Ölü yıkayan, defin yapan robotlar geliyor!

Salgın döneminde vefat eden insanlar yıkanmadı. Büyük çoğunluğu için cenaze töreni düzenlenmedi. Peki bu işlemleri yapan robotlar olsaydı ne olurdu? İlahiyatçı sosyolog Dr. Hasan Kafalı’ya dindarların konuşmaya cesaret edemediği konuyu sorduk.

“Yapay zeka uygulamaları ve bunlara entegre robotik teknolojiler insanoğlunun hayatında yer almaya devam ediyor. Yapay zekanın geliştirilmesi insanlığın yaratılmasından bu yana en büyük eşiklerden biri olarak kabul ediliyor. Öyle ki onun ne yönde gelişeceği ve insanlığı nasıl değiştireceği kestirilememektedir.”

Bu ifadeler, Pamukkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Hasan Kafalı’nın 2019’da kaleme aldığı “Yapay zeka, toplum ve dinin geleceği” başlıklı makalesinden.

Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü’nde din sosyolojisi üzerine çalışmalar yapan Kafalı, makalesinde yapay zekanın din ve toplum üzerine etkilerini geniş şekilde ele alıyor.

Kafalı’nın kaleme aldığı makalenin üzerinden 3 yıl geçti. Bu arada çok şey değişti. Yapay zekanın yaptıkları ve bundan sonra yapabilecekleri daha fazla konuşulur oldu.

İnsanlar yapay zekanın etkilerini hayatlarının birçok alanında yaşamaya başladı.

İşletmelerde çalışanlar olduğu gibi, lokantalarda servis yapan, holdinglerin girişlerinde danışmanlık hizmeti veren, çağrı operatörü olarak görev yapan ve hatta insanların en özel anlarına ortaklık eden robotlar da var.

Öyle ki bu robotlara kimlik veren devletler bile oldu. Birçok ülkede robotlarla evlilik hayatı yaşadıklarını ileri sürenlere ilişkin haberler dünya basınında yer aldı.

Her geçen gün yaygınlaşan yapay zekanın dindarlık üzerine de dolaylı veya doğrudan etkisinin olabileceği ifade ediliyor.

Teknolojinin her geçen gün gelişmesi ve yapay zeka kullanımının artması, dindarlık düzeyini ve boyutunu etkileyecek.

Yapay zekanın insanların hayatına giriş derecesine göre inanç ve ibadet pratiklerinde görülebilecek farklılıklar olacağı gibi bunlara dini alanda din adamlarının yaklaşımları yeni mezhep, akım, cemaat türü grup ve toplulukların oluşumuna sebebiyet verebileceği de kaydediliyor.

Peki yapay zeka ürünü bir robotla evlenilebilir mi?

Robotlar, namaz kıldırabilir mi?

Robotlar ölü yıkayabilir ve gömebilir mi? 

Bu soruların cevapları ilahiyat camiasında dillendiriliyor mu? 

Konuyla ilgili olarak Pamukkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Hasan Kafalı ile görüştük.

Kafalı’ya göre bilim ve teknolojinin meyvesi yapay zeka, tüm insanlığa büyük katkı sağlayacak. Dini kurum ve din adamlarının da bu algıyı yakalamak, bu yönde bir açıklama ve anlayış inşa etmek gibi bir vazifeleri var.

“Ölü yıkayan, defin yapan robotları konuşacağız”

Yakın gelecekte “robotların ölü yıkama, defnetme” ve buna bağlı daha birçok soruya ilahiyatçılar muhatap olur mu? 

Bu soruların çokça sorulacağını öngörüyorum. Bu mümkün mü? Evet mümkün. Cenaze yıkama ve defnetme robotu yapılabilir. Bu mümkün ama insanların içine sinecek mi? Yani beraber yaşadığınız aileniz, eşiniz… Onu robota veriyorsunuz, o yıkıyor ve defnediyor. İşte o robot, yapay zeka, insan faktörünü ortadan kaldıramayacak bence. Yani insanoğlu bir robot değil, duygusal bir varlık. Bunun devam ettirilmesi lazım. En azından gençlere de bu bilincin verilmesi lazım. Şu tehlike; gençler şu an evden çıkmıyorlar, artık dine uzaklaştılar, robotlaşmaya başladılar.

