Dünya Sağlık Örgütü, Nepal varyantına ilişkin raporları inceliyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Kovid-19 ile mücadele özel temsilerinden biri dün (Pazar) yaptığı açıklamada, Kovid-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsünün dünya genelinde ortadan kaldırılması hedefinin şu anda mantıklı bir hedef olmadığını söyledi.

İngiltere haber ajansı PA Media’ya göre, WHO Kovid-19 özel temsilcisi Dr. David Nabarro, WHO’nun SARS-CoV-2’nin ilk kez Nepal’de görülen bir varyantının ortaya çıktığına yönelik raporlarını incelediğini açıkladı.

Dr. Nabarro “Enfeksiyon oranlarından yaşanan her ani artışta, virüsün mutasyona uğramış yeni bir varyantının ortaya çıkmış olabileceği akıllara geliyor. Zira bu şaşırtıcı bir durum olmaz” dedi. Geleceğin böyle olacağını söyleyen Nabarro, bunun nedeninin virüsün yakın zamanda yok olmayacak olması ve yeni varyantların ortaya çıkmaya devam etmesi olduğuna dikkati çekti. Dr. Nabarro insanlığın virüsün yayılmasını, vakaların artmasını ve hastalığın sıcak noktaların oluşmasını engellemek dahil olmak üzere bu virüsle nasıl yaşayacağını öğrenmek zorunda kalacağını açıkladı. Şu anda dünya genelinde virüsün ortadan kaldırılmasının mantıklı bir hedef olmadığını, insanların yakın gelecekte koronavirüs ile birlikte yaşamak zorunda kalacağını belirtti.

Bilim camiasının koronavirüs ile ilgili henüz cevaplayamadığı ancak yakın zamanda kesin bir şekilde yanıtlanması gereken sorular arasında, bu yıl aşının tam dozunu alan kişilerin, aşı üretim şirketleri yetkililerinin de olası gördüğü gibi, üçüncü bir doza ihtiyaç duyup duymayacakları yer alıyor.

Uzmanlar, bu sorunun nihai cevabının şu anda, Jakarta, Kahire, Meksika gibi dünyanın büyük şehirlerinde ve Batı ülkelerindeki kalabalık kamu alanlarında devam eden araştırmalarda ele alındığını söylüyor. Bu yerler, yoğunluk nedeniyle virüsün yoğun bir şekilde geniş çapta yayılma ve daha hızlı, daha öldürücü varyantların ortaya çıkma riskini iki kat fazla olduğu yerlerdir. Bu tür varyantların ortaya çıkması üçüncü doz aşıların uygulanmasını gerektirebilir.

Resmi durumu

Çalışmaların nihai sonuçları beklenirken WHO’nun resmi tutumu, üçüncü dozun sadece, aşı olan kişilerin bağışıklık hafızasının kaybedilmesi sonucu virüse karşı korumalarının zayıflaması nedeniyle enfekte olmaya başlamaları veya aşıları etkisiz bırakan ciddi mutasyon geçirmiş varyantların çıkması durumunda gerekli olacağı yönünde. Ancak uzmanların ihtimal dışı görmediği ikinci bir durumda ise, üçüncü dozları da yeterli olmayabilir, bu durumda influenzada olduğu gibi aşının tekrar yapılması gerekebilir.

Bu konuyu ilk gündeme getiren kişi, Pfizer/BioNTech aşısını geliştiren Alman BioNTech şirketinin kurucularından Uğur Şahin oldu. Şahin geçtiğimiz günlerde, vücutta üretilen antikorlarda olası bir azalma sonucunda, ikinci doz alındıktan 9 ay veya bir yıl sonra üçüncü bir aşı dozuna daha ihtiyaç duyulabileceğini belirtmişti. Daha sonrasında Moderna CEO’su Stephane Bancel de aşının üçüncü dozuna ihtiyaç olabileceğine yönelik açıklamalarda bulundu. İki yetkili tarafından yapılan açıklamalar, aşı olan kişilerin ikinci dozdan 9 ay sonra bağışıklık hafızasında bir azalma olduğunu gösteren çalışmalarının bulgularına dayanıyor. Ancak uzmanlar, söz konusu çalışmalar henüz yayınlanmadığı için bu açıklamalara dikkatli yaklaşılmasını istiyorlar ve şirketlere bu çalışmaların yayınlanması çağrısında bulunuyorlar.

