinci yıl dönümünü kutlama nedenlerini açıklıyor. Dünyadaki birçok ulusal plan bu dönem (5 yıl) boyunca benimsediği yaklaşım ve metodu sonrasında sürdürmüyor. Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu, 5 yılı bir ön aşama ve gelecekteki hedefler için bir başlangıç noktası olarak görürken, diğer birçok ulusal plan bu yıllar ile yetiniyor. Buna ek olarak, 2030 Vizyonu diğer planların hatalarının ötesine geçerek onları güç noktalarına dönüştürdü. Bunlardan biri de, Vizyonun kaydettiği ilerleyişe ilişkin veriler sağlamak ve bu verileri Vizyonun diğer yönlerini ve girişimlerini teşvik eden başarı göstergeleri olarak kullanmaktır. Dahası, “Vizyon”, genellikle ulusal planların benimsediği ve tam anlamıyla bir kısa görüşlülük olan finansal bakış açısının ötesine geçti ve sosyal, kültür ve turizm alanlarını içeren diğer hedeflere de odaklandı. Bahsi geçen alanlarda ekonomik göstergelerin ötesine geçen gelir ve ölçüm göstergeleri kaydedilmesini sağladı. Bu ise, 2030 Vizyonu’nun ekonomik hedeflerini bozmadı, aksine geri kalan hedefleriyle entegrasyonuna yardımcı oldu.

*Abdullah Raddadi- Suudi araştırmacı ve ekonomi uzmanı

Şarku’l Avsat