“Yapay zeka mı insan olacak, insan mı robotlaşacak” tartışması 

Pek çok şirket var, bunlar milyar dolarlık yatırımlar yapıyor. Sizin de söylediğiniz gibi bir telefon bizi bağımlı hale getirebiliyor ve internetsiz bir hayat düşünemiyoruz. Pandemi veya benzeri salgınlar da atlattığımızda bu işler tekrar hız kazanacak. Netice itibariyle yapay zeka ürünü robotlar ileride pek çok alanda insanlara ya hizmet edecekler ya da rekabet edecek duruma gelmeyecekler mi? 

Tabii ki gelecekler ama insanoğlu bir yerden sonra yine insanlara yönelecek diye düşünüyorum. Çünkü, robotlar insanlığı öldürecek. Şöyle bir şey var; teknolojinin kolaylaştırdığı ölçüde aslında insanlığımızı kaybediyoruz. Yapay zekanın en büyük tehlikelerinden birisi insanoğlundan düşünme yeteneğini alması. Hatırlarsanız çocukluğumuzda ev telefonlarından konuşurken hafızamızda en az 20-30 telefon numarasını kaydederdik. Telefonlar akıllı telefonlara dönüştü. Biz ne yaptık o fonksiyonumuzu telefonlara yükledik. Yani ezberleme ve düşünme yeteneğimizi yavaş yavaş telefonlara verdik. Yapay zekanın da böyle bir tehlikesi var. Bence insanoğlu uzun vadede bunu fark edecektir. Yapay zeka insanlığımızı, özelliklerimizi azaltmaya başlıyor. Ve bir yerden sonra insanoğlunun yine yapay zekadan sakınacağını düşünüyorum. Elon Musk ile Mark Zuckerberg arasındaki tartışmada bunlar var. Biz yapay zekaya bazı şeyleri devrederken acaba insanlığımızı da mı devredeceğiz? Yani yapay zeka mı insan olacak, insan mı robotlaşacak?

“İnsan insanının ilacıdır” 

O zaman şu an zirvesini yaşamıyoruz. Önce zirvesini yaşayacağız ve bu bahsettiğiniz pek çok şey ile karşı karşıya geleceğiz. Belki biraz önce sorduğum soruların cevaplarını da aramaya başlayacağız. Hatta bunları da tartışacağız ama netice itibariyle oturup şapkamızı önümüze koyup “biz ne yapıyoruz” sorusunu tekrar mı kendimize soracağız?

Evet, çünkü bir yerden sonra robotlarla iletişim insanları tatmin etmeyecek. Düşünebiliyor musunuz? Karşınızda bir robot var. Mesela çağrı merkezlerinde yapay zekalı robotlar var. Konuşuyorlar ama siz onunla konuşurken hiçbir şekilde rahatlık hissetmiyorsunuz. Çoğunlukla müşteri hizmetleri temsilcisine bağlanarak bir insan ile konuşmak istersiniz.

Çünkü insan insanın çaresi ve ilacıdır. Özellikle Doğu medeniyetlerinde bunun olacağını düşünüyorum. Belki Batı medeniyetinin bu konuda biraz daha modernleşmesi farklı ama Doğu daha farklıdır. Biz insanı hiçbir şekilde unutamıyoruz. Bizim kültürel kodlarımızda bu var. İnsanlardan şifa bulma, onlarla dertlenme, çare bulma arayışında olacağını, özellikle din adamlarının da önümüzdeki dönemlerde bu konuda öne çıkacağını düşünüyorum.

Toplumun onlardan beklentilerinin çoğalacağı görüşündeyim. O yüzden din adamlarının özellikle psikoloji ve sosyoloji alanında eğitim almaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ilerde her şey robotlaşacağı için insanlar neye yöneleceğini şaşıracaklar ve sadece din kalacak ellerinde. Şu süreçte de gördük insanlar camilere yöneliyor. Farkında mıyız bilmiyorum ama çoğu yaşlı kesim bir şekilde camiye gitmenin yolunu arıyor. Gençlerden de kaçış var. Tabii bu da bir tehlike. Orası bir soru işareti. Gençler bu ara dışarı çıkmamaya alıştı. O yönde bir tehdit var.