İnsan bağışıklık sistemi

Geçtiğimiz hafta düzenlediği basın toplantısında açıklama yapan Avrupa İlaç Ajansı (EMA) sözcüsü “Mevcut verilere istinaden, üçüncü doza ihtiyaç yok çünkü aşıların oluşturduğu bağışıklık tepkisi virüsün tüm varyantlarına karşı etkili” dedi.

Uzmanlar, insan vücudundaki en karmaşık ve gelişmiş sistemlerden biri olan bağışıklık sisteminin, çeşitli seviyelerde virüslere karşı koruma sağladığını, antikorların bu korumalardan sadece biri olduğunu belirtiyorlar. Bu antikorların azalması vücudun koruma yeteneğini kaybetmesi anlamına gelmiyor. Virüsün vücuda girmesi durumunda, bağışıklık hücreleri ilk enfeksiyondan yıllar sonra bile söz konusu virüse karşı antikor üretebiliyor. Uzmanlar vücudun genellikle hepatit virüsü ile enfeksiyondan yıllar sonra antikorlarını kaybettiğini ancak hücresel hafızanın gerektiğinde antikor üretmek üzere bu yeteneğinin koruduğuna dikkati çekiyorlar. Çalışmalar, 2002 yılında SARS virüsü ile enfekte olan kişilerin virüse karşı hala etkili antikorlar üretebildiğini gösteriyor.

Fransa geçtiğimiz günlerde, önlem olarak kanser hastalarına, organ nakli olan kişilere ve bağışıklık sistemi zayıf olanlara üçüncü doz aşı vermeye karar verdi. Ancak uzmanlar, bu adım için daha erken olduğunu söylüyor. Bilim camiasında baskın görüş şu anda kullanılan aşıların oluşturduğu bağışıklık tepkisinin virüsün bilinen tüm mutasyonlarına karşı yeterli olduğu yönünde olsa da gelecekte ortaya çıkabilecek mutasyonlara karşı aşıların etkinliğinin nasıl olacağına yönelik tartışmalar hala devam ediyor. Uzmanlar, virüs günden günde daha geniş çapta yayılmaya devam ederse ve yüz milyonlarca vakada milyarlarca kez çoğalırsa, mevcut aşıların karşı karşıya kalamayacağı yeni varyantının ortaya çıkmasının neredeyse kesin olduğunu düşünüyorlar.

Yüksek mutasyon yeteneği

Viroloji uzmanı Alberto Campo “Şimdiye kadar fark ettiğimiz şey, Kovid-19’un neredeyse influenza virüsünün sahip olduğu kadar yüksek bir mutasyon kabiliyetine sahip olduğu ve her çoğalmada genetik materyalini oluşturan onlarca birimin değiştiğidir. Bu durum, virüse hızla yayılma ve virüsü atlatma imkanı verir. Yeni varyantların ortaya çıkması ile aşıları her yıl veya iki yılda bir uyarlamamız gerekeceğini düşünüyorum” diyor.

Ancak diğer uzmanlar, yeterli aşının üretilmesi ve herkese uygulanması ile dünyanın yeni varyantların ortaya çıkmasını engellemesinin hala mümkün olduğunu düşünüyorlar. Zira aşılama virüsün mutasyonlara uğramasına engel olur. Bu da enfeksiyonlar çok hafif şiddetli ve düşük viral yüke sahip olmasına neden olur. Avrupa Komisyonu iki hafta önce, epidemiyolojik sahnenin gelecekte yol açabileceği durumlara hazırlık olarak 2023 yılına kadar 900 milyon doz Pfizer/BioNTech aşısı satın alma sözleşmesi imzaladığını duyurdu. Gerekli olması halinde bu miktarı iki katına çıkarma imkanı olduğu belirtildi.

Ancak WHO uzmanları, zengin ülkelerin aşı satın almada acele etmesinin, gelişmekte olan ülkeleri ve yoksul ülkeleri aşısız bıraktığı konusunda uyarıda bulunuyor. Uzmanlar Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika gibi aşı sıkıntısı çeken büyük ülkelerde yeni varyantların ortaya çıkmasının tesadüf olmadığını belirtiyorlar. Ayrıca İngiltere varyantı da aşı üretiminin geniş çapta yayılmasından önce ortaya çıkmıştı.

Şarku’l Avsat