“Bir bilinmezlik var” 

Bir felaketle karşılaşıldığında bunun çaresinin bulunmaması insanlarda sorgulamaya yol açıyor. En çok da Allah’a sığınan Müslümanlar, çare bulunamamasına dikkati çekiyor. Çelişkiler sözkonusu. Bir taraftan yönelim diğer taraftan kaçış. İnsanlar doğruyu nasıl bulacak? Bir inancın sağlamasını neye göre yapacak?  

Bu tehlike. Aslında bunun önüne geçilmesi lazım. Gençlerimizi bir an önce sokağa çekmemiz gerekir. Bir an önce sosyalleşmeye yönlendirmeliyiz. Biz sosyal bilimciler olarak insanlığımızı kaybetmemek için bunu robotlara devretmememiz gerekiyor.

Makalelerin devamı geldi mi? Başka bir şey yaptınız mı?

Yok henüz yapmadım. Aslında tartışmalar devam ediyor. Takip etmeye çalışıyorum da yapay zekadan biraz daha Transhumanizme (teknolojinin insan vücuduna bütünleştirip öyle kullanılması üzerine yoğunlaşma) evrildi. Heyecanla takip ediyorum. Yazmayı düşünüyorum ama sürekli akış olduğu için tam olarak ne yazabileceğimi de kararlaştırmış değilim. Bir bilinmezlik var yani.

“5 dolarlık lensle bilgiler insanları gözünün önünde akacak”

Bu mesele gerçekten ilahiyat camiasında tartışılıyor mu? Bunun bir alanı var mı? Yani ilahiyat dilinde buna bir anlam, alan veriliyor mu? Bir tarifi var mı? Hani fıkıh, tefsir veya hadis gibi… Teknoloji alanında ilahiyatçıların artık bununla yüz yüze gelip yoğun çalışmaları gerekiyordur herhalde değil mi?

Henüz yok. Kaleme aldığım makalemde biraz buna dikkat çekmeye çalıştım. İlahiyatçılar olarak bu tür konuları tartışmamız gerekiyor. Yeni okuduğun bir haberde ‘5 dolarlık bir lensle insanoğlunun gözünün önünde bilgiler akabilecek’ deniliyordu. Bu lensi takan bir kişi ve eğer namaz kılarken okunacak dualar gözünün önünde akarken bakıp okusa namazı geçerli olacak mı? İlahiyatçıların bunu tartışması lazım. Oysa namaz kılarken okunacak sürelerin ezbere okunması gerekiyor.

“Bu alanda üretim yapabilmek için biraz cesaret lazım”

Neden ilahiyat camiası bunu tartışmıyor? 

Henüz bu konuyla çok fazla ilgilenen ilahiyatçı yok. Tartışılmıyor da.

Bu konunun tartışılması için kimin ve kimlerin girişimde bulunması gerekiyor? 

Akademisyenlerin kendi inisiyatifleriyle bu alanda çalışma yapması lazım. Birilerinin ‘bu alandaki gelişmeler yakında hayatımızı etkileyecek’ demesi gerekiyor. Ancak olmuyor. Çünkü bizim fıkıh geleneğimizde sorun ortaya çıktıktan sonra çözüm üretme alışkanlığı var. Bu tür tartışmaların temellerini illaki geride arama sorunumuz var. O yüzden cesaret edilemiyor. İllaki hadiste, sünnette, büyük imamların görüşlerinde bu var mı yok mu denilerek bakılmak isteniyor. Tabii ki yine oralara dayandırmak gerekir aslında. Yeni yönelimleri dini temelden ve gelenekten koparmamak gerekiyor. Ama birilerinin de buna cesaret etmesi gerekiyor. Fakat bir türlü cesaret edilemiyor. Bu alanda üretim yapabilmek için biraz cesaret lazım. Yavaş yavaş da olsa hayat bunu dayatacaktır.

“Yapay zeka cinsel sapmaların kabullenmesine ve normalleşmesine neden olabilir” 

Dindarlar, muhafazakarlar bu konuya nasıl yaklaşacaklar? 

Bu işin biraz sosyolojik yönüne baktım. İlahiyat birçok alana bakıyor. Tefsir, fıkıh, hadis gibi alanlarda çalışanların bu topa girmesi lazım ki bu iş konuşulabilsin. Yoksa bu tartışma bir sosyolog ilahiyatçının konuya parmak basmasıyla tartışma yaşanmıyor. Olayın toplumsal yönüne baktığımda yakın gelecekte bu sorunla karşılaşacağımızı öngörüyorum. Olayın daha çok teşhis boyutundayız. Tedavisi nasıl olacak? O konunda gerekli mercilerin söz söylemesi gerekiyor ki bu tartışma devam edebilsin.

Makaleyi yazdığım dönemde Japonya’da 300’den fazla insanın robotlarla adeta bir evlilik hayatı yaşadıklarını seks objesi olarak kullandıklarını okumuştum. Yani 300’den fazla insan robotlarla yaşıyor ve cinsel gereksinimlerini bunlarla gideriyordu. Şimdi bu rakamın çok daha arttığını düşünüyorum. İleride daha da artacak. Kadın mahiyetinde robotlar ortaya konulacak. Bunun insanların hayatına gireceği muhakkak. Birkaç sene içerisinde bu karşımıza gelecek. Peki bu insanoğlu için uygun mu?

Yapay zekanın cinsellik ve toplumsal cinsiyet konusunda birtakım yeni süreçler ortaya çıkaracağı öngörülebilir. Eşcinsellik gibi dinlerin karşı çıktığı cinsel sapmaların yapay zeka kodlamalarında kendilerine yer bulması, toplumda kendiliğinde birtakım jest, mimik, ve imalarla engellenen bu tür yönelimlerin birden hayatın her alanında kendine yer bulabilmesi ve normalleşmesine neden olabilecektir

“İnsanların robotun yıkadığı cenazeleri kabullenemeyeceğini düşünüyorum”

Dindarları bekleyen ciddi bir tehlike olduğunu düşünüyor musunuz? 

Bu bir şekilde karşımıza geldiğinde kabullenmek zorunda kalabiliriz. Ancak insanoğlunun üremisi, çoğalması, aile hayatını idame ettirmesinde bunun barındırdığı tehlike var. Özellikle gençlerin yalnız yaşamaya meyilli olduğunu görüyoruz. Eğer kadın minvalindeki robotlar çoğalsa belki de birlikte yaşam yaygınlaşacak. Batı toplumu için çok büyük tartışma olmayabilir ama doğu toplumları için çok büyük bir tehlike bizi bekliyor.

Ancak insanların robotun yıkadığı cenazeleri kabullenemeyeceğini düşünüyorum. Belki acil özellikle şimdikine benzer salgın zamanlarında geçici bir çözüm olacaktır. Ama din hep insanların sosyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir mecraya yöneliyor. Öyle görünüyor. İnsanlar robotlardan bir şey beklemeyecekler. İnsanlar bir müddet sonra robotlara değil de yine insanlara ihtiyaç duyacaklar. Şu gördüğümüz süreç de onu gösterdi aslında. Biz aslında şu an insanı özlüyoruz. Yani evlere kapandık, telefonlara radyolara, televizyonlara yöneldik ama insanları, dışarıyı özlüyoruz. Bizim özlediğimiz aslında insan, muhabbet ve sohbettir.

Bu açıdan dinin daha önce insanlarla özdeşleşeceğini ve insanların daha çok din üzerinden birbirlerine olan sosyalleşme ihtiyaçlarını gidereceklerini düşünüyorum.

“Dinin dili güncellenmeli ve uygun cevaplar ortaya konulmalıdır” 

Peki son soru sizce bu konuda neler yapılmalıdır? 

Bunun için akademik camiada ve devlet kademelerinde yapay zekanın getirebileceği toplumsal buhranlar ele alınıp değerlendirilmelidir. Dinin bu buhranlara çözüm olabilecek varlığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Dini kurumlar tarafından da dinin yapay zekanın getireceği yenilikler ve ortaya çıkarabileceği sorunlara karşın uygun cevaplar ve çözümler ortaya konumalıdır. Din dile güncellenerek toplumun hizmetine sunulmadır.

Aksi halde dinin güncelliğini kaybetmesine ve tarihi bir kurum olarak algılanması tehlikesi baş gösterebilir. Aydınlanma dönemi olarak adlandırılan dönemin sonlarında görülen pozitivizm iddialarının ve düşünce yapısının tekrar ortaya çıkmasına mahal vermemek için din adamlarının ve dini kurumların yoğun çalışmalarına ihtiyaç vardır.

Independent Türkçe / Adem Demir